Puan vermedi·32 syf.··
2026 71. kitabı
Merhabalar değerli kitapseverler, bugün sizlere Başak Çalışkan Kabiloğlu’nun kaleminden çıkan Özgür’ün Salıncağı adlı kitabı tanıtmak istiyorum. Özgür, bir sabah köyde uyanıyor ve kızarmış ekmeğin nefis kokusu eşliğinde anneannesiyle güzel bir kahvaltı yapıyor. Bu sırada Özgür’ün köpeği Kartof, pencerenin önünde yalandığı için ona da bir parça tereyağlı ekmek veriyorlar. Kahvaltıdan sonra sürprizlerle dolu olan anneanne, torunu Özgür ile ormana gitmek için depodan kırmızı bisikleti çıkarıyor. Özgür, Kartof’un da gelmesi için anneannesinden izin isteyeceği sırada Kartof çoktan yola koyuluyor. Yola koyuldukları sırada anneanne tekrar depoya gidiyor ve elinde bir sepetle geri dönüyor. Dere kenarına geldiklerinde anneanne, bisikletin arkasındaki sepetin içinden bir ip ve tahta çıkarıp Özgür’e, “Bunlarla sana salıncak yapacağım,” diyor. Salıncak yapılacağını duyan Özgür sevinçten yerinde duramıyor. Anneanne ve torun, salıncak yapmak için uygun bir ağaç arayışına giriyorlar. Ancak erik, kestane, çınar gibi çeşitli ağaçlar salıncak yapılması için izin vermiyor. Sonra neler mi oldu? Sonrası kitapta. Anneanne ve Özgür salıncak yapmak için uygun bir ağaç bulabilecekler mi? Bu sorunun cevabı ise kitabın içinde saklı. Kitapta yazarımız; hayal gücü, sabır, çevreye duyarlılık, emek ve doğayla dost olmak gibi birçok değerli temayı ele almış. Haydi minikler, sizleri bu tatlı kitabı okumaya davet ediyorum. Yazarımızın kalemine sağlık, okuyucusu bol olsun.
Özgür'ün SalıncağıBaşak Çalışkan Kabiloğlu · Bilim ve Sanat Yayınları · 20241 okunma
Puan vermedi·
#okudumbitti @yazar_erd_erd_ien @parlayankitaplar.duyuru Merve @herayokuyanlarkulubu #garipgalip 140 sayfa Evet dostlarım bugün sizlere garip bir yaşantısı olan galip in hikayesi ile geldim. Bir insan bu kadar garip olabilir mi acaba diye düşünmeden edemediğim bir kitaptı. Gelelim kitabımıza, kütüphane ye memur olarak atanan Galip bir misafirhanede kalmaktadır. Bir gün Galip gece uyurken karşı yatağında bir kişinin yattığını farkeder ve sabah tanışırlar.Odaya gelen kişi hatanede çalışan Salim ile bir süre misafirhanede kalmaya devam ederler.Sonra beraber aynı eve çıkarlar. Galip oldukça farklı karakterde ve umursamaz, hijyene dikkat etmeyen bir insandır.Hastaneye atanan Cem de ev arkadaşlığına katılır. Bir süre sonra da Başak katılır. Olaylar Galip ve arkadaşları çevresinde devam eder. Garip bir hikaye okumak, soluk almak istiyorsanız bu kitaba bir şans verebilirsiniz arkadaşlar.Her daim kitapla, sevgiyle kalın... #reklamdeği̇l #keșfetteyiz
Garip GalipErdi Erden · Parlayan Kitap · 20266 okunma
Reklam
9/10
·254 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 00:00
Selam. Normalde kitap yorumlarımı bu üslupla hazırlamam. Ama Petrikor bende öyle bir iz bıraktı ki, bu kez okurken zihnimden geçenleri sanki bir dış ses anlatıyormuş gibi yazmak istedim. #kitapyorumu Okur, kitabı en güvenli alanında; evinde, sakinliği bulduğu ilk fırsatta, köpüklü orta şekerli kahvesi eşliğinde okumaya başladı. İlk işi kitabın adı olan Petrikor’un anlamına bakmak oldu. Sonra kendisinin de bir pluviyofil olduğunu öğrendi ve sayfaların arasına daldı. Metaforlar, iç monologlar ve adamla kadını sembolize eden gezegen paradoksu arasında kayboldu. Sanki her cümlenin altında başka bir cümle, her paragrafın içinde keşfedilmeyi bekleyen yeni bir anlam saklıydı. Neden yazar mahlas kullanmıştı? Okurun kafasında sayısız teori oluştu. Ayrıca kitaptaki adam ve kadın karakterlerin bu obsesif tavırları gerçekten nevrotik bir zihin yapısından mı kaynaklanıyordu, yoksa bunun altında bambaşka bir sebep mi vardı? Okurun zihni sürekli Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi’ne gidiyordu. Oradaki, sevdiği kadının dokunduğu her nesneye anlam yükleyen, aşkı giderek bir takıntıya dönüştüren karakteri hatırladı. Bu kitaptaki adamda da aynı durum mu söz konusuydu? Bu yüzden kitabı sık sık elinden bıraktı. Düşündü, analiz etti, hissettiklerini kendi içinde tarttı. Kitap okuru yoruyordu ama okur Başak burcuydu; detayları, ince ipuçlarını ve satır aralarına gizlenen anlamları seviyordu. Okur, okuduklarının yaşanmış hislerin izlerini taşıdığını daha ilk sayfadan itibaren sezmişti. Bu yüzden zihni hiç susmadı. Sayfalar ilerledikçe gerçekler tüm çıplaklığıyla karşısına çıktığında, kitaba bambaşka bir yerden bakmaya başladı; daha çok hissederek, daha çok empati kurarak, daha çok insan olmanın kırılganlığını düşünerek… Finali ise taş basamakların üzerinde, şehre kuşbakışı bakan masmavi
