Puan vermedi·128 syf.··
2026 26. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 23:27
Persler'le başlayalım. Bu tragedya Yunan zaferini Perslerin gözünden anlatarak kaybedenlere odaklanmasıyla biliniyor. Henüz oryantalist kalıplar gelişmemişken Perslerin küçümsenmediğini, hayli objektif bir biçimde yenilginin insanlar üzerindeki etkisinin analiz edildiğini gözlemleyebiliyoruz. Biraz daha "neden yenildiler" ve "yenilgileri nasıl bir iz bıraktı" çalışması gibi. Antigone ise tam bir klasik, herhalde bilmeyen yoktur. Antigone'nin karakteri bir yana, tragedyada siyasal bir çatışmayı görürüz: kadim yasayla yeni devlet yasasının karşılaşması. Bir tarafta Kreon kent devlet düzenini korumaya çalışır, diğer tarafta Antigone eski yasaya ve adalete gönderme yapar. Tarafsız bir göz her iki tarafın da kendince haklı olduğu çıkarımını yapacaktır. Böylece etik bir ikilem ortaya çıkar. Yalnızca başkaldıran Antigone değil, düzeni korumaya çalışan Kreon -cinsiyetçiliği bir yana- da etkileyici bir figür olarak karşımızda belirir. Elbette Antigone'nin direnişi takdire şayan, fakat beni en çok etkileyen bu ikilem oldu tekrar okuduğumda.
Persler - AntigoneAiskhylos · Mitos Boyut Yayınları · 2011185 okunma
EN BÜYÜK MERHAMETSİZLİK, KENDİMİZE YAPTIĞIMIZ!
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 17:20
Bir insanın kendini tüketmesi için gerçekten çok büyük acılar mı yaşaması gerekir? Yoksa her gün biraz daha yorulmak, herkese yetişmeye çalışmak, kimseyi kırmamak için kendinden vermek, sürekli daha iyisini yapmak zorundaymış gibi hissetmek de insanı fark ettirmeden tüketmeye yeter mi? Herkese selamlar sevgili kitap dostlarım. Bugün Beyhan Budak ’ın yeni kitabı Kendini Tüketmeden Yaşa ’yı kendimce inceleyeceğim. Hazırsanız başlayalım… Öncelikle Beyhan Hoca ön sözde kitabın nasıl ortaya çıktığından bahsetmiş, ben de bunu sizlerle paylaşmak istiyorum: Beyhan Budak kendini kötü hissettiği dönemlerde kendisine sık sık şu soruyu soruyormuş: “Eğer şu an kendime terapiye geliyor olsaydım, kendime ne söylerdim?” Sonra da böyle zamanlarda kendisine iyi gelen düşünceleri, fark ettiği şeyleri, hayat tecrübelerini bir yerlere not almaya başlamış. Bu düşünceleri yıllar boyunca seminerlerinde, videolarında insanlarla paylaşmış ve insanların bunlardan faydalandığını görünce de bir gün kitaplaştırmayı hayal etmiş. Şu an incelemesini yaptığım kitap da aslında bu hayalin ürünü. Belki de bu yüzden kitap boyunca kendimi akademik bir psikoloji kitabı okuyor gibi değil de yıllardır insanı gözlemleyen, mesleğini severek yapan ve en önemlisi anlattığı şeyleri gerçek hayatın içinden süzen biriyle sohbet ediyormuş gibi hissettim; ki zaten Beyhan Hoca’nın en sevdiğim taraflarından biri bu… Günümüzde kişisel gelişim ve psikoloji alanında içerik üreten o kadar çok insan var ki… Bir kısmı insanı birkaç dakikalığına iyi hissettiren ama hayatın içinde hiçbir karşılığı olmayan cümleler kuruyor. Dinlerken güzel geliyor, paylaşırken havalı duruyor ama iş gerçek hayatla yüzleşmeye gelince elde koca bir hiç kalıyor. Beyhan Hoca’yı yıllardır takip eden biri olarak onu farklı kılan şeyin tam da burada olduğunu
Edebiyat
Kendini Tüketmeden YaşaBeyhan Budak · Kronik Kitap · 202631 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·216 syf.··
2026 79. kitabı
