Puan vermedi·141 syf.··
2026 68. kitabı
Sırça Köşk, toplumsal adaletsizlikleri, gücü elinde bulunduranların ikiyüzlülüğünü ve halkın sömürülüşünü hicivli bir dille ele alan etkileyici bir öykü derlemesidir. Sabahattin Ali, kitaba adını veren o meşhur başat masalı ve diğer hikayeleriyle, baskıcı düzene boyun eğen kitlelerin uyanışını ve haksızlığa karşı direnişin kaçınılmazlığını çarpıcı bir dille masallaştırır.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,7bin okunma
Doğa ve Çevre Üzerine
9/10
·134 syf.··
2026 224. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 02:17
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve beklentimin çok ama çok üzerindeydi. Benzer mentalitede Ralph Waldo Emerson ve Henry David Thoreau'yu okumuştum ama Jiddu Krishnamurti her şeyin teorisi derecesinde doğayı, doğayla münasebeti doğrudan merkeze alarak tüm insani özelliklerimiz için olmazsa olmaz, başat unsur haline getiriyor. Böyle davranmakla gayet haklı nedenler serdediyor. Eserin bence en önemli tarafı okuyucuya sorular sorarak kendi içiyle bir kuyuya bakarcasına başbaşa bırakıyor. Adeta tüm cevaplar sende, ne arıyorsan kendinde ara diyor. Kitabın hareket noktası adından da anlaşıldığı üzere doğa. Doğayla bağ kuramayan, insanlarla da bağ kuramaz, diyor yazar. Bu bağ ön kabullerden arınmış, toplumsal (sosyete içindeki rollerimiz, statülerimiz gibi) koşullandırmalardan azade bir bağ. Dünya toplumları olarak sürekli bir çatışmanın içinde olmamız da doğayla aramızdaki kopukluğa yoruluyor. Tek olumsuz yönü sonlara doğru kendini tekrar etmiş olması diyebilirim, onu da gözüm görmedi açıkçası. Son zamanlarda okuduğum en iyi kitaptı. Herkese içtenlikle tavsiyemdir.
Edebiyat
Doğa ve Çevre ÜzerineJiddu Krishnamurti · Ayna Yayınları · 199929 okunma
Reklam
10/10
·288 syf.·
2026 116. kitabı
Freud “Uygarlığın Huzursuzluğu” isimli eserinde aile yapısından bahseder. Ona göre küçük oğlan babasını öldürmek ve annesi ile evlenmek gizli dileğini yenmek zorundadır. Ancak bu şekilde baba tasarımını içine alır, böylece üst benliği kurulmuş olur ve sonunda normal bir olgunluk ve erişkinliğe ulaşabilir. Çünkü “Baba, oğul için ilk tanrı, ilk rahip, ilk modeldir.” Eksiklerle ve bir sürü yitikle geldiğimiz dünyada varlığımızı sürdürmek hiç kolay değildir. Bize bakım verenlerin insafına kalmış bir büyüme sürecimiz var. Kendi ayaklarımız üzerinde durmak için uzun yıllara ihtiyaç duyarız. Bu süreç uzun olduğu kadar iç ve dış etkilerin kasıp kavurduğu bir dönemdir. Çocuklukta her şey büyük yaşanır. Sevgi, öfke, hüzün hepsi çok büyük yaşanır. Gerçekte olanın dışında yaşanır. Yarım yamalak tam gelişmemiş algı sistemimiz nedeniyle sanrılı yaşanır. Gerçekten kopuktur. Bu süreç içinde oluşturduğumuz kişilikler zamanla değişir. Çocukken tanrılaştırdığımız babamız ölürken bir yüktür. Ya da ergenken isteklerimize ket vuran zalimdir. Bu noktada çoğu ailede anne ise tapılası kutsal bir figür olur. Kitap bir aile öyküsü üzerinden sorguluyor varolmanın dayanılmaz hafifliğini. Vazgeçilmez ağırlığını, doğarken bileğimize boynumuza takılan pranganın demirini çeliğini. Asla geride bırakamayacağımız sancılarımız var. Bu sancıların bir kısmı doğumsal. Bunlarla doğarız. Bedensel olarak kusurlu veya eksik olmak bir yana aile yadigarı genlerimiz de peşimizi bırakmaz bizim. Aslında temel ihtiyaçlara ek en önemli isteğimiz sebgi ve anlayıştır. Ve tabii ki taktir görmek. Babasının ölümünün üzerinden fazla bir zaman geçmemiş bir bağımlının bir kaybedenin öyküsü. Elbette yalanlar başat bir keski gibi yontmuş hayatını şurasını burasını kahramanımızın. Ortaya çıkan şeyden ne aile ne baba ne de kendisi
Babam Hakkında Bir YalanJohn Burnside · Sel Yayıncılık · 20265 okunma
Ters Adam'dan Biz'e
9/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
90 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 18:08
