bununla ilgili video çek notu
Kedilerin tektanrıcılar arasında kötü bir şöhretleri vardı: 2. yüzyıl Hıristiyan teoloğu İskenderiyeli Klement, tapınaklarına kedileri aldıkları için Mısırlıları şiddetle eleştiriyordu. Buna karşılık, bazı teist gelenekler daha saygılı yaklaştılar: Sözgelimi, İtalyan Katolik rahip Assisili Aziz Francesco (1182-1226) Tanrı'nın yaratısına duyulan sevginin Tanrı'nın yarattığı her şeye sevgi duymayı içerdiğine inanıyordu. Musevi yasaları da hayvanlara merhamet edilmesini şart koşan emirler içermektedir - çiftlik hayvanlarının haftada bir gün dinlendirilmesi hakkındaki üç bin yıllık emir dahil. Muhammed Peygamber'in üstünde uyumakta olan bir kediyi rahatsız etmemek için gömleğinin yenini kestiği bilinirken, Ortaçağ sultanı Baybars da (yak. MS 1223-1277) bir bahçenin Kahire'deki sahipsiz kediler için bir sığınak haline getirilmesini vasiyet etmişti.
1000Kitap
Timur Lenk
"Timur Lenk'te dünyayı zapt etmek isteyen bir padişahta bulunması lazım gelen bütün sıfatlar vardı: Çok cesurdu, sonra en büyük zorluklar önünde irkilmezdi. O da Cengiz gibi diyordu: 'Başlanılan bir işin sonuna kadar gitmeli, ancak o zaman muvaffak olmak kabildir.' Kendisini hiç küçük görmezdi. Zamanını kitap okumak, silah talim etmekle geçiriyordu. On yedi, on sekiz yaşında o iyi ve mükemmel bir binici, bir avcı olmuştu."
Sayfa 69 - Ötüken Neşriyât·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
"Cengiz, Türkler arasındaki âdetleri toplayarak bir kanun hâline koymuştu. Bu kanunun adı, 'Yasa' dır. Yasa'ya herkesten ziyade itaat eden Cengiz'in kendisi idi. O yaşadığı müddetçe hiçbir işinde Yasa'dan ayrılmamış, kanunsuzluk edenleri de şiddetle cezalandırmıştı. Böyle bir adama vahşi, canavar, insanlık duygusundan mahrum demek şüphesiz büyük bir insafsızlıktır."
Sayfa 48 - Ötüken Neşriyât·Kitabı okudu
Alıntı
Memluklar-2
Ayn Calut’daki Memluklar’ın çoğu — en ünlüleri arasında Baybars da vardı — Karadeniz’in kuzey kıyısından çocukluklarında satılıp eğitim için Kahire’ye getirilen Kıpçak Türkleri’ydi. Manastırlarda gözlerden uzak yaşayan papaz adayları gibi, bu köle çocuklar da önce Arap alfabesini ve Kuran’ı öğreniyor, daha sonra binicilik ve at sırtında silah kullanma gibi, savaş alanlarında Memluklar’ın gücünü ortaya koyan furusiyya denilen eğitimden geçiyorlardı. Biniciyle atı adeta birleştiren, silah kullanımında çeviklik sağlayan ve tüm süvariler arasında taktik birliği oluşturan bu eğitim, Hristiyan Avrupa’sının silahlı talimlerine benziyordu. Onur ve silah konularındaki kahramanlık anlayışlarının, Haçlı şövalyeleri ile Müslüman fârisler arasında ne dereceye kadar benzerlik gösterdiği, Orta Çağ askerî tarihinin en ilginç sorularından biridir.
Sayfa 108
Tarih
I. Baybars... Nevevî'nin sözlerine ve istediği fetvayı vermemesine çok kızan Melik... Nevevî'yi niçin öldürtmediğini sorduklarında: "Bunu istemedim değil. Fakat onu öldürtmeyi her arzu ettiğimde ikimizin arasında ağzını kocaman açmış bir arslan buna engel oldu. Öldürülmesini emretseydim beni parçalayacaktı" dedi. ... Nevevî'nin melik Baybars'a karşı gösterdiği bu yiğit tavrından sonra ünü yayıldı. Eserlerine büyük rağbet gösterildi.
Sayfa 52
Eserin Emanetçisi: Muhammed Bahauddîn
Baybars el-Mansûrî’nin vefatından sonra, eserin düzenlenmesi ve gelecek nesillere aktarılması görevini Muhammed Bahauddîn b. Zekeriyâ el-Ensârî üstlenmiştir. Kendisi eseri 983 yılının başında (Hicri takvime göre muhtemelen) titizlikle gözden geçirmiş ve müellif (yazar) ile kendisi için dua ederek çalışmasını tamamlamıştır. Bu tür "gözden geçiren" (müstensih) notları, yazma eserlerin sahihliğini kanıtlayan en önemli belgelerdir. "Gözden Geçiren" "Bu kitabı yüce Allah’ın rahmetine muhtaç bendeniz Muhammed Bahauddîn b. Zekeriyâ el-Ensârî eş-Şafiî 983 yılının başında gözden geçirdim. Allah hem yazanı hem de gözden geçireni affetsin."
Sayfa 236·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam