Nasıl ki Dostoyevski denince Suç ve Ceza, Tolstoy denince Anna Karenina, Victor Hugo denince Sefiller akla geliyorsa, Yaşar Kemal denince de hiç şüphesiz İnce Memed gelmeli ve dünya klasiklerine eklenmeli.
Sonunda bitirdim. Evet, kalın bir kitap ve zaman istiyor ama verilen emeğin karşılığını fazlasıyla alıyorsunuz. Yaşar Kemal'in doğa tasvirleri, karakterleri ve dili öyle güçlü ki kendinizi Çukurova'nın ortasında hissediyorsunuz. En sevdiğim yanı ise olayların klişe bir şekilde ilerlememesi oldu. Sürekli "şimdi şöyle olur" diyorsunuz ama roman sizi başka bir yola çıkarıyor.
"Her Firavun'un bir Musa'sı vardır" sözü gibi, her Ağa'nın da var bir İnce Memed'i. Haksızlığa boyun eğmeyenlerin, umudunu kaybetmeyenlerin hikayesi...