Puan vermedi·162 syf.··
2026 48. kitabı
BİR DAKİKA... Seri katil bir kadına hayran olacağımı söyleseler asla inanmazdım! Ayy, uzun zamandır bir kitabı bu kadar heyecanla okumamıştım! Her sayfasında "Bir bölüm daha okuyayım." derken kendimi kitabın içinde kaybolmuş halde buldum. Seri katil bir kadın ile bir FBI ajanının yollarının kesişmesi kulağa ne kadar tehlikeli geliyorsa, okuması da bir o kadar sürükleyici ve bağımlılık yapıcıydı. Üstelik aralarındaki ilişki klasik bir romantik ilişkiden çok uzak; gerilimli, tutkulu, yasaklı ve yer yer toksik bir dinamiğe sahip. Lana Myers… Ne diyeceğimi gerçekten bilmiyorum. Güçlü, gizemli, zeki ve karanlığın içinden çıkıp gelen bir karakter. Geçmişi yavaş yavaş açığa çıktıkça ona karşı hisleriniz sürekli değişiyor. Bir an onu sorgularken, bir sonraki sayfada kendinizi onu desteklerken buluyorsunuz. Logan ile arasındaki çekim ise kitabın en etkileyici noktalarından biriydi. Sürekli diken üstünde bırakan bir kedi fare oyunu gibiydi. En sevdiğim şeylerden biri de merak duygusunun bir an bile düşmemesi oldu. Olay örgüsü oldukça hızlı ilerliyor ve dili o kadar akıcı ki sayfalar resmen su gibi akıp gidiyor. VE O FİNAL... Tam her şeyin çözüleceğini düşünürken öyle bir yerde bitti ki serinin devamına başlamamak neredeyse imkânsız. Karanlık romantizm, intikam hikâyeleri, psikolojik gerilim ve gri karakterler seviyorsanız bu kitap kesinlikle listenize girmeli. Uyarı: Bu kitap masum bir romantik hikâye değil. İçinde karanlık temalar, şiddet unsurları ve rahatsız edici olabilecek sahneler bulunuyor. #bookstagram #kitapyorumu #karanlıkromantizm #darkromance #psikolojikgerilim #thrillerbooks #serialkiller #fbi #okudumbitti #kitaptavsiyesi #romanönerisi #booklover #bookaddict #kitapönerisi #okumahalleri
Mindf*ck 1: RiskS. T. Abby · Artemis Yayınları · 2026187 okunma
8/10
·376 syf.··
2026 41. kitabı
Bu sene okuduğum en güzel kitaplardan biriydi. Asya kültürünü güzel yansıttığını bizi boğmadan dünyayı iyi tasarlamış yazar. Karakterler birbirinden zeki birbirinden güçlüler. Devam kitabına bu gece başlamamak için zor tutuyorum kendimii.
Yeşim Taşı ve EjderhalarAmber Chen · Artemis Yayınları · 202559 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Vayyy vayy vayy"dan "Hadii Beee!"ye :)
9/10
·488 syf.··
2026 17. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 18:49
Öncelikle mini uyarı ilk kitaba dair SPOİLER içerebilir! İlk kitaba zaten bayılmış, karakter derinlik, çeşitlilik ve birbirini tamamlayışları hem de dünya kurgusuyla çok çok keyif alan biri olarak bu kitap seri için on numara bir gelişme kitabı olmuş. İlk kitapta evreni ve karakterleri tanıdık, akademide yaşananlarla gayet doğal ve kaliteli bir şekilde karakter iplikleri birbirine bağlandı ve sonu da mükemmel bir şekilde girişi tamamlayıp gelişmeye pası atmıştı. Bu kitapla da tam da bıraktığı yerden alıp hem aksiyon hem de hisleri daha da zirveye çıkarıyor. Ve "Bunun da ötesine gitmez be abi" diyerek hem ters köşe hem de entrikalarla çıtayı bir tık daha yukarı çıkarmayı başarıyor bu kitap. Kızıl Yükseliş bitince hemen başlamamak, başlayınca her sayfada çaresizce bitmeden duramamak ile akan bir kitap. Karakterlere