8/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 03:39
Bu yazardan ilk defa kitap okuyorum. Gerilim kitapları severim ve bence bu kitabın gerilim dozu 3.8/5. Yazım dilini bilmediğim bir yazardı ama kesinlikle çok akıcı bir kitaptı. Başka kitaplarına mutlaka bakacağım. Sonlara doğru gerilimin dozu arttı ve ters köşesini sevdim. BURADAN SONRA SPOİL İÇERİR!!! Kitabın başlarında açıkçası Tricia'nın büyük bir sırrı olduğunu düşünüyordum. İlk başta konunun onunla alakalı olduğunu düşündüm ancak yazar eşine hamilelik haberini vermekten çekinen imajı çizince ve dinlediği kasetlerdeki EJ'den dolayı ben Tricia'yı tamamen elemiştim okurken ve EJ'i eşi Ethan sandım neden E harfi çünkü ama bazı noktalarda aklım Tricia bu kadar olamaz diyordum ama kesinlikle bunu beklemedim. Ve sonlara doğru doktorun EJ'i öldürmesi beni şok etti. Doktordan kesinlikle böyle bir şey beklemiyordum. Ben açıkçası EJ'in doktoru öldürmesini bekliyordum ve evdeki yaşayan kişiyi de EJ sanmıştım. Sonunu da artık okuyana bırakayım. Sonuç olarak sonu beni şaşırttı ve tatmin etti. Gece üç küsürde kitabı okursanız gerilim oranı daha da artıyor. Denendi ve onaylandı. Başarılı bir kitaptı bence.
1000Kitap
Sakın Yalan SöylemeFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20245,1bin okunma
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:31
Emil Sinclair, dünyanın kurallarını erken fark etmiş bir çocuktu. Ona göre dünya, aydınlık ve karanlık olmak üzere ikiye bölünmüştü. Emil'in bildiği aydınlık dünya iyilik, sevgi ve güzellikten ibaretti. Bu dünyanın içerisinde ailesi, düzenli evleri ve şaşmaz öğretiler vardı. Bu dünyada sadece kabuller yer alırdı; Emil'in içinde dolaşan hayaller, tutkular ve sorgulamalar bu dünyanın dışındaydı. Bu korunaklı dünya dışındaki dünya ise karanlıktı. Orada bilinmezlik, sezgiler ve sorgulamalar bulunur ve aydınlık dünyanın kurallarını hiçe sayardı. Emil on yaşındayken kendini bu iki dünyanın sınırında gördüğü günleri anlatmaya başlıyor. Kitap boyunca Emil'in bu günlerinde yer etmiş ve ona iki dünya arasındaki seçim hakkını gösteren sınıf arkadaşı Max Demian ile olan yıllara yayılacak ilişkisini okuyoruz. Demian, Emil için sadece güçlü bir çocukluk figürü olmakla kalmayıp yetişkin yaşamının da bazen rehberi, bazen sorgucu; bazen dostu, bazense işkencecisi oluyor. Kitabı, hakkında konusu dahil hiçbir fikrim olmadan okumaya başladım. Bazı yazarlar bana bu güvenceyi veriyor. Tam da bu nedenle yazarın izinden ilerleyerek, kitabı beğeneceğime inanıyor, en olmadı beğenmeme ihtimalimi düşünmüyorum. Bu kitabı bana yaklaştıran durum giriş kısmındaki şu cümleydi: ''İçimde dışarı çıkmak isteyen bir şey vardı, ben onu yaşamaya çalışıyordum yalnızca. Neden böylesine güçtü bu?'' Bu cümle içimdeki bir noktayı titreştirdi ve merakımı canlandırdı kabul ediyorum. Ancak bu cümleden bu kadar etkilenmemin esas sebebi benim kendi iç dünyam değil, kitabın yazarıydı. Kitabın yazarına olan güvenimin teminatı işte bu girişteki ilk cümlede karşıma anında çıkıvermişti. Hermann Hesse psikanaliz ile mistisizmin kesişim noktasında duran bir yazar. Onun eserlerini sevme sebeplerimin başında, yazarın dünyayı
Edebiyat
DemianHermann Hesse · Can Yayınları · 20216,5bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Kalemi Usta isim Marquez...
