Hayattaki sınavımız da bu değil mi? Yaşanmışlıkları yok etmeden yola devam edebilmek. Kendimizi yok etmeden nelerden vazgeçmemiz, nelere sıkı sıkı tutunmamız gerektiğini görebilmek. Hem meteor hem de dinozor olmamayı başarabilmek.
“Hayattaki sınavımız da bu değil mi? Yaşanmışlıkları yok etmeden yola devam edebilmek. Kendimizi yok etmeden nelerden vazgeçmemiz, nelere sıkı sıkı tutunmamız gerektiğini görebilmek.
Hem meteor hem de dinozor olmamayı başarabilmek.”
sakince sevebilmek, tereddütsüzce güvenebilmek, kendinle dalga geçmeden
umut edebilmek, cesur davranabilmek
ve enerjin tükenmeksizin zor işler başarabilmek
kolay değildir.
Nesneleşmiş, nesneler arasında nesneye dönüşmüş -nesnelerle sembiyotik bir kölelik ilişkisi kurmuş olan-insanın kuracağı toplum ancak görünürde sağlam bir toplum olabilir. Işıl ışıl parlayan apartmanlar ormanı, acıklı bir sahnenin sadece cephesidir; kapıyı açtığında, oda yerine yankının gümbürdediği bir uçurum içinde bulursun kendini.Denize düşmüş her kazazedenin içinde iki zıt duygu bulunur: geminin sağlam güvertesini bırakmış olmaktan doğan çaresizlik ve ufukta -bir ada, bir kütük, bir sandal gibi- onu kurtarabilecek herhangi bir bahanenin belirebileceği umudu.Kendisine doğru yüzmemiz gereken adanın tuhaf bir şekli vardır; uzaktan iki levhayı andırır. Ve gerçekten de yaklaştıkça iki levhanın söz konusu olduğunu anlarız. Bunlar çok uzun zamandan beri anlamını unuttuğumuz on cümlenin yazılmış olduğu levhalardır.Evet, On Emir bizim biricik kurtuluşumuzdur. Büyük Batı uygarlığı onun üzerine kurulmuştur ve -eski, gereksiz ve sınırlayıcı oldukları düşünülerek temeldeki taşların çekilmeleriyle de uygarlık yıkılmaya başlamıştır.Başka her şeyden önce On Emir konuşmayı ve karmaşıklık ilkesine dayanarak ilişkiler kurmayı öğrenmiş olan büyük maymunun etolojik temelidir.Bunu anlayabilmek için belki de emir kavramındaki askerî yansımayı silmemiz ve bunun yerine yol kavramını yerleştirmemiz gerekir. On Emir, insana kendiyle ve başkalarıyla ilişki yoğunluğuna varmak için gerekli yolu işaret eder; her şeyin doğru ölçütünü gösterir, insanın haklarını, yükümlülüklerini ve bu ada layık olmak için- hayat süreci boyunca üstlenmeyi öğrenmesi gereken sorumluluk düzeyini hatırlatır.
__Tabii ki On Emir'in gerekliliğini hissetmeyi başarabilmek için sessiz kalmayı, ölçülü yaşamayı öğrenmemiz gerekir. Daimi olarak iPod'un kulaklıklarıyla tıkalı kalan kulaklar
Memlekette yapılacak olan birçok işleri başarabilmek için çalışkan, disiplini, yüksek ahlâklı bir gençliğe muhtacız. Dün halife önünde el bağlayan, hünkâr huzurunda diz çöken adamların böyle bir nesli yetiştireceğine kani değiliz. Eski harflerle tutulmuş nottan ders çalışan bir darülfünun talebesine vatansız diyen, Ankara'nın havası zemmolundu diye inkılâbı müdafaaya kalkışan dünkü nesil mensupları sadece gösterişin zebunudurlar. Bu adamlar dün Abdülhamid'in sadık köleleri idiler. Bugün hepsi anadan doğma cumhuriyetçidir. Farzımuhal yarın Türkiye'de irtica veya komünizm olursa o zaman da hepsi kara softa veya kızıl bolşevik oluvereceklerdir, çünkü onlar için mesele yalnız "efendi değiştirmek"tir.