Puan vermedi·336 syf.··
2026 115. kitabı
Bu kitapta kendimi ne kadar acımasızca eleştirdiğimi ve kendime hiç şefkat göstermediğimi fark ettim. Oysa insan kendine de başkalarına gösterdiği şefkati göstermelidir. Kitaptan alıntılar: "Öz şefkat, kişinin kendisi için sağlık ve esenlik istemesidir ve kişiyi pasiflikten ziyade, proaktif davranışla durumunu daha iyi hale getirmeye götürür. Ayrıca öz şefkat, benim sorunlarımın sizinkinden daha önemli olduğunu düşündüğüm anlamına gelmez; bu sadece benim sorunlarımın da önemli ve ilgilenilmeye değer olduğunu düşündüğüm anlamına gelir." "Her zaman yüksek bir öz güvene sahip olamazsınız, hayatınız kusurlu ve mükemmellikten uzak olmaya devam edecektir. İyi ve kötü zamanlarda, ister çok mutlu olduğunuzda, ister diğerlerine göre daha kötü bir durumda olduğunuzda, öz şefkat size devam etmeniz ve daha iyi bir yerde olmanız için yardımcı olacaktır. Ömür boyu süren öz eleştiri alışkanlığını kırmak için çalışmak gerekir, ancak nihayetinde sizden sadece rahatlamanız, yaşamın olduğu gibi olmasına izin vermeniz ve kalbinizi kendinize açmanız istenir. Bu, düşündüğünüzden daha kolaydır ve hayatınızı değiştirebilir." "Küçümsemek yerine kendimizle nazik bir ilişki kurmak pek çok açıdan fayda sağlar. Doğuştan gelen kişiliğimiz, vücut tipimiz, sağlığımız, duruma bağlı olarak iyi ya da kötü olan talihimiz gibi özellikler üzerinde pek de kontrole sahip değilizdir. Ancak daha az acı çekmek adına yapabileceğimiz şey, sınırlarımızla yüzleşirken kendimize karşı nazik olmaktan vazgeçmemektir." "Duygusal ıstırabımız işlerin olduğundan farklı olması arzumuzdan kaynaklanır. Şu anda ne olduğu gerçeğine ne kadar direnirsek, o kadar acı çekeriz. Acı, gaz halindeki bir madde gibidir. Onun orada özgürce olmasına izin verirseniz, sonunda kendi kendine dağılacaktır. Fakat acıya karşı savaşır ve
Öz ŞefkatKristin Neff · Diyojen Yayıncılık · 2021445 okunma
İçimizdeki Supaplar Devre Dışı Kaldığında: Hat Bekçisi Thiel
Puan vermedi·48 syf.··
2026 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 16:36
Makinelerde emniyet subapları olur, basınç "normal" değerin üzerine çıkarsa bu subaplar devreye girerek fazla basıncı tahliye ederler. Böylece olası bir olumsuzluğun önüne geçilir. İnsan psikolojisi de bu yönüyle bir makinenin işleyişine benziyor. İş, hobiler, dini ritüeller ile kendimizi rahatlatıp, hayatımıza bir şekilde devam ediyoruz. Ancak, bazen öyle şeyler olabiliyor ki basınç tahliye sistemleri devre dışı kalabiliyor. Görmezden geldiğimiz, içimize attığımız şeyler gün geliyor olanca ağırlığı ile üzerimize çökebiliyor. Gerhart Hauptmann'ın eseri "Hat Bekçisi Thiel" tam olarak bu kırılma noktasını ele alıyor. Thiel'in hayatı günün birinde bir trenin ray değiştirmesi gibi farklı bir yola giriyor. Thiel mutlu olmasa da kendi küçük dünyasında tutunduğu şeylerle düzenini devam ettirmeye çalışıyor. Ama gün geliyor ki, görmezden geldiği gerçekler tüm çıplaklığı ile karşısına dikiliyor. Hauptmann, bu metni ile görmezden gelinen rahatsız edici gerçeklerin insan üzerindeki olası olumsuz etkileri üzerine okuru düşünmeye davet ediyor. Thiel gibi sade bir hayatı olan birinin bile raydan çıkabileceği okuyucuya iyi bir şekilde aktarılmış. "Hiç de bunu yapacak birine benzemiyordu" cümlemizdeki insan anlayışımız üzerine düşünmemizi sağlayacak bu kısa metin, inceliğinin aksine oldukça derin bir edebi eser.
