Toprağa gidip "Bana biraz meyve, bir ağaç ver" derseniz; toprak ne der? "Özür dilerim efendim. Siz galiba biraz şaşırmışsınız. Burada yeni olmalısınız. Oyun o şekilde oynanmaz" diye cevap verir. Sonra size tohumun nasıl ekileceğini açıklayacaktır. Ona bakmalısınız. Sulamalı ve toprağı işlemelisiniz. Gübrele melisiniz. Korumalı ve büyütmelisiniz. Tüm bunları yaptıktan bir süre sonra ürünü ya da meyveyi alabilirsiniz. Topraktan sonsuza kadar isteyebilirsiniz; fakat bu olayları değiştiremezsiniz. Meyve için vermek, büyütmek, toprağı işlemek zorundasınız. Yaşam da aynı şekildedir.
Çok para kazanabilirsiniz. Çok büyük bir işletmeyi ya da bölgeyi yönetebilirsiniz.
Sadece kendiniz için çalışıyorsanız, siz gerçekte başarılı değilsinizdir. Gerçekten güçlü değilsinizdir. Gerçek zenginliğe sahip değilsinizdir. Kendinizi başarı dağının en tepesine koyarsanız; muhtemelen oradan düşeceksiniz demektir.
"Hayatta başarıya ulaşmak için ihtiyacımız olan ne? Servetin büyük bir önemi yoktur; iktidar, akıl ve șöhret çok da lazım değildir; hürriyet de pek gerekli değildir; hatta sağlık bile yegâne ihtiyaç değildir. Yegâne ihtiyaç, sağlam bir karakter ve her açıdan güçlendirilmiş kuvvetli bir iradedir."
'Sir John Lubbock'
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Zaman, başarı ve başarısızlık arasındaki boşluğu büyütür. Zamanı neyle beslerseniz zaman onu katlar. İyi alışkanlıklar zamanı müttefikinize dönüştürür. Kötü alışkanlıklar ise düşmana."
"Yüzde 1 oranında daha iyi ya da daha kötü bir karar almak o anda önemsiz gibi görünse de bir ömrü oluşturan zaman diliminde bu tercihler kim olduğunuz ve kim olabileceğiniz arasındaki farkı belirler. Başarı hayatta bir kez yaşanan dönüşümlerin değil, günlük alışkanlıkların ürünüdür."
Bir kez rüya görmeye başladılar mı, bilinçdışları, "öteki"leri, "gölge"leri, "başarılı" insanlar olabilmek için kapalı kapılar ardına, karanlık odalara, kör kuyulara tıktıkları "öteki ben"leri başlarına üşüşür, "başarı"nın aslında "başarı" olmadığını haykırır dururlar. Başarılı kalmak için rüyalarını unutmaları gerekir bu insanların. Onlar da unuturlar. Başkalarına "Ben hiç rüya görmem," derler. Biraz psikolojiden anlayanları "Yani, görüyorumdur herhalde, ama hiç hatırlamıyorum," diye eklemek gereği duyarlar.