Puan vermedi·94 syf.··
2026 44. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 10:08
Herkese merhabalar. Öncelikle yazarın hayatına girmek istemiyorum. Yazarı tanıyoruz artık. Direk eser ile başlamak istiyorum. Marquez kaleminin akıcılığını , ustalığını ve okura geçirdiği etkiyi söylemeden edemeyeceğim. Marquez en güzel konuları ustalıkla işlerken, en berbat konuları bir o kadar ustalıkla sunuyor. Okurun bir yandan kabul edemeyeceği konular olsa da bir merak içinde okuyor. Ağustosta Görüşürüz eserini okurken kişinin kabul edemeyeceği durumları sunuyor , "olmadı bu yetmedi bunun biraz daha üstü olmalı" diyerek Benim Hüzünlü Orospularım ile bizleri bir nevi igrenç bir durumu seyre koyuyor. Okur bir yandan "Bu da nedir ? " derken zaten bir merakla eserin sonuna geliyor. Eserin ismi ilk başta okura tuhaf gelse de , asıl konusu ve kahramanın hayat içinde yaşadıkları tuhaf ve kabul edilemez kılıyor. 90 yaşında bir adamın 14 yaşında bakire bir kız ile yaşadığı bir gecelik aşk durumu. Ve hayatı içinde o kadar çok kadınla beraber oluyor ki liste tutmaktan bıkıyor. Gerisini siz anlayın. Marquez burada bizlere , kişisel yanlızlıgın, hayat içinde anlam bulma arayışını , toplumsal bir çöküntüyü , adalet kural sisteminin asıl güçlünün elinde olduğunu ve kişisel çıkarların insanlar üzerindeki etkisini vurgulamakta. Tabii bunu pis bir durum anlatısı ile... Bu eser bir olay anlatısı olsa da aslında olaylar içindeki kişideki durumu işaret eder. Bu eser bazı okurları rahatsız etmeye bilir ama cidden benim ruhaniyetimi boğdu , içim almadı , ve beynen allak bullak etti. Ahh Marquez ahh kalemindeki ustalığı sevmesem okumazdım. Şimdi şuraya gelmek istiyorum. Aslında Marquez okura kurguyu sunarken tam da yapmak istediği buydu diye düşünüyorum. Kitap ismi ile ilgili uyandırmak Kurgu ile şaşırtmak (yerine göre tiksindirmek) Kahraman ile okuru bağlamak Okuru çatışma
Edebiyat & Roman
Benim Hüzünlü OrospularımGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202625bin okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 23. kitabı
İlk olarak söylemeliyim ki bu kitap bana hiç yaşamadığım, tatmadığım doksanlı yılları öyle güzel ve içten hissettirdi ki; okurken hem içimi sıcacık yaptı hem de tuhaf bir şekilde tanıdık geldi. Çünkü karakterler o kadar gerçekçi ve bizdendi ki kitap boyunca kahkaha da hüzün de peşimi hiç bırakmadı. Mihrap, Asiye Teyze, Tülay ve Ayten Abla, Jüli, Dalyan, Şevket Dayı ve daha niceleri sayesinde o mahalle hissini iliklerime kadar hissettim. Okumaya başladığımda sakin bir hikâye beklerken, bitirdiğimde içimde tatlı bir burukluk ve karakterlere duyduğum özlem kaldı. Her sayfasında biraz hüzün, biraz umut ve bolca samimiyet bulduğum bir kitap oldu. Roman, doksanlı yılların sonunda bir mahallede yolları kesişen, birbirine tutunmaya çalışan insanların; özellikle de kadınların hikâyesine odaklanıyor. Sadece bir dönemi değil, komşuluğu, mahalle baskısını, dayanışmayı, aşkları tüm yalınlığıyla anlatıyor. Mihrab'ın hikâyesine ortak olmak o kadar güzeldi ki... Yazar dönemin ruhunu öylesine başarılı yansıtmış ki okurken arka planda çalan şarkıları duyuyor, mahallenin kokusunu alıyor ve o yılların televizyon programlarını, oradaymış gibi hissediyorsunuz. Mizah ve hüzün son derece dengeli sade bir şekilde abartıya kaçmadan harmanlamış. Karakterler hatalarıyla, korkularıyla, sevinçleriyle ve kırgınlıklarıyla son derece gerçekler. Sanki yan dairemizde oturan komşularınız gibiler. “Bizim Zamanımız”, geçmişe duyulan sıradan bir nostaljiden çok daha fazlası. Kaybettiğimiz değerlere, birlikte “biz” olabildiğimiz zamanlara ve her şeye rağmen Mihrab'ın hayat dolu mücadelesine bizi ortak eden çok değerli bir eser.
