Deli Gömleklerinizi Kuşanın, Zamanın Dışına Çıkıyoruz
10/10
·339 syf.··
Beğendi
·
2026 148. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 17:29
SPOİLER OLDUKÇA FAZLA !!!!!! Nereden başlayacağımı pek bilmiyorum açıkçası. Bu sene kitap incelemesi yazmayacağımı söylemiştim kendime ama galiba en çok inceleme yazdığım yıllardan biri oldu. Yıldız Gezgini de hakkında birkaç şey söylemeden geçemeyeceğim kitaplardan biri. Öncelikle kitabın diliyle başlamak istiyorum. Çünkü kitaba başlamadan önce okuduğum yorumların büyük kısmında dilinin ağır olduğu, bazı bölümlerin zor ilerlediği yazıyordu. Açıkçası ben aynı şeyi hissetmedim. Tam tersine, Jack London'ın kalemine hayran kaldım. Evet, kitap ölümden, bilinçten, geçmiş yaşamlardan ve insan ruhundan bahsediyor; yani oldukça büyük konuların peşine düşüyor. Ama bunu yaparken hiçbir zaman okuru yormuyor. Bir bölümde San Quentin'in karanlık hücresindesiniz, birkaç sayfa sonra çölün ortasında susuzluktan kırılan küçük Jesse'nin peşinden gidiyorsunuz, ardından kendinizi Kore saraylarında buluyorsunuz. Kitap sürekli yer ve zaman değiştiriyor ama buna rağmen akıcılığından hiçbir şey kaybetmiyor. Kitabımız ,Darrell Standing adında bir profesör var,onun San Quentin Hapishanesi'nde idamını beklediği günlerde başlıyor. Ama açıkçası Darrell ilk başta çok sevdiğim bir karakter olmadı. Oldukça gururlu, inatçı ve başına buyruk biri. Zaten hapishane yönetimiyle sürekli çatışmasının sebebi de biraz bu. Özellikle gardiyanlarla yaşadığı gerilim daha ilk sayfalardan hissediliyor.Sonra işler giderek sertleşiyor. Darrell'a uygulanan deli gömleği cezası kitabın yönünü tamamen değiştiriyor. Başlarda bunun sadece bir hapishane hikâyesi olacağını düşünmüştüm. Hatta Jack London'ın daha çok sistem eleştirisi yaptığı bir roman okuyacağımı sanıyordum. Sistem eleştirisi elbette var; San Quentin oldukça karanlık ve acımasız bir yer olarak çiziliyor. Deli gömleği sahneleri ise kitabın en vurucu yerlerinden
1000Kitap
Yıldız GezginiJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,3bin okunma
8/10
·238 syf.··
2026 15. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 07:36
Herkese merhaba Puslu Kıtalar Atlası, okurken beni hem zorlayan hem de etkileyen kitaplardan biri oldu. İlk bölümlerde olayları ve karakterleri anlamakta güçlük çektim. Hatta zaman zaman ne anlatıldığını kaçırdığımı düşündüm. Ancak sayfalar ilerledikçe romanın parçaları yavaş yavaş birleşmeye başladı ve kitabın asıl gücünün burada olduğunu fark ettim. En sevdiğim yanı, olayların tahmin edilemez olmasıydı. Her bölümde farklı karakterlerle karşılaşıyor, her karakterin hikâyeye ayrı bir renk kattığını görüyorduk. Başta birbirinden bağımsız gibi görünen olayların ve kişilerin sonunda ustalıkla birbirine bağlanması beni oldukça etkiledi. Bünyamin'in kendi ölümünü görmesi, bazı bilimsel ve matematiksel çözümlemeler, Kehanet Aynası bölümü, Ebrehe ve Zülfiyar karakterleri ve romanın son kısmı hafızamda en çok yer eden bölümler oldu. Özellikle Uzun İhsan Efendi'nin yaşadıkları beni derinden etkiledi. Son bölümde Bünyamin'e yazdığı mektup ise kitabın en güzel kısmıydı. Bütün bu karakterlerin neden ve nasıl var olduğunu anladığımda kitap bambaşka bir boyut kazandı. O noktada roman sadece bir macera hikâyesi olmaktan çıkıp daha duygusal ve düşündürücü bir