Eser üç bölümle karşımıza çıkar. Bunlardan en hacimlisi Efendi bölümüdür.  Geçmişe dair anılarını hatırlayamayan, belli bir düzene sokup anlatamayan Fahri Efendi’nin okurla(dinleyenle) konuşmasıyla başlayan bu bölüm bir nevi Fahri Tekben’in kendisini yeniden bulma serüvenidir. Doğmadan önce ve doğduktan sonra karakterin sürekli fark edilmemesi onun kişiliğinde onulmaz yaralar açacaktır. Kendini de bir yaraya benzeten Fahri, küçüklüğünde babasının, yani otoritenin, gözünde daima kusurlu, çelimsiz ve eksiktir. Babasının geçmişinin anlatıldığı bölümde bu karakterin oluşumundaki başat eksiklikleri ve farklılıkları görürüz. Fahri’nin öldü sanılan dedesinin yıllar sonra ortaya çıkması, geçen yıllarda başka çocuklarının olması ve bu haberin ağırlığı ile Hamid’in tek kaçışı olan kadınlara sığınmasını barındıran anlatı silsilesi, nesiller arası oluşan kader bağının bir örneğidir. Eserin oluşumunda etkili olan en önemli faktörlerden biri Fahri’nin etkileşime girdiği çevredir. Bu çevreyi oluşturanların hayat öyküleri ve bu doğrultuda oluşan karakter çizgileri, Fahri’nin kendi kimliğini oluşturmasını sağlar. Bazen bir reddiyeyle bazen ise kabul ederek bu çizgiyi çizer. Fahri’nin öfkesi ve isyankarlığı onu yalnızlığa ve ardından yabancılaşmaya iter. Bir yandan eleştirel yanı artarken diğer yandan kendi kimliğine bile yabancılaşacaktır. Onun bu öfkesinin altında ise korku yatmaktadır. Ters Adam yalnızca akıl sağlığını yitiren birini değil; modernleşme sancıları çeken bir toplumun uç kesimlerinde yaşananlara bir ayna tutar. Fahri Tekben ve lise arkadaşları (Hakkı, Cevdet, Tarık), Ataycı anlamda birer "tutunamayan" portresi çizerler. Burjuva düzenine ve "herkesleşmeye" duydukları öfke, onları üretken bir eyleme değil; Camekân Meyhane’nin sınırlarında, "bir bavul dolusu hiçlik"
1000Kitap
Ters AdamBarlas Özarıkça · Everest Yayınları · 202582 okunma
İlan Pappe - İsrail
Puan vermedi
Pappe, İsrail ile ilgili eleştirel çalışmalarda önemli bir isim. İsrail’in 1948’deki kuruluşundan itibaren, hükümetleri, ekonomisi, savaşları, dönüm noktalarını iyi özetleyen bir eser. Kısaca resmî tarih anlatısından ayrıksı bir İsrail tarihi.. Bilhassa Mizrahi (Arap devletlerinden göçen) tabir edilen yahudilerin devletin merkezinden uzak tutularak yüksek mevkilere gelmelerinin önlenmesi, Doğu Avrupa kökenli Aşkenazların eğitim sistemindeki başat rolü, bugün de önemli bir konu olan (ABD-İran savaşı) nükleer silah üretimindeki İsrail’in rolü vs. gibi İsrail’in dış siyasette farklı yollarla perdelediği bir çok konuya değiniyor. Tarihi yazanın önemini pekiştiren bir kitap olmuş. Satr u satr eyledi ta‘yîn kudret ile ma‘rifet, Kim yazar târîhi, kimden kalır âsâr-ı rivâyet.
İsrail: Tartışmalı Bir Ülkenin KodlarıIlan Pappé · Timaş Yayınları · 20267 okunma
Puan vermedi·434 syf.··
2026 15. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 17:47
Kadim bir şiir tarihini kucaklayan coğrafyamızda; son derece renkli, hareketli, yenilikçi modern şiirin yüzyıla yaklaşan varlığı düşünüldüğünde 2000'ler şiirinin siyasal/sosyal değişimler ve kırılma noktaları ile Türk şiiri için bir dönemeç olduğu söylenebilir. Bir "estetik kalkışma"ya gidileceğinin işaretini veren, birbirine benzemeyen, farklı kaynaklardan beslenen, dip okumalara açık, eleştirel, politik, estetik, kişisel ve çok yönlü bir bakışın getirdiği bu şiirin böyle bir çalışma ile sunulması çok önemli bir ihtiyaca cevap vermiş. Kuşağın içinden gelen, dergi ve yıllık çalışmalarındaki nesnel yaklaşımıyla bilinen Cenk Gündoğdu tarafından hazırlanan çalışma; şiirimizde önemli yere sahip Tuğrul Tanyol, Haydar Ergülen, Küçük Iskender, Hami Çağdaş'ın seçim ve değerlendirmeleri; İsmail Mert Başat, Mehmet Yalçın, Nihat Bayat, Baki Asiltürk'ün incelemeleri; Sennur Sezer, Hilmi Yavuz, Güven Turan, Tahir Abacı, Abdülkadir Budak, Tarık Günersel, Ahmet Güntan, Lale Müldür, Osman Çakmakçı, Erhan Altan, Mustafa Bayram Mısır ve Utku Özmakas'ın yazılarıyla son dönem şiirindeki arayışı, itirazı, canlılığı, yeniliği bir arada sunan ortak bir emektir. Derdiniz edebiyat ise, şiirin tarihi gelişimi ilginizi çekiyor ise, yakın dönem şiirini takip etmekte zorlanıyor iseniz dergi toplu bir çalışma olduğu için bu eseri öneririm.
2000'ler Şiiri AntolojisiCenk Gündoğdu · Kırmızı Kedi · 201630 okunma
Reklam
Reklam