Peter Thiel, Silikon Vadisi'nin en sıra dışı, ideolojik ve tartışmalı figürlerinden biri. PayPal'ın kurucu ortaklarından (meşhur "PayPal Mafyası"nın lideri) ve Facebook'un ilk dış yatırımcısı. Muhafazakar, liberteryen ve transhümanist fikirleriyle bilinen Thiel, verinin ve teknolojinin devletlerin istihbarat mekanizmalarıyla entegre edilmesini savunan bir vizyona sahip. Palantir'i kurarken de CIA'in yatırım kolu olan In-Q-Tel'den fon alarak yola çıktı. Palantir'in iki ana yazılımı var: Palantir Gotham (savunma ve istihbarat için) ve Palantir Foundry (kurumsal şirketler için). Gotham; ABD (CIA, FBI, Pentagon), Birleşik Krallık ve birçok Avrupa ülkesinin istihbarat servisleri tarafından terörle mücadele, gözetim ve veri madenciliği için aktif olarak kullanılıyor. İsrail ile olan ilişkisi de bir sır değil. Palantir, İsrail Savunma Bakanlığı ile savaş zamanı operasyonlarını desteklemek üzere teknoloji sağlama konusunda resmi olarak ortaklık kurdu. Şirketin CEO'su Alex Karp, bu tür jeopolitik krizlerde batı ittifakının ve müttefiklerinin yanında durduklarını açıkça ve gururla ifade eden bir yönetici. Tolkien'in dünyasında Palantirler, uzakları ve geleceği görmek, bilgi paylaşmak için üretilmiş kusursuz araçlardı. Ancak sorun şuydu: Taşlardan biri Karanlık Lord Sauron'un eline (Barad-dûr kulesine) geçtiğinde, diğer taşları kullananları (örneğin Denethor veya Saruman) manipüle etmeye, onlara sadece görmelerini istediği şeyi göstererek akıllarını bulandırmaya ve onları deliliğe/itaate sürüklemeye başladı. Gerçek dünyadaki Palantir de tam olarak bunu yapıyor: Devasa miktarda yapılandırılmamış veriyi (sinyal istihbaratı, finansal kayıtlar, sosyal medya hareketleri, plaka tanıma sistemleri) bir araya getirip, insan gözünün göremeyeceği korelasyonlar üretiyor. Yani "her şeyi
Felsefe
Hayatın bereketi sadece olumlu şeylerden ibaret değildir.
Yalnız bırak beni işte, Yok bugün hiçbir şeye sevinesim, Başka hiçbir şey almıyor içim. Michy Reincke (Das böse Glück albümü, 1993)
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ben aşkı arayan bir âşık idim, bulamadığım her gün başka halde bir âvareyim..
Sosyal Çürüme
Şu an Türkiye’de sosyal çürüme var bilmiyorum fark etmemek gerçekten zor gibi geliyor. Çünkü etrafımıza baktığımızda yalnızca ekonomik ya da siyasi tartışmalar değil, aynı zamanda ahlaki ve zihinsel bir değişim de görüyoruz. Normalleşmemesi gereken birçok şeyin artık sıradan kabul edilmesi, insanların buna şaşırmayı bile bırakması dikkat çekici bir durum.Sosyal çürüme dediğimiz şey aslında bir toplumun bir anda bozulması değildir. Daha çok, küçük değer kayıplarının zamanla birikmesiyle oluşur. İnsanların birbirine bakışının değişmesi, saygının azalması, içeriklerin giderek yüzeyselleşmesi ve kalite yerine dikkat çekmenin ön plana çıkması bu sürecin parçaları olabilir.Bugün eğlence anlayışımıza baktığımızda bunu net şekilde görmek mümkün. Özellikle bazı popüler müziklerde kadını aşağılayan, onu bir birey değil de bir obje gibi gösteren sözlerin yaygınlaşması düşündürücü. Bu içerikler çoğu zaman “sanat” adı altında sunuluyor; fakat sanatın yalnızca dikkat çekmek değil, aynı zamanda düşündürmek, hissettirmek ve topluma bir şey katmak gibi bir yönü de olması gerekmez mi? İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: Dinlediğimiz şeyler bize gerçekten bir değer mi katıyor, yoksa sadece birkaç dakikalık tüketimden mi ibaret?Fakat mesele yalnızca müzik değil. Sosyal medyaya baktığımızda da benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Günlerce konuşulan konuların büyük bir kısmı insanların özel hayatları, magazin olayları, anlamsız tartışmalar ve birbirini aşağılamaya dayalı içerikler oluyor. Buna karşılık bilimsel bir başarı, önemli bir kültürel çalışma ya da topluma fayda sağlayan bir gelişme çoğu zaman hak ettiği ilgiyi göremiyor. Sanki dikkat çekmek, değerli olmaktan daha önemli hâle gelmiş gibi.Eskiden insanlar toplumda saygı görmek için bilgi sahibi olmaya, bir alanda başarılı olmaya
"İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak üzere iken, "İsrailoğulları'nın iman ettiğinden başka hiçbir ilâh olmadığına inandım. Ben de müslümanlardanım" dedi. Şimdi mi?! Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun. Biz de bugün bedenini, arkandan geleceklere ibret olman için, kurtaracağız. Çünkü insanlardan birçoğu âyetlerimizden gerçekten habersizdir." Yunus Sûresi, 90-91-92. ayetler 🌷 Kuran-ı Kerim Türkçe Meali
Din
Kediler çok vahşi hayvanlardır unutmayın.
Bir aylık bir yavru kedi… Daha gözünü dünyaya yeni açmışken, kardeşleriyle birlikte bir çuvala konulup köyün kenarına bırakılmıştı. Bir insanın eliyle terk edilmişti. Açlık, korku ve çaresizlik içinde bulduğumda onu alıp besledim. Belki de hayatına küçük bir şans vermeye çalıştım. Dün ise başka bir gerçekle karşılaştı. Büyük bir kedinin saldırısına uğradı. Birkaç saniye daha geç kalsaydım muhtemelen yaşayamayacaktı. Şimdi gerekli müdahaleler yapıldı, bitkin bir halde yatıyor. Küçücük bedeniyle hayata tutunmaya çalışıyor. Kediler sevimli canlılar olarak görülür ama aynı zamanda çok güçlü içgüdülere sahip hayvanlardır. Bölge koruma, avlanma ve hayatta kalma dürüleri onları zaman zaman acımasız hale getirebilir. Bir yetişkin kedi, savunmasız bir yavruyu rakip veya tehdit olarak görebilir. Doğada merhamet değil, hayatta kalma içgüdüsü vardır. Ama bu olay bana bir şeyi daha düşündürdü: Kedilerin vahşiliği doğanın bir parçasıdır; onlar bunu bilinçli bir kötülükle yapmazlar. Asıl üzerinde düşünülmesi gereken, henüz annesinden bile tam ayrılmamış yavruları bir çuvala koyup ölüme terk edebilen insanın davranışıdır. Bir kedi içgüdüsüyle saldırır; insan ise ne yaptığını bilerek karar verir. Şimdi o küçücük canlı yorgun bir halde uyuyor. Belki iyileşecek, belki uzun süre toparlanması gerekecek. Ama onun yaşama tutunma çabası, bazen en savunmasız canlıların bile ne kadar güçlü olabileceğini gösteriyor. Umarım bundan sonra karşısına yalnızca şefkat çıkar.
Duygu ve Düşünce