Günaydın 1K...
Günaydınlarrr sevgili okurlar. Sesli ileti gönderme özelliği olsaydı, bugün günaydın mesajımı sizlere sesimle göndermek isterdim… Bugününüz önce sağlıkla, sonra huzurla, mutlulukla ve size güzel dersler bırakacak anlarla dolu geçsin. Nedense bugünün bambaşka bir enerjisi var. O yüzden bugünün melodisi, Mr. Bean Animasyonunun giriş jeneriği olsun. TEKRARDAN GÜNAYDINNN!!☀️🤍🎶
1000Kitap
Öyle çok kırıldım, öyle çok hayal kırıklığına uğradım ki… önce bedenim değişti, sonra düşüncelerim. İçimde susturduğum her şey zamanla yüzüme, ruhuma, uykularıma yansıdı. Ama bütün o karanlığın içinden geçerken fark etmeden güçlendim. Eskiden beni yıkan şeyler şimdi sadece kim olduğumu hatırlatıyor. Çünkü insan en derin yaralarından sonra ya tamamen kaybolur… ya da bambaşka, daha güçlü biri olarak yeniden doğar.”
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
​"Allah 'Ol' der ve son anda o top ağlarla buluşur... ​Umut bitti sanırsın; tribünler susar, nefesler tutulur. Bir dua yükselir arşa, zaman donar, kalp derinden aşkla vurulur. Ve topa değen son çaba, kaderin yazdığı o ağlara kavuşur. Yeniden yazılır aşk; sevda, sahanın yeşiline umutla savrulur. ​İşte o an hayat durur, sonra bambaşka bir şevkle yeniden başlar. Sevinç gözyaşına karışır, sokaklar bayram yerine ulaşır. 'Ol' dersin, olur; inananın zaferi asla yarım kalmaz, Çünkü son düdüğü çalan da, oyunu kuran da O Ebedî Sevgili’dir.. ___ /Güven Taşdemir
Edebiyat
ihtimallerin heyecanına üzülüyorum
normalde okuduğum kitaplardan ya da karşıma çıkan metaforlardan aklımda kalan düşünceleri birkaç satırlık notlar hâlinde yazar geçerim. fakat sylvia plath’in incir ağacı metaforu bende kısa bir kenar notundan daha fazlasını uyandırdı. bu kez yalnızca altını çizdiğim cümleyi değil, o cümlenin bende açtığı düşünceyi de kaydetmek istedim. belki yıllar sonra bu sayfaya tekrar döndüğümde aynı fikirde olmayacağım. belki incir ağacına bambaşka bir gözle bakacağım. düşüncelerimi dondurmak için değil, zaman içindeki değişimimi görebilmek için yazıyorum. sylvia plath’in incir ağacı metaforu çoğu zaman “çok fazla seçenek arasında kalmak” olarak yorumlanıyor. oysa ben ağacın altında duran esther’in en büyük korkusunun seçeneklerin fazlalığı olmadığını düşünüyorum. asıl korku, uzandığı incirin yanlış incir olması ve o anda diğer bütün ihtimallerin sonsuza kadar yok olması. insan yalnızca bir seçim yapmaz, aynı zamanda sayısız olasılıktan vazgeçer. belki de bu yüzden çoğumuz hayatımızdaki önemli kararları geri döndürülebilir bırakmaya çalışıyoruz. bir kapıyı tam anlamıyla kapatmıyoruz. “olmazsa geri dönerim.” düşüncesi, seçimin ağırlığını hafifletiyor gibi geliyor. fakat bunun görünmeyen bir bedeli var. sürekli açık bırakılan kapılar, insanın hiçbir odaya gerçekten yerleşmesine izin vermiyor. belki de plath’in incirleri tek tek düşerken anlatmak istediği şey tam olarak buydu. hayat biz karar vermeyi beklerken durmuyor. zaman, bizim yerimize seçim yapıyor. ve bazen hiçbir şey yapmamak da, en az bir şey yapmak kadar kesin bir karar hâline geliyor. yine de bunun çözümünün korkusuzca seçim yapmak olduğunu düşünmüyorum. çünkü insanın korkması çok doğal. ben de her şeyi okumak, her şeyi öğrenmek, her ihtimali değerlendirmek istiyorum. dünyada okuyamayacağım kadar çok kitap,
Ve her şey hızla yetişti sonra Sarı bir günün kahverengi yarınına. Yıkılmış bir ağacın üstünde yıllarca oturdum da Gözleri avına benzeyen bir avcıydım sanki Ağaç da çürümüş zaten Kazımış, oymuş bir yerlerinden gelip geçen onu Ağaç mı, içi yıllarla dolu bir kutu mu Çözmek için mi acaba içlerindeki bir gizi -Gizi mi, bir giz gereksinmesini mi- Yoklamışlar orasından burasından Kim bilir. Ama sessizlikten başka ne bulmuşlar Önemsiz bir iki anıdanbaşka Ya insan kılığında ya da bir dekor taşkınlığında Sorarım ne bulmuşlar Çoktan yeni bir umuda dönüşmüştür onlar da Anılar. Oysa bambaşka şeyler olmalıydı ağaçta Kazılmış, oyulmuş yerlerinde ağacın Buruk mayhoş, daha çok da bir zehir tadındaki Bir şeyler olmalıydı. Ve sanki Yıllar var ki saklamışım orda ben Saklamışım anlaşılan Odasında yapayalnız doğuran bir kadının Dışa vurmak istemediği Ya da pek gereksinmediği
Şiir
"Burada birbirimizi bulmadan önce aynı âlemlerde yaşıyormuşuz fakat bambaşka yollardan yürümüşüz."
Edebiyat