Romanın yazarı Umut Mustafa Göçmen'in Okurlarıyla Buluşması
Puan vermedi·136 syf.·
2026 1. kitabı
Romanın yazarı Umut Mustafa Göçmen'in Okurlarıyla Buluşması (11.04.2026) Verev Ropdöşambr ile Yarım Röveşata 1) Soru: Bu romanın ilk kıvılcımı tam olarak neydi; bir görüntü mü, bir cümle mi, yoksa içini kemiren bir bunalım mı? Cevap: Kanımca kıvılcım diye etiketlediğiniz hadise öyle sinematik bir sekans sanılmamalı... İlham anı, her zaman karanlık odada bir anda kendiliğinden yaşanmaz. Uzun zamandır insanın kendi hislerini kendi cebinde taşımadığını düşünüyordum. Millet anahtarını, cüzdanını, ahlakını, vakarını düşürür de yolda bulur; tamam. Peki insan niçin hüznünü bile dışarıya emanet eder? Niçin öfkesini taksitle yaşar? Niçin sevinci bile kampanyalı ürün gibi kullanır? Evvela bu sorular musallat oldu. Sonra kendi aralarında çoğalıp, beni usul usul ite kaka bir dükkânın önüne kadar getirdiler. Kapısında tabela vardı: His İşleri. Ben de içeri girdim. Çıkamadım. 2) Soru: His İşleri Dükkanı fikri bugünün dünyasına bayağı sert bakıyor. Orası bir metafor mu, yoksa düpedüz yaşadığımız hayatın abartılmış hali mi? Cevap: Abartılmış halinden çok, üstündeki örtünün çekilmiş hali diyelim. İnsan bugün her şeyi ölçmek, sınıflamak, satmak, kiralamak, devretmek istiyor. Böyle bir çağda duyguların bundan muaf kalacağını düşünmek saflık olurdu. Kederin muhasebeleştiği, öfkenin pazarlanabildiği, aşkın kendi reklam metnini yazdığı bir düzende yaşıyoruz. O dükkân biraz bu yüzden var. Bir yandan absürt, bir yandan fazla tanıdık. Okur gülsün diye değil; ağlanacak haline gülünce, niye güldüğünü sorgulasın diye kaleme aldım bu romanı. 3) Soru: Yarım Röveşata çok güçlü bir figür. Onu iç ses diye mi düşünmeliyiz, yoksa anlatıcının başına bela olmuş başka bir bilinç olarak mı? Cevap: İç ses demek biraz steril kalıyor. İç ses sanki kişisel gelişim kitabından çıkmış gibi duruyor. Oysa bu daha çapraşık bir şey.
1000Kitap
Verev Ropdöşambr ile Yarım RöveşataUmut Mustafa Göçmen · Theseus Yayınevi · 20259 okunma
merhabalar
7/10
·406 syf.··
Beğendi
·
2025 105. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 24 Kasım 2025 06:49
“Banko”, hem karakter derinliği hem de toplumsal arka planı bakımından düşündüren, sürükleyen ve insana kendini sorgulatan bir roman. Özellikle psikolojik çözümleme, gerçekçi karakter inşası ve sade ama etkili anlatım sevenler için oldukça tatmin edici bir okuma deneyimi sunuyor. Açıkçası ilk kitap daha iyiydi.
BankoHenri Charrière · E Yayınları · 2010768 okunma
Reklam
8/10
·406 syf.··
2025 9. kitabı
“Hayatta her şeyden önce önemli bulunan tek şey kendini hiç yenik saymamak ve her yenilgiden sonra baştan başlamak.Hayat öyle garip ki başa gelen her kötülüğü yine sevginin gücü yeniyor. Kelebeğin en büyük şansı onu çok seven ve hayattaki her savaşında onun yaninda duran biriyle tanışması ... Kitabı okurken uygarlık ve gelişmişlikler üzerine tekrar tekrar düşünüyorsunuz...Fransa’nın insanlık dışı ceza sisteminde acı çeken insanların Venezuela'da hayata yeniden tutunma,kabullenilme süreçlerini anlatıyor... Kitabın küçük bir bölümünde Simone De Beauvoir ile denk gelişleri birlikte çay içip sohbet etmeleri beni ayrica etkiledi…” Henri Charrière Banko Viye
BankoHenri Charrière · E Yayınları · 2010768 okunma
Bekle Beni
7/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2025 40. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2025 21:40