Yazar #larssvendsen #sıkıntınınfelsefesi eserini yakın bir arkadaşının sıkıntıya bağlı ölümünün etkisi altında kaleme alır. Satır aralarında ünlü filozof, düşünürlerin düşüncelerine yer verirken sıkıntı problemini araştırarak tarihin belirli döneminde kim olduğumuzu ve dünyaya nasıl yerleştiğimizi anlamaya çalışma amacı gütmektedir. Sıkıntı Her şeyden önce içinde yaşadığımız bir haldir üstüne sistemli olarak kafa yorduğumuz bir şey değil. Bu kitabı bir deneme unsuru olarak nitelendirirsek, denemede dört ana başlık dikkatimizi çekmekte; İlk bölümde sıkıntı problemi yani sıkıntının çeşitli yanlarının geniş bir portresini görüyoruz bunların modernite ile olan ilişkisini inceliyoruz. İkinci bölümde ise sıkıntının tarihine göz atacağız merkezi tez, romantizmin fikirler tarihi düzleminde modern sıkıntıyı anlamak bakımından temel arka planı oluşturduğuna şahit oluyoruz. Üçüncü bölümde ise sıkıntının fenomenolojik çözümlemelerine odaklanılacak. Dördüncü olan son bölümde ise sıkıntı ahlakı üzerine. SIkıntı karşısında hangi tutumları takınmanın ve hangilerini takınmamanın uygun olduğunu araştıracağız. Altını çizerek ve zamana yayarak okunan, farklı ve keyifli bir deneyim oldu benim için. Sırada özgürlüğün felsefesi var, hadi başlayalım. Reklam değil. @kairoskitap "Yaşamın sorunlarını ortadan kaldıracak şekilde nasıl yaşamalı? Bir kez daha, bunun için evrensel bir reçete yoktur. Ve sorunlu olmayan bir hayat sürmek nasıl mümkün olabilir? Önemli olan sorunlar için değil de sefil olmadan sorunlarla birlikte yaşanabilecek bir perspektif bulmaktır."
Sıkıntının FelsefesiLars Svendsen · Kairos Kitap · 202679 okunma
8/10
·279 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
2219 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 00:00
Sonra üzgün tilki kürkçü dükkanına geri dönmüş (diye başlayalım, meselenin ne tilkiyle ne de kürkçü dükkanıyla ilgisi var, yani yok, demiş kafası dolu tilki), yarım yamalak telefon detoksumuzun aslında sonuna gelmedik çünkü tam bir başı olmadı, bu da böyle olmuş olsun diyip detoks muhabbetini geçiyoruz. Sizden uzak kaldığım vakitte na bu kitabı bitirdim, ayrıca Frankenstein'a olan eziyetim de bitti ve 2 gün sonra filan da onu atarım inşallah. Bu kitabı geçen hafta bitirdim ama yorum yazmayı o günlerde istemediğim için bugüne kaldı (bitti mi girizgahın Allah'ın delisi). -bitti. Kitaba ne zaman başladım, neler oldu, süreci cartı curtu bu kitapta geçeceğiz inşallah ve sadece kitaba vızırdayıp bitireceğiz (biraz gerginim kusura bakmayın). Yazarın, okuduğum ilk kitabıydı, çok da memnun kaldım, yazar bizi iyi karşıladı (bilenler için Yakup TV esintisi). Kitap tahmin edeceğiniz üzere roman tarzı bir kitap değil, mikrobiyotamızı ve halkın anlayabileceği bazı basit sağlık konularını gerek resimleyerek gerek örnekleyerek fakat bütününde basite indirgeyerek anlatan bir sağlık-araştırma kitabı. Özellikle başlarında benim gibi cahil biri için çok dikkat çekici bir kitaptı, yutmak ve soluk almak arasındaki sistem farkını anlatan kısma hayran kalmıştım, altını çizerek okuyordum fakat sonra kitaba ara verip tekrar başlayınca altını çizmeyi bırakmıştım, daha sonra yine ara verip tekrar başladım ve altını çizerek okumaya devam ettim, böyle yapmasaydım kitabı harcamış gibi hissedecektim. Aldığım verimden ya da bilgilerden inanılmaz büyülendiğim bir kitap mı hayır ama alanında uzman birinin benim gibi bir cühela için böylesine zorlu araştırma ve konuları anlayabileceğim şekilde anlatması beni açıkçası mutlu etti (kafam çorba gibi, böyle prenses cümleler bana ait olamaz), kitabın böyle
Beyinde Ararken Bağırsakta BuldumSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 20178,7bin okunma
İLKK MANGA YORUMUUU!!!