hâl aldı. Kitap boyunca sıra dışı olaylarla karşılaşsak da beni asıl etkileyen şey, rüya ile gerçek arasındaki sınırın sürekli belirsizleşmesiydi. Roman, okura kesin cevaplar vermek yerine sorular sordurmayı tercih ediyor. Bu yönüyle kitabı bitirdikten sonra bile üzerine düşünmeye devam ettim. Ayrıca İhsan Oktay Anar'ın dili de romanın atmosferini güçlendiren en önemli unsurlardan biriydi. İlk başta alışması zor olsa da, ilerledikçe o özenli, süslü ve zengin anlatımın hikâyeye çok yakıştığını düşündüm. Kitabı bitirdiğimde aklımda sadece olaylar değil, hissettirdiği düşünceler de kaldı. Özellikle “Dünyadaki en büyük
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,7bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·88 syf.··
2026 55. kitabı
Kiraz Hanım’ın Mutfağı, her ne kadar çocuklar için yazılmış üç öyküden oluşsa da yetişkin bir okur olarak okunduğunda insana hayal gücünün ne kadar değerli olduğunu hatırlatan sıcak bir kitaptır. Sylvia Plath’ın kendi çocukları için kaleme aldığı bu öykülerde, sıradan görünen eşyalar ve günlük olaylar bambaşka bir dünyanın kapısını aralar. Kitabı okurken en çok dikkat çeken şey, basit olayların neşeli ve yaratıcı bir anlatımla sunulmasıdır. Mutfaktaki eşyaların görev değiştirmesi gibi sıra dışı fikirler, çocukların gözünden dünyaya bakmanın ne kadar eğlenceli olabileceğini gösterir. Yetişkin bir okur olarak bu kitaptan çıkarılabilecek en önemli duygu, günlük hayatın koşuşturması içinde kaybettiğimiz merak ve hayal etme becerisidir. Kitap büyük dersler vermeye çalışmaz; bunun yerine okura kısa süreliğine de olsa çocukluğun özgür ve renkli dünyasına dönme fırsatı sunar. Genel olarak Kiraz Hanım’ın Mutfağı, derin bir kurgu arayan yetişkinler için değil; içini ısıtacak, yüzünde tebessüm bırakacak ve çocukluğunu hatırlatacak kısa bir okuma arayanlar için oldukça keyifli bir eserdir. Hayal gücü, neşe ve masumiyet kitabın temel duygularını oluşturur.
Kiraz Hanım'ın MutfağıSylvia Plath · Kırmızıkedi Yayınevi · 2015403 okunma
Çarkların dişleri arasında bir yaşamla nasıl mücadele edilir?
7/10
·328 syf.·
2026 13. kitabı
Rachel Kushner, 1968 doğumlu Amerikalı bir yazar. California Üniversitesi’nde Siyasal İktisat okuduktan sonra Columbia Üniversitesi’nde yaratıcı yazarlık eğitimi almış. Genellikle siyasi gelişmeleri, toplumsal sorunları ve farklı alt kültürleri eserlerinde ele almayı tercih ediyor. İlk romanı "Küba’dan Teleks (2008)" ile dikkat çeken yazar, 70'lerin sanat ve siyaset dünyasını işlediği "Alev Püskürtenler (2013)" ve ABD hapishane sistemini anlattığı "Salon Mars (2018)" kitaplarıyla tanınıyor. Son olarak "Creation Lake (2024)" adlı romanı yayımlanan yazar, kariyeri boyunca Booker, Ulusal Kitap Ödülü, Fransa'nın saygın Prix Médicis gibi prestijli edebiyat ödüllerinde finale kalmış. Gerçekçi gözlemleri ve toplumsal konulara yaklaşımıyla günümüz edebiyatının dikkat çeken isimleri arasında yerini bulmuş. Ayrıca, Kushner’ın yalnızca bir romancı değil, aynı zamanda çok güçlü bir deneme yazarı olduğunu da belirtmek isterim. Yazarın "The Hard Crowd: Essays 2000–2020 (2021)" adlı yirmi yıllık siyaset, sanat, müzik, adalet sistemi ve kişisel anılarını içeren ödüllü deneme derlemesi ve "The Strange Case of Rachel K (2015)" adında yayımlanmış bir kısa öykü derlemesi de bulunuyor. Kushner ile