Hat Bekçisi ThielGerhart Hauptmann · Can Yayınları · 0581 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Gece Yarısı Kütüphanesi
8/10
·296 syf.··
2026 1. kitabı
Kitabı açtığımızda güzel bir alıntıyla karşılaşıyoruz: Olmak istediğim her şeyi olmam, yaşamak istediğim bütün hayatları yaşamam mümkün değil. İstediğim bütün yetenekleri geliştirmem mümkün değil. İstememin nedeni ne peki? Önünde koca bir hayat var. Koca bir hayat… İstediğini yapabilir, istediğin yerde yaşayabilirsin. Kitabın diğer bölümüne geçtiğimizde intihara karar verişinden yirmi yedi saat öncesine gidiyoruz. Bu bölümleri okurken Nora’nın hayata bakış açısını, varoluşsal felsefeye hakimiyetini, insanlarla olan ilişkilerini ve onu intihar noktasına getiren olayları öğreniyoruz. Bizi yaratan şey baskıdır ama. İlk başta kömürsünüzdür, basınç sayesinde elmas olursun. Daha sonra Nora, konuşacak kimsesinin olmadığını, hayatının hiç yolunda gitmediğini ve hayatını asla yoluna koyamayacağını düşünerek hayatını sonlandırma girişiminde bulunuyor. Kalmamın mümkün olduğunu hissetsem, kalırdım. Ama hissetmiyorum. Bu yüzden kalamam. Başka hayatları da mahvediyorum.davranalım. Arada bir başımızı yukarı kaldırıp yukarı bakalım, çünkü nerede olursak olalım gökyüzü her daim sonsuz.” Nora takip eden günlerde elinde olmayan hayatlarla değil, elinde olan hayatla neler yapabileceğine odaklanarak hayatını yaşamaya başlar. Ve mutlu olur.kavşaklarında alınan kararların ve o kararlar ardında çabalamanın neticesi sadece. Gece Yarısı Kütüphanesi’nin ana mesajı bu. Bu kadar değil elbette. Birbiri ile ilişkili iki alt mesaj var. Birincisi, insan aklının/hayalinin en çılgın hali bile acı realiteyi göz ardı edemiyor. Kişinin hayatın ortasında patika değiştirmesi mümkün değil. Bu Gece Yarısı Kütüphanesi ile bile mümkün değil. Nitekim kütüphane sonunda tamamen yanıp kül oluyor, yıkılıyor, yok oluyor. Aslında bütün o paralel evrenler tartışması, başka hayatları denemesi, Nora’nın varolan
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598bin okunma
İNCELEME CİNSELLİK VE HASTALIKLAR ÜZERİNE..
10/10
·565 syf.··
2026 155. kitabı
KISIM 1 EREKTİL DİSFONKSİYON Bölüm 1 Erektil Disfonksiyonun Tanımı, Epidemiyolojisi ve Risk Faktörleri Erektil Disfonksiyon- Tanım Epidemiyoloji Risk Faktörleri Sigara veya Diğer Tütün Ürünlerinin Kullanımı ve Erektil Disfonksiyon Hiperlipidemi ve Erektil Disfonksiyon Diabetes Mellitus ve Erektil Disfonksiyon Kardiyovasküler Hastalık - Hipertansiyon ve Erektil Disfonksiyon Obezite, Metabolik Sendrom ve Erektil Disfonksiyon Tiroid Hastalıkları ve Erektil Disfonksiyon
İnsan ve Hayat
Erkek ve Kadın Cinsel SağlığıProf. Dr. Sefa Resim · Tüd/Türk Üroloji Akademisi Yayını · 20163 okunma
Çatı Katı: Sessiz Bir Yok Oluşun Günlüğü...
