Bu tam olarak inceleme sayılmaz sadece naçizane fikrimi belirteceğim. Yazım dili ve akışı çok güzel sanki karşılıklı konuşuyormuşsun gibi hissettiriyor. Ama yazdıkları bana hep sosyal medyadan bildiğimiz her yerde görüp okuduğumuz sürekli duyduğumuz şeyler. Ben bundan hoşlanmadım o yüzden beni pek sarmadı. Ama okuyacak olanlara iyi okumalar dilerim.
İnceleme
Kendine Hoş GeldinMiraç Çağrı Aktaş · Olimpos Yayınları · 201912,5bin okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2026 16. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 22:55
Ayfer Tunç'un ilk olarak Dünya Ağrısı kitabını okuyup beğenince diğer kitaplarını da merak ettim. Ardından Kapak Kızı, Yeşil Peri Gecesi ve Osman kitaplarını çok zorlanarak okudum. Annemin Uyurgezer Geceleri kitabı ile final yaptım. Ayfer Tunç okumalarını sonlandırıyorum. Dünya Ağrısı kitabını çok sevdim, onu ayrı tutuyorum. Ama diğerlerini çok zorlanarak bitirdim. Uzun zamandır kitap okurken bu kadar zorlanmadım. Buna rağmen bitirmek için gayret ettim. Sevmeme nedenlerime gelirsem: 1. Kitaplarda merak unsuru yoktu. 2. Çok fazla gereksiz ayrıntılar ve geçmişe dönüşler var. 3. Gereğinden fazla uzatılmış. 4. Hiçbir kahramanla özdeşim kuramadım ve kitaptaki hiçbir duygu bana geçmedi. 5. Fazla dramatik buldum. Bundan sonra ne yazarsa yazsın merak etmeyeceğim bir yazar. Seveni çok ama benim yazarım kesinlikle değil. O kadar çok sıkıldım ki bir süre kitap okumak istemiyorum.
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,2bin okunma
Reklam
Puan vermedi·%63 (153/240 syf.)·
Merhaba vegan değilim ve kitabı hayvan hakları hakkında bilgimi geliştirmek istediğim için aldım. incelememi kısmen ortalardayken yazacağım belki ikinci bir tane daha eklerim. Öncelikle kitabın ilk 90 sayfası veganlığı diğer insanlara anlatmak üzere iletişim tavsiyeleri veriyor burasının bana henüz çok bir katkısı olmadı ancak ikinci bölümde düşük gelirli topluluklarda vegan aktivizmi üzerine ilginç yazılar var. Özellikle eklenen Türkiye'de dezavantajlı gruplarda vegan aktivizmi kısmını çok başarılı buldum eksiksiz bir şekilde her noktaya değinmişler, işte altyapı eksikliği olsun, bizim kültürel olarak bu ideolojiye uzaklığımız olsun vb. Daha ileri kısımlarda hoşuma gitmeyen iki nokta oldu öncelikle birincisi: ben köpeklerin (fırsatçı etçiller) ve kedilerin (ya da herhangi beslediğiniz et tüketen bir hayvanın) böyle bir etik duruşta bulundurulmasına gerek olduğunu düşünmüyorum. Köpekler için beslenme cinsten cinse tartışılır olsa bile kedilerde taurin aminoasidi yetersizliği körlüğe ve kardiyomiyopatiye sebep olabilir. Taurin dediğim aminoasit ise çok yüksek oranlı bir şekilde hayvansal besinlerden elde edilir. Kısacası herhangi bir kedinin hayvansal gıdadan arı bir diyetle beslenmemesi gerekiyor. İkinci muhalefet olacağım nokta ise sayfa 149da iki sunucunun arasındaki muhabbet üzerine. Öncelikle tartıştıkları konu 2014te Robinson adındaki bir adamın kedi tekmeleyerek kamuoyunda infiale sebep olması üzerinedir. Sunucu 1, sunucu 2'ye şu ifadeyi kuruyor "sen et yediğine göre başka hayvanların ölümünde doğrudan rol alıyorsun o zaman robinsondan neden daha beter olmayasın?" İnsanın kediye duyduğu empati ve yediği hayvana duyduğu empati doğduğu anda gelmedi, bin yıllar süren bir süreç sonucunda şekillendi ve genetiğine işledi. Kediler ve köpekler evcilleştikleri süre
Hayvan Haklarını SavunmakGary L. Francione · Yeni İnsan Yayınevi · 20244 okunma
7/10
·144 syf.··
2026 48. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 22:39
Selamlar. Georgi Gospodinov'dan okuduğum ikinci kitap bu öyküleri oldu. Tanıştığım Bahçıvan ve Ölüm kitabını beğensem de bu kitabını ortalama buldum. Belki de benim çok öykülerle haşır neşir olmadığımdandır, bilemiyorum. Öncelikle, Ve Her Şey Aya Büründü 139 sayfa olmasına rağmen bir oturuşta bitirilebilecek kitaplardan. Yazarın kalemi, samimi bir üslupla, doğal bir sohbet havasında kendini gösteriyor. O yüzden zor kitapların ardından rahatlıkla okuyabileceğiniz bir eser. İçerisinde 19 öykü karşılıyor bizi. Ölümün, sevginin, baba özleminin, yalnızlığın, özlemin var olduğu öyküler bunlar. Bu öyküler içerisinde 'Baba Edinme' adlı öyküyü bir çok sevdim. Hikâye, anlatılan duygu, o özlem çok güzel geçti bana. Onun dışında çok da beğendim dediğim bir öykü olmadı maalesef. Özgün bir kalem, farklı bakış açısıyla yazılmış öyküler ve samimi bir üslup seviyorsanız seversiniz bence. Altını çizdiğim, çok beğendiğim cümleler olsa da genel anlamda mutlaka okuyun dediğim bir kitap olmadı benim için. Yine de keyifli okumalar diliyorum.
