Bugünün "normal" kabul edilen insanı, hızın ve gürültünün içinde kendi fâniliğini unutan, ancak unuttukça daha derinden sarsılan bir sürgündür. Oysa teslimiyet, modern insanın sandığı gibi bir vazgeçiş, hayattan kopma ya da teslim bayrağı çekme değil, bilakis hayatın en keskin gerçeği olan ölümle barışarak zamanın dar kalıplarından kurtulma sanatı, sonu kabre çıkan "kıvrımlı yolları" vuslatın mukaddimesi olarak görme ferasetidir. Belki de bugünün kaygı toplumuna lazım olan yegâne "reçete", ölümü hesabı verilecek bir başlangıç olarak kabul edip hız çağının gürültüsünü susturacak bilgiye, bir gerçeklik olarak farkındalık alanında yer açmaktır.
Bir kibritle yok olmak... Bir kibritin kısa ama şiddetli ömrü gibi etki yaratacak bir mektup... Kibritin alevi sadece mektubu değil, aynı zamanda her şeyi yakacaktı. O alev hem bir son hem de bir başlangıç simgesiydi.