Ayşenur

Ayşenur
@baspiskolog
Ölüme gerçeklikte ve düşüncelerimizde hakkı olan yeri vermek ve şimdiye kadar dikkatle bastırdığımız ölüme karşı bilinçdışı tutumlarımıza biraz daha fazla önem vermek daha iyi olmaz mıydı? Bu büyük bir başarıya götüren bir ilerleme gibi görünmez, daha çok bazı yönlerden geriye doğru atılan bir adım gibidir — bir gerilemedir, fakat gerçeği daha fazla dikkate alma ve hayatı bir kez daha bizim için biraz daha dayanılır hale getirme avantajını taşımaktadır. Hayata dayanmak sonuçta bütün yaşayan varlıkların ilk görevidir. Eğer bizim için bunu daha da zorlaştıracaksa yanılsamanın bir değeri yoktur. Eski bir sözü hatırlarız: "vis pacem, para bellum." Eğer barışı korumak istiyorsanız savaş için silahlanın. Zamana uydurmak için, "Si vis vitam, para mortem," diyebiliriz. Eğer hayata katlanmak istiyorsanız, kendinizi ölüme hazırlayın.
Sayfa 115 - Freud, "Thoughts for the Times," Cilt XIV, Standard Edition, s. 299.
Ayşenur
"Bence o ölümü iki kaynaktan akan sağlam olmayan nedenler yüzünden dinamik kuramdan dışladı: biri, modası geçmiş kuramsal davranış modeli ve diğeri de kişisel zafere karşı duyduğu amansız arayış hissi."
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Cicero said, "To philosophize is to prepare for death," and Seneca: "No man enjoys the true taste of life but he who is willing and ready to quit it." Saint Augustine expressed the same idea: "It is only in the face of death that man's self is born."
Sayfa 30
Ayşenur
death is the condition that makes it possible for us to live life in an authentic fashion.
Puan vermedi·176 syf.·
2025 28. kitabı
Karl Ove İlkbahar kitabında bir bebeğe sesleniyor. Daha doğrusu bir babanın henüz bir yaşında bile olmayan bebeğine hitap ederek yazdığı fakat bunu yaparken yaşamı tümüyle ele aldığı bir kitap. Depresyon hastası eşinden uzakta üç çocuk ve bir bebek ile başbaşa kalan bir babanın kafasından geçenler, anıları, kabulleri, inancı var kitapta. Bunu yapabilen yani hem yaşamı hem kabulleri, hem dışarıyı hem de zihnin içini aynı anda dağılmadan ele alabilen yazarlar bence sihirli. Onlarda kesinlikle şeytan tüyü var. Beni en çok etkileyen sahnelerden biri ise ailece bir seyahat planı yapıyorlar ve biletleri bile çoktan ayarlanmış. Adam gitmek istiyor, çocuklara iyi geleceğini düşünüyor. Kadın ise gerginlikle, endişeyle biraz da çaresizce ve cılızca ekliyor "gidemeyiz" Gerçekten de gidemiyorlar. Fakat bu kısım beni etkiledi çünkü gidememeleri üzücü olmakla birlikte o "gidemeyiz" bana oldukça tanıdık ve acı verici bir gerçek gibi hissettirdi. Kitaba adadığım parça: Kwoon- Life
İlkbaharKarl Ove Knausgaard · Monokl · 201966 okunma
Ayşenur
Dokunaklı