1945-1950 arasında uygulanan baskı amacına ulaşmıştı; korku havasından dolayı arkadaşlarından selam bile alamaz duruma gelen solcu aydınlar, başarılı bir soğuk savaş operasyonu sonunda sindirildiler; 1950’lere nefesleri yetmedi. En ufak bir yayın faaliyetinde bile bulunamadılar. Bu durum, adı geçen Aydınlar için muhtemelen en az on yıllık büyük bir dram olmuştur. 1960 darbesiyle başlayacak yeni dönem ise, bu aydınları tabiri caizse bitkisel hayattan kurtarıp hayata döndürecektir. O dönemi yaşamış solcu aydınlar sırf bu yüzden bile, ister istemez 27 Mayıs 1960 darbesine sıcak bakmışlardır.
Taklidi kendi çığın içinde geliştirip, bir başka ifadeyle taklit mertebesini çok geliştirip icat mertebesine geçmek Japonların oldukça başarılı olduğu bir alandır. Taiwan ve Kore eskiden Japonya'run sömürgesi olan ülkelerdi. Japonya oralarda belirli bir alt yapı oluşturdu; itiraf etmek gerekir ki günümüzde bu iki ülke Japon tecrübesinden bol bol istifade etmektedir.
Ama belki de bütün hayatlar böyleydi. Görünüşte en yoğun ve yaşamaya değer hayatları yaşayanlar bile en nihayetinde kendilerini böyle hissediyorlardı belki. Dönemler boyu hayal kırıklığı, tekdüzelik, acı ve rekabetin içinde tek tük birkaç mucize ve güzellik vardı. Belki de hayatın anlamı bundan ibaretti. Kendine tanıklık eden bir dünya gibi olmak. Mutsuz eden şey başaramamak değil, başarılı olma beklentisiydi belki. Hiç bilemiyordu cidden.
Ben gerçekten kötü bir insan değilim. Ne aksi bir adamım,ne uysal; ne namuslu, ne alçak, ne de onurlu biriyim. Ne kahramanım, ne de bir korkak. Hiçbir şey olamadım. Şimdi ise köşeme çekildim. Bir yandan akıllı insanların bir baltaya sap olamayacaklarını ve yaşamda başarılı olanların sadece aptallar olduğunu düşünerek avutuyorum kendimi.
“Aristo iki ölçüte dayanan ve haklı olarak klasikleşen bir siyasi yönetim biçimleri tasnifi yaptı. O kadar başarılı oldu ki kendisinden sonra asırlar boyunca, siyasi yönetim biçimleri tasniflerine renk ve yön verdi. Aristo'nun birinci ölçütü yönetim işini gerçekleştiren kişi(lerin) sayısıydı. İkinci ölçütü ise, yönetimin sâdece yöneticinin menfaatine mi yoksa tüm toplumun menfaatine mi gerçekleştirildiğiydi. Böylece, Aristo'nun iki faktörlü siyasi yönetim biçimleri tablosunda altı yönetim biçimi ortaya çıktı.”