Kaybolan Bağlar, gazeteci yazar Johann Hari 'nin kendisinin de uzun yıllar mücadele ettiği depresyonun altında yatan nedenleri ve olası çözümlerini bulmak üzere çıktığı yolculuğun hikâyesini anlatıyor. Şahsi olduğu kadar toplumsal da olan, deneyimler kadar bilimsel olgu ve araştırmalara da dayanan bu hikâye, mutsuzluğumuzu kanıksamak ve ilaçlar yoluyla bastırmaya çalışmak yerine daha kalıcı, daha sağaltıcı çözümlere yönelebileceğimizi gösteriyor.
Kendi adıma birçok çıkarımda bulundum. Özellikle kaygı sorununu dönem dönem yaşayan biri olarak bu rahatsızlıklara olan bakış açım çok değişti. Kitap ile tanışmamı sağlayan Ebru Aykaç’a selamlarımı iletiyorum. Barış Engin Aksoy çevirisi ise kusursuzdu.
Kitaba dair en önemli çıkarımlarım şunlar;
Ruh sağlığı toplumsal olarak üretiliyor: Ruh sağlığının varlığı ve yokluğu her şeyden önce toplumsal bir gösterge ve dolayısıyla bireysel olduğu kadar toplumsal çözümler de gerektiriyor.
Çok uzun süredir kabilesiz ve bağlantısız yaşıyoruz. Hepimizin eve dönme zamanı geldi. bayabayaokur
Nermin Yıldırım kitapları benim için her türlü garantidir. Dokunmadan ve Unutma dersleri sonrası “ Ev” kitabını aldım ve büyük bir heyecan ile başladım. Anlatım tarzı ve çizgisi çok belirgin ve edebi açıdan doyurucu olduğunu söyleyebilirim fakat bu kitap olay örgüsü ve konusu itibariyle beni sürüklemedi. Gerçekçilik yakalamak istedim daha çok sanırım. Tam odaklanacağım derken yeniden dağıldım. Neden böyle oldu bilemiyorum belki de zamanı değildi. Hatta kitabı bitireli çok oldu fakat yeni yeni yorumlama fırsatı yakaladım.
Kitabımız üç bölümden oluşuyor. Esas kızımız Seher’in çocukluğunda o evden o eve savruluşları, psikolog Çiğdem hanımla görüşmeleri ve İspanya’daki kutsal haç yolculuğu sırasındaki yaşadıkları üzerine. Bir son için çıkılan yolculuk yeni bir başlangıca nasıl döner bu romanda okuyoruz.
Herkes bir yere bir eve ait olmak ister gerçek anlamda kabullenilmek ister. Yerimizi yöremizi bulmak isteriz. Düşünce güzel fakat yolculuk sırasında karşılaşılan kişiler ile yapılan diyaloglar konuyu uzatmış gibiydi. Hikaye’nin içine girmekte zorlandım ben şahsen. Belki yeniden tekrar okurum. Biliyorum ki seveni çok... bayabayaokur