ayrı birer sayfa açacak olursak. Sevro, Ragnar ve tabii ki Kısrak'a bayıldık mi bayıldık. Ragnar Volarus... Çok konuşmaya ihtiyaç duymayan adamların hakiki sadakati... Sevro, kendi iç çarpıklığından çekinmeden sahip olduğu kişiliği ortaya koyan ve olduğu gibi kabullenilişiyle ve onu da iyiliğine ikna edince sarsılmak bir dosta dönüşüşü. Kısrak ablamız zaten ilk kitaptaki gibi kalite kokuyor. Erkekler akıllı kadın sevmez saçma ve yanlış klişesini bozan karakterlerden biri. Erkekler ego savaşını sevmez ama akıllı kadın kadar tatlı az şey vardır dünyada. Victra ise ayrı bir kısmı hak ediyor. İnsanların çoğu sahip olmadığı aidiyet ve sevgiyi göz boyaya boyaya sunup photoshop ile büyütmeye ve parlatmaya çalışırken; Sen ve Onlar ne düşünürsen düşün sadece kendi olarak ve sadece sevdiği için, başka hiçbir gerekliliği ve menfaati olmadan salt sevgi ve sadakatten oluşan bir bağ. Kendimi bildim bileli hep insanları doğdukları ortam, kültür ve kabullerden öte görmeyi
Altın OğulPierce Brown · Pegasus Yayınları · 20151,659 okunma
David Benatar - Keşke Hiç Olmasaydık
8/10
·258 syf.··
2026 203. kitabı
David Benatar’ın temellendirdiği antinatalist felsefe, insanlığın varoluşa dair ürettiği en radikal, en ödün vermez ve rasyonel meydan okumalardan biridir. Bu düşünce, yaşamın getirdiği trajediyi geçici tesellilerle ya da sahte iyimserliklerle örtbas etmek yerine, varoluşun kökündeki asimetriyi ve ahlaki sorumluluğu doğrudan masaya yatırır. Yazar, bu iddialarını temellendirirken oldukça güçlü mantıksal önermeler sunar. Benatar’ın felsefesinin merkezinde, var olmak ile hiç var olmamış olmak arasındaki ahlaki asimetri yer alır. Bu yapısal mantık şu şekilde işler: Acının Varlığı Kötüdür: Dünyaya gelen her canlı, kaçınılmaz olarak fiziksel ve zihinsel acıya maruz kalır. Bu durum nettir ve kötüdür. Hazzın Varlığı İyidir: Yaşamın içindeki tatminler, başarılar ve zevkler iyi olarak kabul edilir. Acının Yokluğu İyidir: Hiç var olmamış birinin acı çekmiyor oluşu, mutlak bir iyiliktir. Bu durumdan mahrum kalacak bir özne olmasa bile, acının sıfırlanması nesnel olarak olumludur. Hazzın Yokluğu Kötü Değildir: Hiç var olmamış bir insan, hayattaki hazlardan mahrum kaldığı için üzülemez veya bir yoksunluk hissedemez. Dolayısıyla, hazzın yokluğu bir dezavantaj veya "kötülük" teşkil etmez. Bu asimetrinin rasyonel sonucu şudur: Var olmamak her halükarda var olmaktan daha kazançlı bir durumdur. Kumar masasında kaybetme ihtimali kesin olan, kazanma ihtimali ise sadece önceden var olan bir eksikliği gidermekten ibaret olan bir oyuna hiç başlamamak en mantıklı tercihtir. Benatar’a göre insan türü, evrimsel süreçte hayatta kalabilmek ve neslini sürdürebilmek için kronik bir Pollyannacılık geliştirmiştir. İnsanlar geçmişteki acıları çabuk unutmaya, geleceğe dair sahte umutlar beslemeye ve kendi yaşam kalitelerini gerçekte olduğundan çok daha yüksek görmeye ayarlıdır. Felsefi
Felsefe
Keşke Hiç OlmasaydıkDavid Benatar · Doğu Batı Yayınları · 2018303 okunma
Puan vermedi·488 syf.··
2026 41. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 21:32
