Üniversite’de Başörtüsü:
Üniversitelerde 1984 yılından itibaren Kenan Evren ve Turgut Özal döneminde uygulanmaya başlanan başörtüsü/türban yasağı, laiklik ilkesinin bir gereği değildir. Bu uygulamanın laiklik ilkesiyle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Bu yasakçı uygulama açık bir biçimde, başörtülü/türbanlı vatandaşın eğitim hakkının gasp edilmesi anlamına gelmekteydi. Başörtüsü/türban Müslüman olmanın zorunlu bir koşulu mudur değilmidir ve/veya başörtüsü/türbanın yaygınlaşması iyi midir kötü müdür, bu ayrı bir tartışmadır. Ancak bu yasak, laiklik ilkesinin zorunlu kıldığı bir uygulama değildir. Üniversitede bir öğrencinin dini bir simgeyle ve/veya dini referans içeren bir kıyafetle okuması, eğitim-ders programının ve müfredatının içeriğini etkileyen bir unsur olmadığı ve eğitim-ders programının ve müfredatının din kurallarına göre belirlenmesi anlamına gelmediği için, başörtülü/türbanlı öğrencilerin üniversitede okuması laiklik ilkesine aykırı değildir.
Anadolu’da başörtülü Türk kadınlarının çok bağnaz olduğunu,erkeklerle asla konuşmadığını işitmişti.
Sayfa 6·Kitabı okudu
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ajans Diyanet com'un haberine göre Sayın Görmez, 5 Patrik'le görüşmesinde Heybeliada Papaz Okulu'nun açılması gerektiği hakkında şöyle demiş: "Bu ülkede herhangi bir dini topluluğun kendi din adamlarını yetiştirmek için başka ülkelere muhtaç olması, bu ülkenin büyüklüğüne yakışmıyor." Sayın Başkan'ın bu sözüyle alakalı düşüncelerimiz: Bir: Kendi derdimiz zaten başımızdan aşkınken bir de Ortodoksların papaz ihtiyacının derdi biz Müslümanlara düşmese gerek. Onu, Diyanet İşleri Başkanı değil Fener Rum Patriği Bartholomeos düşünsün. Bartholomeos'un, "Başörtüsü yasağı bü ülkenin büyüklüğüne yakışmıyor" dediğine şahit oldunuz mu? İki: Sayın Görmez de bilir ki, şu anda Türkiye'de Hey-beliada Ruhban Okulu'ndan mezun olacak papazlara ihtiyaç duyacak sayıda Ortodoks yaşamıyor. Öyleyse, açılmasını is-tediğimiz okuldan mezun olacak papazları ne yapacağız? İhraç mı edeceğiz? Başka türlü sorayım: Bu ülkeden, Hıristiyanlık mı ihraç edeceğiz? Üç: Sayın Başkan yukarıdaki sözünü acaba kendi düşüncesi olarak mı söyledi yoksa bazı siyasî telkinler mi var? Sayın Hüseyin Çelik de bakan olduğu dönemde Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması hakkında, "Bu iş benden bitse 24 saat içinde açarım" diyordu da.
Sayfa 342·Kitabı okudu
Doğu Türkistan'da tesettür yasağı...
Bir İslam şehir sokakta bir tane bile örtülü kadın yoksa, burada başörtüsüne ve tesettüre yönelik ağır bir siyasi baskı ve kovuşturma var demektir.
Müslüman bir ülkedesiniz başörtüsü takmanız bir dert oluyor...
Bir gün aile dostumuz bir yaşlı hanımla telefonda konuşuyorum, o sırada Körfez Savaşı var. O hanım, alafranga yetişmiş biri, bana telefonda körfez bombardımanını kastederek diyor ki: “Çok güzel pastalar yaptım, oturdum televizyonun başına, bombardıman çok ‘reussi’ (başarılı) oldu!” Fransızca bir kelime kullanıyor: reussi. Dehşete düşüyorum... Bu, benim içine doğduğum nasıl bir çevre? Orada insanlar ateş altındalar, bunlar pasta yiyerek bombardıman seyrediyorlar ve nezih oluşundan bahsediyorlar. Bunu düşüne düşüne, altüst olmuş bir vaziyette, derhal bir örtü bulup başıma takıyorum ve aynada kendime bakmaya başlıyorum. “Ben…” diyorum, “bu bombayı kafasına yiyenlerle aynı saftayım. Ben sizden değilim!”
Sayfa 117 - Timaş Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap
Rıza Han kadın devlet görevlilerinin (özellikle öğretmenlerin) başörtüsü takmasını da yasaklayarak, kadınların kamu alanlarında batılı tarzda giyinmesini emretmiştir. Doğal olarak bu durum ulema ve dindar halk tarafından tepkiyle karşılaşmış, etkili karşı propaganda sayesinde kadının örtüsünden sıyrılması ancak büyük ve modern şehirlerin merkezleri ile sınırlı kalmış, kentin dışına ve geniş kırsal alanlara yansımamıştır. Modernleşme, sekülerleşme ve kadının örtüsü bağlamında simgelenen kadının toplumsal hayata batılı tarzda sokulması çabaları Rıza Han ile ulema arasında 1925 yılında kurulan pragmatist ittifakı ortadan kaldırmıştır. Bu da geleneksel İran toplumunun bundan böyle Rıza Han'dan desteğini çekmesi anlamına gelmiştir. Bu desteğin geri çekilmesi bir müddet sonra gerginliğe ve çatışmaya dönüşmüştür.
Sayfa 94·Kitabı okudu