6/10
·152 syf.··
2026 36. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 04:45
Marlen HaushoferMarlen Haushofer’in Çatı KatıÇatı Katı’sı bende bir roman etkisinden çok, havasız bir odada uzun süre kalmışım hissi bıraktı. Soğuk, sade, temiz bir dili var ama bu sadelik sakinleştirmiyor; tam tersine insanın içine sinsice yerleşen bir psikolojik basınç yaratıyor. Kitap ilerledikçe olaylardan çok, karakterlerin kendi içlerinde çürüyüşünü okuyorsunuz. Kırılgan bir adamla hastalıklı bir kadının ilişkisi, sevgiye değil yalnızlığa dayanıyor sanki. Birbirlerine yaklaşmaya çalışan iki insan değil de, kendi zihninde boğulan iki ayrı dünya gibiler. Flashbacklerle geçmiş, şimdi ve düşünceler birbirine karışırken roman bir hikâyeden çok zihinsel bir günlük halini alıyor. Benim için kitabın en yorucu tarafı da buydu zaten. Günlük hissi veren anlatıları normalde de sevmem; burada ise o iç monolog hali iyice boğucu olmuş. Sürekli aynı düşünce girdaplarının içinde dönmek, karakterlerin kendilerini ya da hayatlarını dönüştürememesi bende yoğun bir boşunalık hissi yarattı. Üstelik kadın karakterin cahilliği ve kendini hiçbir anlamda yetiştirememiş oluşu beni hikâyeden koparmadı, aksine aşırı sinirlendirdi. Bir noktadan sonra karakterlere üzülmekten çok onların zihinsel sıkışmışlığının içinde mahsur kalmış gibi hissettim. Mektupları kimin gönderdiğini bilmeyişim bile çözülmemiş bir gizemden çok, havada asılı kalan bir anlamsızlık hissi bırakıyor. Belki dönemine göre güçlü ve cesur bir metindi ama bugünün gözünden baktığımda bana kattığı temel duygu “derinlik” değil, tükenmişlik oldu. Hatta dürüst olayım: bu kitap yüzünden reading slump’a girdim diyebilirim. Çünkü Çatı Katı insana umut, dönüşüm ya da içgörü sunmuyor; sadece bazı insanların kendi yalnızlıklarında yavaş yavaş kayboluşunu izletiyor. Ve Haushofer bunu öyle süssüz, öyle steril bir dille yapıyor ki okurken dramatik bir çöküş değil, sessiz
Alıntı
Çatı KatıMarlen Haushofer · Yapı Kredi Yayınları · 2025150 okunma
Direniş
10/10
·504 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
Adressiz sorgular Yaşar Ayaşlı Zulme sessiz kalanlar, zulümle karşılaştıklarında ilk hatırlayacakları şey, zulme sessiz kalmaları olacaktır.bugün olağan hale gelen zulüm,yarın herkese sirayet edecek ve belki de kurtuluş için çok geç olacaktır.haiti kölelikten isyan ile kurtuldu.siyahların müthiş birlikteliği ve inançları onları beyaz bağnazlıktan,esaretten kurtulmalarını sağladı. “Özgürlüğümüzü kazanmak için tehlike ile nasıl yüzleşeceğimizi öğrendik ve onu korumak için ölümle nasıl yüzleşeceğimizi de öğreneceğiz.” Toussaint L’Ouverture’ü bize bu sözleri ile ,özgürken ve henüz herkes teslim alınmamışken,toparlanmanın,ve yüzleşmenin önemini açıklıyor. Köleliği kaldıran din kitapları dolayısı ile dinler değil,isyanlar olmuştur. Her dönem birileri,ezilir,sömürülür,birileri de isyan eder…bizim ülkemiz de ise bu günler de ,orta da bekleşen, acabacılar ve söz de tarafsız görünüp iktidarın değirmenine su taşıyanların yoğunlukta olduğunu sizler de gözlemliyorsunuzdur.ana muhalefet partisinden,sendikalara,kitle örgütlerinden,lagal,illegal sol hareketlere ,bizim bu kadar ağır baskıya maruz kalmamız da payı vardır diye düşünüyorum.çünkü yeteri kadar toplumsal basınç sağlanamadı.kütleler istikrar ve din adına sırf çıkarları gerekçesi ile iktidarın oy ve sivil deposu konumuna geçtiler.darbe girişimi ertesi ,darbe başarılı olamasa bile yine asıl hedef rte veya feto fark etmez az sayıda direnen odaklar ve çevreleri oldu. Emperyalizm bugün Suriye de,ırak ta fay hattını mezhep ayrılıkları ile kırmıştır.biz de geçmiş te Alevilere yönelmiş katliamları hiç unutmadık ve maalesef her geçen gün gerici güruhlardan ve şeriata doğru koşar adım giden ülkemiz de hiç unutmuyoruz. Emperyalizmin bölge de ki yapılanması bop ve eş başkanı bugünler de başkanlık hevesin de büyük ihtimal toplumsal
Hayata Dair
Adressiz SorgularYaşar Ayaşlı · Yurt Kitap Yayın · 199352 okunma