Pia Mater okumayanlar bu yorumu yavaşça geçebilirlerler Arachnoid Mater - Serkan Karaismailoğlu Ve ilk kitap öyle bir yerde bitmişti ki ikinci kitaba başlamamak mümkün değildi. Şimdi ise ikinci kitap bitti ve ben üçüncü kitabı merak etmekten kendimi alamıyorum. O kadar heyecanlı, o kadar sürükleyiciydi ki satırlar arasında kaybolmuşken bir anda kendimi bilim kurgu filminin içinde bulmuş gibi oldum. Bu nasıl bir kurgu, nasıl bir zihin! @serkan_karaismailoglu Kitap boyunca hem olay örgüsünün peşinden koştum hem de sayfalar arasında inanılmaz bilgiler öğrendim. Altını çizdiğim o kadar çok yer oldu ki bazı sayfalar neredeyse tamamen renk değiştirdi Ama beni en çok etkileyen şey; öğrenmenin hikâyenin içine ustalıkla yedirilmiş olmasıydı. Bilimsel bilgiler kuru bir şekilde anlatılmıyor; karakterlerin, olayların ve duyguların arasına öyle doğal yerleşiyor ki fark etmeden öğreniyorsun. Bilim kurgunun ötesinde, adeta bir bilgi deposuydu. Ve belki de en güzeli bu bilgileri bir ders kitabı gibi değil, sürükleyici bir kurgu eşliğinde öğrenmekti.Mater serisi şu ana kadar beklentimin çok üzerinde gidiyor. Şimdi sıra üçüncü kitapta… Ve sanırım merak duygumun biraz daha sınanacağı günler yaklaşıyor
Arachnoid MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 202011bin okunma
Ve onu baloya davet etmediler...
7/10
·421 syf.··
2026 24. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 22:34
Cinderella'yı bir sayborg olarak okumak gerçekten ilginç bir deneyim oldu benim için. Yazarın yeniden anlatım için bambaşka bir evren oluşturup yine de orijinaline bağlı kalabilmesi oldukça büyük bir yetenek. Söz konusu bilim kurgu olunca orta çağ prensesleriyle olan farklılığı çok fazla çünkü (⁠^⁠^⁠) Birkaç özgün dokunuş da mevcut tabii tıpatıp aynısı da değil hikaye. Öncelikle kitaba aşırı yüksek beklentilerle başlamamak lazım. Çoğumuzun bildiği "Külkedisi" masalı nasıl sakin ve yavaş ilerliyorduysa bu kitap da aynı şekilde ilerliyordu. Yeri geldi çok sıkıldığım bölümler oldu yeri geldi heyecandan kaç bölüm okuduğumu fark edemedim ama kitabı bırakacak duruma beni getirmediği için yazara da teşekkür ederim, hikayenin dinamiğini dengeli tutmaya çalışmış. Bu, kitabın aksiyon dolu olduğunu da göstermiyor bu arada. Şöyle ki hikayede yine orijinalinden farklı olarak bilinmeyenler unsuru var ve Cinder saraya daha çok dahil olmaya başladıkça gizemleri de yavaş yavaş çözmeye başlıyor. Hikayenin temeli de bu gizemleri çözme odaklıydı aslında. Dolayısıyla robotların aksiyon dolu savaşlarından ziyade stratejik hamlelerin ve entrikaların daha çok konu aldığı bir hikayeydi. Gizemlerin açığa çıkma sürecinde ise saray doktorunun birkaç yardımı hariç tek başına yol alıyor Cinder hep. Yani, found family dediğimiz ekip oluşumu kavramını bu kitapta göremedim ama diğer kitaplarda yavaş yavaş bir ekip oluşacak gibi görünüyor. Buna göre de bu kitabın seriye minik ama iddialı bir giriş niteliğinde bir hikaye olduğunu gösteriyor. Her kitabın adından da anlaşılacağı üzere kalabalık bir ekip beni bekliyor gibi (⁠人⁠ ⁠•͈⁠ᴗ⁠•͈⁠) Gizem demişken... Arkadaşlar, ben aşırı zeki veya dahi biri değilim. Ama artık çoğu kitabın neredeyse en başından o hikayenin gizemli unsurunu çözmüş oluyorum. Bu
1000Kitap
CinderMarissa Meyer · Artemis Yayınları · 20237,1bin okunma