Puan vermedi·162 syf.··
2026 84. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 23:13
Merabaaa 1k ya hiç manga yorumu atmamışım( okuduğum 5. manga fln). Burayı daha aktif kullanmayı hedefliyorum ama üşeniyorum ya da unutuyorum. Amaa bundan sonra aktif kullanıcam kendime güveniyorumm. Başlayalım yoruma Horimiya, Vol. 1 Horimiya, Vol. 2 bu ciltlerini ele alarak yorumumu yapacağımm. Öncelikle 17 cilt bir hikaye. Konusu Horu adında bir kızımız var kızımız lise öğrencisi, herkes tarafından sevilen, düzenli ve tatlı bir kız. Bir de ana erkek karakterimiz Miyamura var. Miyamura ve Hori tesadüfen karşılaşıyorlar ve aslında aynı sınıfta olduklarınıve ikisininde aslında bilmediği yönlerinin olduğunu anlarlar. Bencee kitap tam bir çıtır çerezz. Romantik okumak istersiniz kısa olan tatlı olsun derseniz öneririm. Ama ben daha çok amine den bahsetmek istiyorum. Bugün 2. sezonu çıktı. Yakın zamanda 1. sezonu izleyip mangasından daha çok beğenmiştim. Anime nedense daha komik ve eğlenceli gelmişti. Genel olarak beğendiğim bir hikayeydi ama beğenmediğim kısımlar da var. Animenin ilk bölümleri gerçekten harikaydı ama sonlara doğru daha az sevmeye başladım. İlk tanıştıkları zamanlar daha samimi gelmişlerdi. Bir diğer sebep de "O benim" " bana ait " tarzı ifadeler vardı. Heme erkeklere hem de kadınlara karşı. Ben bu tarz kullanımları çok sevmiyorum ve beni bir yerde rahtsız etti. Kısaca çıtır çerez, bazı zamanlar komik ve akıcıydı. Yarın mutlaka devam sezonuna da başlarım. Benim hem manga hem de anime olarak önerilerimdedirr.
Horimiya, Vol. 1Hero · Yen Press · 2016928 okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
Kayıp Diyarlar Atlası: Rüya Kapanı Öyle bir kitap okudum ki içinde tarih var, macera var, masal var, ama hepsinden önemlisi yine çok sevdiğim Kaan Murat Yanık kalemi var. Daha ne olsun. Değerli yazarımız, müstear adı kullanıp Denizhan Yakupoğlu olarak karşımıza çıkıyor. Kayıp Diyarlar Atlası üç kitaplık bir seri ve Rüya Kapanı bu serinin ilk kitabı. Her ne kadar gençlik kitabı olarak geçse de bence yetişkinlerin de mutlaka okuması gereken bir eser. Kaan Murat Yanık’ın yeni bir kitabı çıkana kadar kaleminin eşsiz edebî tadını bu seriyle yeniden bulmuş olduğuma acayip mutluyum. Hadi kitap yorumuma başlayalım. Yolculuğumuza seyyah Temür Efendi ve çırağı Turşucuk Bahadır’la birlikte dere tepe demeden geziyoruz. “Sürmeli’nin kayısı kokan sokaklarından Ani’nin sarp geçitlerine”kadar uzanan bu serüvende Temür Efendi, elindeki defteriyle gördüğü her şeyi kaydediyor. Elbette yol boyunca başlarına gelmedik şey de kalmıyor. Kimi zaman mücadelelerle, kimi zaman ders niteliğindeki olaylarla karşılaşıyorlar. Temür Efendi’nin dikkat çeken bir özelliği de bir karar vermeden önce kısa bir uykuya dalması. Gördüğü rüyaları yorumlayarak karşısındaki durumun hayır mı şer mi olduğuna karar verip ve adımlarını buna göre atması. Yolculuk sırasında eşkiyalarla da karşılaşıyorlar, Avşar Bey’in kızı Prenses Laçin’le de… Genç ve güzel bir prenses olan Laçin, bir cadının büyüsü yüzünden yaşlı ve çirkin bir görünüme bürünüyor. Babasını üzmemek için saraydan kaçıp gizlenirken ve yolu seyyah Temür Efendi ve Turşucuk Bahadır’la kesişir. Böylece hikâye bambaşka, heyecan ve merak uyandıran bir hal almaya başlıyor. Son sayfaya kadar yolculuk boyunca kendimi yalnızca okuyan değil, olayların içinde yaşayan bir karakter gibi hissettim. Yani sayfalar aktıkça ben de onlarla birlikte yürüdüm, merak ettim,
Rüya KapanıDenizhan Yakupoğlu · Ketebe Genç Yayınları · 202559 okunma