ilgili bir diğer önemli ve dikkatimi çeken detay ise kitap yazarken adeta bir gazeteci gibi derin araştırmalar yapması oldu. Çünkü "Salon Mars" romanını yazabilmek için yıllarca Kaliforniya'daki kadın hapishanelerini ziyaret etmiş, mahkumlarla ve gardiyanlarla görüşmeler yapmış. Yeni romanı "Creation Lake" için ise Fransa'nın kırsalındaki aktivist komünleri ve mağara tarihini yerinde incelemiş. Bu bakımdan araştırmacı yönünü takdir ettim. "Salon Mars", Amerika’daki kadın cezaevi sistemini, yoksulluğu ve hukuk sisteminin açıklarını birçok karakterin kesişen hayatları üzerinden anlatmaya çalışan bir
Edebiyat
Salon MarsRachel Kushner · Siren Yayınları · 2024193 okunma
Puan vermedi·65 syf.··
2026 21. kitabı
“Tanıdığım biri leylak çalısıdır.” Bir kitaptan bu kadar etkilenilir mi? Etkileniliyormuş. Çocuklar için felsefe denince çoğu kişinin aklına zor sorular, karmaşık düşünceler geliyor. Oysa Matthew Lipman, Tavşan Can’ın dünyasında bize bambaşka bir kapı açıyor. Soruların peşinden gitmenin, düşüncelerle kavga etmek yerine onlarla dost olmanın ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatıyor. Bu incecik kitap, sayfa sayısından çok daha büyük bir yere sahip. Çünkü yalnızca çocuklara değil, büyürken bazı sorularını bir kenara bırakmış yetişkinlere de sesleniyor. Tavşan Can’ın içsel yolculuğunu okurken bir noktada kendinizi de düşünürken buluyorsunuz. Bazen bir çocuk kitabı, kalın kalın kişisel gelişim kitaplarının anlatamadığını birkaç cümleyle anlatabiliyor. Ben Tavşan Can’dan çok şey öğrendim. Belki siz de bir yerlerde kendi leylak çalınızı bulursunuz... Matthew Lipman- Tavşan Can Düşünceleriyle Barışıyor @hemdem.okur
Çocuklar İçin Felsefe: Tavşan Can Düşünceleri ile BarışıyorMatthew Lipman · Epsilon Yayınevi · 202410 okunma
9/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 23:16
Bazı kitaplar vardır, bittiğinde sadece hikâyesi değil, bıraktığı duygu da sizinle kalır. Algernon’a Çiçekler benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Kitabın başında Charlie’nin dünyayı algılayış biçimini okurken içimde sürekli bir burukluk vardı. Yazım hatalarıyla dolu raporlar, anlamlandıramadığı olaylar ve insanların ona karşı davranışları beni daha ilk sayfalardan etkiledi. Sonrasında zekâsının hızla gelişmesini, dünyayı bambaşka bir gözle görmeye başlamasını büyük bir merakla takip ettim. Bir insanın zihnindeki değişimi bu kadar güçlü hissettiren çok az kitap okudum. Charlie’nin giderek dâhileşmesi heyecan vericiydi ama aynı zamanda yalnızlaştırıcıydı da. İnsan ilişkilerinin, mutluluğun ve bilginin aslında ne kadar karmaşık şeyler olduğunu onunla birlikte keşfettim. Kitabın en etkileyici yanı ise zekânın artışından çok, Charlie’nin yaşadığı duygusal dönüşümdü. Ve sonra… kaçınılmaz sona yaklaşırken içimde büyük bir hüzün oluştu. Charlie’nin eski hâline dönüş sürecini okumak gerçekten yüreğimi sıktı. Sayfaları bırakmak istemedim; bir yandan ne olacağını merak ederken bir yandan da olacakları bilmek istemiyordum. Uzun zamandır beni bu kadar içine çeken, soluksuz okuduğum bir kitap olmamıştı. Zekâ, insanlık, sevgi, yalnızlık ve yaşamın anlamı üzerine düşündüren; okuduktan sonra da etkisi uzun süre geçmeyen bir eser. Benim için unutulmayacak kitaplardan biri oldu.
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,7bin okunma