Edebiyat
Ve Her Şey Aya BüründüGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 2026130 okunma
10/10
·400 syf.··
2026 35. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 22:35
El Kızı’nı büyük bir ilgiyle okudum. Roman boyunca karakterlerin yaşadığı yalnızlık, çaresizlik ve aidiyet arayışı bana derinden geçti. Orhan Kemal, aile içindeki çatışmaları ve insanların birbirlerine karşı bazen ne kadar acımasız olabildiğini çok gerçekçi bir şekilde anlatmış. Özellikle kadın karakterlerin yaşadığı zorluklar, dönemin toplumsal yapısını daha iyi anlamamı sağladı. Akıcı dili sayesinde kitabı sıkılmadan okudum ve kendimi adeta hikâyenin içinde hissettim.
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,4bin okunma
Bir Çocuğun Kalemiyle İnsanlığın Yüzüne Çarpan Tokat
9/10
··
Beğendi
Bazı kitaplar vardır, okursun ve bitirirsin. Bazıları ise biter ama içinden çıkamazsın. Anne Frank’in Hatıra Defteri benim için tam olarak böyle bir kitap oldu. Kitabı kapattığımda elimde sadece bir günlük yoktu; yarım kalmış bir çocukluk, susturulmuş bir ses, büyümesine izin verilmemiş bir kız çocuğu ve insanlığın en karanlık tarafıyla yüzleşmiş bir kalp vardı. Anne Frank’i okumak, sadece savaş döneminde saklanan Yahudi bir kızın yaşadıklarını öğrenmek değil. Onun odasına, korkularına, hayallerine, öfkelerine, kıskançlıklarına, umutlarına ve çocukça inatlarına misafir olmak demek. Bu yüzden kitap beni çok sarstı. Çünkü Anne bir tarih figürü gibi değil, kanlı canlı bir insan gibi duruyor karşında. Bazen çok zeki, bazen kırılgan, bazen öfkeli, bazen umut dolu, bazen de sadece anlaşılmak isteyen küçücük bir kız. Bu kitabı okurken beni en çok etkileyen şey, Anne’in yaşına rağmen dünyayı anlama biçimi oldu. O küçücük saklanma yerinde, ölüm korkusunun gölgesinde bile kendini, insanları, ailesini, hayatı ve geleceği düşünmeye devam ediyor. Dışarıda savaş var, nefret var, yakalanma ihtimali var; ama Anne’in içinde hâlâ yazma isteği var. Hâlâ güzel şeylere inanma çabası var. Hâlâ bir gün özgürce yaşayacağına dair inancı var. İşte insanı en çok burası yıkıyor. Anne beni ağlattı. Bunu süslü bir cümle olsun diye söylemiyorum. Gerçekten bazı sayfalarda durup nefes almak zorunda kaldım. Çünkü onun yazdıkları sadece acıklı olduğu için değil, çok gerçek olduğu için can yakıyor. Günlüğünde büyük laflar etmeye çalışan biri yok. Kendini kahraman gibi göstermeye çalışan biri yok. Anne bazen annesine kızıyor, bazen babasına sığınıyor, bazen kendini yalnız hissediyor, bazen âşık oluyor, bazen haksızlığa uğradığını düşünüyor. Yani aslında büyüyor. Biz onun büyümesini satır satır
1000Kitap
Anne Frank'ın Hatıra DefteriAnne Frank · Avni İnsel Kitabevi · 19588,9bin okunma
Reklam
Reklam