Sevdalım Hayat Kaplanın Sırtında Zülfü Livaneli Zülfü Livaneli benim banko yazarlarımdan biridir. Kalemiyle beni dinlendirir, o güzel diksiyonuyla onun sesinden okurum sanki kitabı. Tüm külliyatını bitirmem ki, çok bunaldığımda sığınacağım bir Livaneli’m olsun… Bir Monte Cristo ve yaz yorgunuyken dedim ki işte geldi Livaneli zamanı.. Kaplanın Sırtında’ya böyle başladım. Romanda Sultan Abdülhamid’in h’al edildikten sonra Selanik’te yaşadığı sürgün hayatı; eşleri ve çocukları ile olan ilişkisi konu alınıyot; bir yandan da gençliği, hayalleri, amcası Sultan Mahmud ile Avrupa gezisi, siyasi ilişkileri, yaşamındaki gelgitleri, yaşadığı “haklı”vehimlerin kaynağını bizzat kendinden öğreniyoruz. Kaplanın Sırtında gerek gerçek tarihi kaynaklardan yararlanılarak yazılması gerek Abdülhamid ve “istibdat” dönemine farklı bir perspektiften baktırmasıyla çok beğendiğim, çok keyifle okuduğum, bana çok şey katan bir eser oldu. Veeee ben Kaplanın Sırtında’yı okurken Bekle Beni’nin yayın haberi geldi.. 68 kuşağı aydınlarından Selim ve Leyla’nın yaşadığı dayanılmaz acılar, baskı, şiddet, işkence ve sürgünler içinde birbirlerine duydukları özlemi ve kaygılarla dolu mektuplaşmaları oluşturuyor romanı. Bekle Beni, çok keyifle bit çırpıda okunan, siyasi dram, hayal kırıklıkları ve travmalarla dolu, çok etkileyici bir roman. Ama, benim için ama’ları çok.. Öncelikle tüm reklamlarda “bir aşk romanı” olarak tanıtılıp ön plana çıkarılan bu roman bir aşk romanı değil; daha çok Livaneli’nin Z kuşağına ortak siyaset ve hukuk eksikliği cenderesinden geçtiklerini anlatan,siyasi yönü çok baskın bir sol manifest kitabı gibi. Ülkü Tamer’den Yaşar Kemal’den şiir alıntıları, Kafka’nın Dava’sına atıflar, “hak-hukuk-adalet” davasına göndermeler… Ve ne yazık ki her bir düşüncenin doğruluğu… İki kitapta anlatılanlar ve
1000 Kitap
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,2bin okunma
Kafamda Çektiğim Kelebek
10/10
·565 syf.··
Beğendi
·
2025 69. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 05 Ekim 2025 17:07
Servetini sıfıra indiren, altmış yaşlarına yaklaşmış bir adamın kulağına bir isim çalınır: Albertine Sarrazin . Oysa bu ismi duymasa, belki de hiçbir zaman kaleme sarılmayacak, dünyanın en çok konuşulan kaçış hikâyelerinden biri de hiç doğmayacaktı. Bu adam Henri Charrière , nam-ı diğer Kelebekti. 1930’larda işlemediği bir cinayet yüzünden kürek cehennemine mahkûm edilir. Ama onun hikâyesi bir suçlunun değil, özgürlüğe inanan bir ruhun hikâyesidir. On üç yıl süren bu bitmeyen kaçış, yalnızca geçmişten kurtulmanın değil, insanın kendi geleceğini yeniden yazma cesaretinin de sembolü olur. Ve belki de her şeyin arkasındaki en büyük etken, Kelebek’in paraya olan ihtiyacıdır. Charrière, Sarrazin’in kitabını okuduktan sonra kendi kendine şöyle der: “İyi be, dedi bu yavru kırık bacağıyla zulalı yerlere gizlenip 123.000 kitap sattıysa ben, otuz yıllık serüvenlerimle üç katını satarım.” (s:2 ePub) Kitabı okudukça fark ediyorsunuz ki, Kelebek bir şekilde o parayı hep buluyor. Kelebek , ilk sayfalarından itibaren gerçek bir hikâyenin sınırlarını zorlayan bir anlatı sunuyor. Okur, olayların akışı içinde yalnızca bir mahkûmun kaçışlarını değil, insanın özgürlük arayışını, yaşamla ve ölümle kurduğu o ince bağı da izliyor. Kitap normal seyrinde, oldukça akıcı bir şekilde ilerlerken bir anda gelecekte olacak bir olayı söyler gibi yapıyor; o küçük kırılmalar “nasıl oldu da öyle oldu” diye daha çok merak ettiriyor. Bu geçişlerin doğallığı, yazarın anlatımındaki ustalığı hissettiriyor. Gerçek bir yaşam öyküsünü okuduğumuzu bilmemize rağmen, bazı sahnelerdeki gerçekçilik neredeyse dayanılmaz bir yoğunlukta. “Yok artık” dedirten anlar, Kelebek’in yaşadıklarını bir masaldan çok bir belgesel gibi algılamamıza neden oluyor. Ve belki de kitabın asıl çekiciliği burada: ne kadar inanılmaz olursa olsun,
KelebekHenri Charrière · E Yayınları · 20196,5bin okunma
Puan vermedi·524 syf.··
2025 24. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2025 17:41
Yazarın ilk kitabı Kelebek'in devamı olan bir kitap. Kelebek'i okuduğumda devam kitabı olduğunu bilmiyordum ve bu kitabı yazarı aynı olduğu için almıştım. Iyi ki de almışım. Çünkü Kelebek kitabında yarım kalan yerler vardı. Bu kitapta onlar kapatılmış. Ayrıca hem Kelebek hem Banko kitabının yazılış sürecini de ayrıntılı olarak anlatmış. Her şeyden önemlisi kitapta anlatılan her şey eski bir kürek mahkumunun başından geçen gerçek bir hayat hikayesi oluşu.
BankoHenri Charrière · E yayınları · 1973768 okunma
Reklam
Reklam