1000Kitap
Bizim ZamanımızSinem Sal · Karakarga Yayınları · 20211,852 okunma
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 01:55
Bahçıvan ve Ölüm’ün sayfalarını ilk araladığımda, bir başkasının hikayesini değil, kendi hayatımın en kuytu odalarını okuyor gibi hissettim. Babalarımız... Sırtımızı yasladığımız, gölgesinde soluklandığımız o ulu dağlar. Çocukluk aklıyla onları ölümsüz sanırız. Oysa zaman ilerledikçe, o dağların da bir gün dumanlanıp gözden kaybolacağını fısıldar hayat kulaklarımıza. Kimi babalar bir fırtınayla, ansızın göçer bu dünyadan; kimileri ise yapraklarını yavaş yavaş döker. İnsan, bir hastane odasının o soğuk beyazlığında yüzleşir en büyük korkusuyla ve zihninde o amansız sorular filizlenir: Onsuz ne yaparım? Bu boşluğu nasıl göğüslerim? Yokluğun o sağır edici sessizliğine nasıl alışırım? Oysa dünya kuruldu kurulalı, zamanın tekerrürden ibaret o kadim döngüsü hiç değişmedi: Doğarız, büyürüz ve nihayetinde aslımıza döneriz. İnsanoğlu, yolun sonundaki o mutlak karanlığı, öleceğini bile bile hayata sarılan, her şafağa yeniden umut eken yegâne varlıktır. Şükür ki babam henüz hayatta ve yanımda. İleride heybemde "keşke"ler taşımamak için, şimdiden her anın sarrafı olmaya çalışıyorum. Yazarın o incelikli anlatımında bulduğum gibi; her yeni hastalıkla ölümün gölgesi biraz daha yaklaşıyor belki de üzerimize. Ve biz, her başarılı tedavinin ardından koparılan küçük bir zaman dilimiyle, ölümü biraz daha ertelemiş olmanın o buruk, o kırılgan mutluluğuyla avunuyoruz. Bu kitap, hayatın bu durağına henüz uğramamış olanlar için sıradan bir metin gibi görünebilir. Fakat o koridordan geçenler için sessiz bir çığlık, tanıdık bir ağıttır. Sayfalardaki o hastalık süreçlerini okurken, kendi saklı aynamla karşılaştım. Peki ya sonrası? Sonrasını düşünmek, kalbime dar gelen bir hırkayı giymek gibi... Onu düşünmeyi, şimdilik sadece ertelemeyi seçiyorum.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,4bin okunma
9/10
·286 syf.··
2026 28. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 23:58
​Mehmed Rauf’un Türk edebiyatına kazandırdığı ve ilk psikolojik roman olma özelliği taşıyan Eylül’ü nihayet bitirdim. Kitap, hareketli bir olay örgüsünden ziyade, insan ruhunun derinliklerine, çıkmazlarına ve hislerin ağırlığına odaklanan muazzam bir analiz sunuyor.​ Roman; Suat, Süreyya ve Necip üçgeninde gelişen, ancak bildiğimiz "yasak aşk" kalıplarının çok ötesine geçen bir hikayeyi anlatıyor. Süreyya’nın monotonluğundan ve hayat karşısındaki çocuksu heyecanlarından bunalan Suat ile onun tam zıttı bir derinliğe sahip olan Necip arasındaki çekim, kitabın merkezini oluşturuyor. ​Ancak bu aşk, eylemlerle değil; bakışlarla, susuşlarla, müzikle ve içsel hesaplaşmalarla yaşanıyor. Mehmed Rauf, karakterlerin vicdan azaplarını ve toplumsal baskılar altındaki ezilişlerini o kadar başarılı aktarıyor ki, okuyucu olarak kendinizi bir aşk hikayesinden ziyade bir "bunalım ve sadakat" sorgulamasının içinde buluyorsunuz. Benim romanda asıl beklediğim ve iz sürdüğüm şey; bakışlarda saklanan o yoğun hislerin ne zaman ortaya çıkacağı ve ne zaman iki insanın "ortak derdi" haline geleceğiydi. O yüzden çok severek ve huşu içinde okudum hiç bir olay örgüsü beklemeden . Kesinlikle tavsiyemdir.
EylülMehmet Rauf · Kapra Yayıncılık · 050bin okunma