PetrikorJonah Axon · Limera Yayınları · 202671 okunma
7/10
·496 syf.··
2026 15. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:04
Kitap hallac i mansurun hayatini ve tasavaffu polisiye roman olarak anlatiyor. Dinlerin yahudilik hristiyanlik islam hinduizm zerdust tao ve mani gibi dinlerin hepsinden bahsediyor ve ortak noktalarina dikkat cekiyor. Bilim dini ispatliyabilir mi , kuantum fizik ve dinler arasinda ki kesismeleri gozler onune seriyor. Tasavvufun temellerini enel hakk hakkinda bahsettiginide goruyoruz. Hallaci mansurun hayati cok duyguluydu benim icin etkilenmemek elde degil. Kitap guzeldi. Bu konulara merakiniz varsa tavsiye ederim
NigahdarBaşak Sayan · İthaki Yayınları · 20261,767 okunma
Puan vermedi·664 syf.··
2026 7. kitabı
Nigâhdar'ı çok severek okuduğum için Gülün Açtığı Gece'ye de büyük bir merakla başladım. Başak Sayan'ın kaleminin en sevdiğim yanı, tasavvufu, felsefeyi ve insanın içsel yolculuğunu hikâyenin içine doğal bir şekilde yerleştirebilmesi. Bu kitap da benim için bir romandan çok içsel bir yolculuk gibiydi. Okurken hakikat, teslimiyet, ölüm ve varoluş üzerine düşündüren birçok cümlenin altını çizdim. Bazı bölümlerde fazla detay ve tekrar hissi nedeniyle akıcılığın yavaşladığını düşündüğüm anlar olsa da, kitabın tasavvufla kurduğu güçlü bağ ve insanı kendi içine döndürme hali benim için oldukça kıymetliydi. Kolay tüketilen bir kitap değil; sindire sindire okunmak istiyor. Doğru zamanda okunduğunda insana gerçekten çok şey bırakan, üzerinde düşünmeye davet eden bir eser olduğunu düşünüyorum.
Gülün Açtığı GeceBaşak Sayan · İthaki Yayınları · 2026129 okunma
"Sardunyalar Güneşi Sever" İnceleme
7/10
·110 syf.··
2026 4. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 20:25
Kitabı bu sene 72. defa verilen "Sait Faik Hikaye Armağanı"nı kazandıktan sonra tanıdım. Kitap kısa kısa 14 hikayeden oluşmakta. Hikayeler anladığım üzere durum hikayesi yani Sait Faik'in yazdığı tarzda. 110 sayfadan oluşmakta ve Sel Yayıncılık tarafından basılmış. Zaten Sel'den çıktığı için kitabın kaliteli olacağını hemen hemen tahmin edebiliyorsunuzdur, genelde kaliteli kitaplar çıkıyor bu yayından. Kitaptaki hikayelerin her birinde bir aile hikayesi anlatılmaktadır. Bir hikayede çocuklar olmamış bir aile, birinde ailesi yurt dışına gidecek olan bir genç ve kardeşinin ilişkisi, birinde ayrılık vs vs şeklinde gidiyor 14 kitap. Hatırı sayılır miktarda alıntılanacak yeri olan ve kendini okutturan bir kitap. Yani "Bu kitap mı ödül almış ala ala?" demiyorsunuz ödülün hakkını bence veriyor. Bir Sait Faik kitabı olmasa bile, ki bence yazarın da böyle bir iddiası yokur, hoş bir kitap. Aynı zamanda yer yer güldürün bir kitap. Ve bence kadınların daha iyi anlayabileceği bir kitap çünkü "Şöyle elbise" "Böyle topuk" "Bilmem ne kumaş" gibi kadınların daha hakim olduğu terimler var ama erkeklerde gayet okuyabilir ben okudum yani. Yalnızca sonradan dönüp TDK veya Gemini vs gibi yerlerden kelimelerin anlamlarına da baktım. Kelime haznem gelişmiş oldu. Bazı hikayelerde mesaj nesneler üzerinden verilmeye çalışılmış ve bence güzel olmuş. Tek eleştirim 14 hikayedeki 14 ailenin 14'ü de sorunlu. Yani insanın içini bir süre sonra bir karanlık basıyor. Ben sınav haftamda hafif bir kitap okumak istediğim için sınav haftamda başladım o yüzden bir seferde kitabı okumadım ama tek seferde okunabilecek bir kitap. Ancak tek seferde okuyunca içinizin kararma olasılığı çok yüksek. Ben birkaç hikaye üst üste okuyunca üzüldüm, içimi bir kasvet kapladı. Araya 1-2 tane mutlu aile ile ilgili
Edebiyat
Sardunyalar Güneşe BayılırBaşak Arslan · Sel Yayınları · 202542 okunma
Reklam
Reklam