Puan vermedi·216 syf.··
2019 15. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2019 00:00
Sizinde tek başınıza kaldığınızda bastırdığınız, reddettiğiniz, yargıladığınız, başkalarında gördüğünüz özellikleri kendinizde gördüğünüz oluyor mu? Bu gün @cagalogluyayinevi2 den #sanalbedenler kitabıyla geldim. Yayınevinden okuduğum ilk #bilimkurgu ve yanılmıyorsam tek aynı zamanda. Üstelik yazarı Dilay Nisa Vural 16 yaşında kaleme almış. Gördüm o bakışlarınızı, hayır efendim kitap yeni yetme ıvır zıvırlarla dolu değil bunu baştan söyleyeyim :) Sırf bunun için bile kendisini tebrik ederim. Eksileri yok mu? Tabi ki var, ama son zamanlarda bu türde çıkan kitaplara göre kıyaslarsanız ortalamanın üzerinde kalacaktır. Gelelim konumuza. Kapağından da anlaşılacağı üzere filmlerde görebileceğiniz bir dünya yaratılmış. Tamamen distopya havası hakim. 2107 yılında gözlerinizi açıyorsunuz kitapta. Herşeyin robotlaştığı, duygu ve düşüncelerden eser kalmadığı, niye yaşadıklarını bırakın, onları neyin yaşattığının bile farkında olmadıkları bir zaman. Kolonilere ayrılmış, her koloninin farklı bir amacı varmış gibi vazgeçilmiş bir dünya kısacası. Yine gördüm o bakışları, evet benzer konularda işlenen kitap hatta diziler, filmler var ama burada ki varmak istenilen sonuç farklı. İçime sinmeyen üç şey var. Birincisi: yazım yanlışları, ortalamaya göre fazlaydı maalesef. İkincisi: sanki fazla kolay oluyor, yani nasıl desem karakter çok çabuk alışıyor değişen şartlara. Fazla soğuk kanlı, evet dama dediği yerler oluyor ama toparlanma anlarına, anlam yükleme hızına, yaptığı planlara yetişemedim. Belki de benden bir asır sonra yaşadığından, herşeyin robotlar tarafından yapılmasına alışmış birinin daha yüzeysel davranması normaldir. Üçüncüsü: İki ayrı yerde başından geçenleri tekrar anlatıyor, fazla detaya girerek anlattığı için tekrara düşmüş haliyle. Lilly kolonilerden birinde yaşayan,
Gözlerin Ardındaki Sanal BedenlerDilay Nisa Vural · Cağaloğlu Yayınevi · 20184 okunma
Puan vermedi·40 syf.·
2026 76. kitabı
Serçeye özenip kışın kar görmek için göç etmeyen minik sığırcık, kışı korkuluğun cebinde geçirir ve çiftçinin yazın korkuluğun ceplerine bıraktığı buğday taneleriyle beslenir. Korkuluk ve sığırcık birlikte bazı tehlikeler atlatır ve birbirlerine destek olurlar. Korkuluk sığırcığı kurtlardan saklarken sığırcık da tüm zorluğuna rağmen, dostunun başı üşümesin diye, bir karganın çaldığı şapkasını bulup getirir. Kış bitip göçmen kuşlar dönmeye başladığında ise sığırcık korkuluğun cebinden çıkar, diğer kuşlar gibi özgürce uçar. Daha sonra iki kır çiçeği getirip korkuluğun cebine bırakır ve yeniden özgürlüğe kanat çırpar... Sığırcığın tam da korkuluğun kalp hizasındaki cebinde kalması, korkuluğa bir kalbi varmış gibi hissettirir. Kısa ama duygu yüklü bir hikâye. Dostluk, cesaret, fedakarlık... Pek çok güzel mesajı var. İlk olarak pek çok yabancı dilde basılmış. Daha sonra Türkçe... İlk baskısından bu yana 30 yılı aşmış bir kitap... Genel olarak beğendim, okunabilir, okutulabilir. Her çocuğa hitap etmeyebilir ama. Duygusal çocuklar için daha hoş bir seçenek. Kısa olduğu için kolayca okunur. 6-7 yaştan itibaren uygun. Hatta 4-5 yaşa da okunabilir.
Korkuluğun KalbiYalvaç Ural · Marsık Kitap · 202341 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Söz verdiğim üzere... Araf'a uzunca bir değerlendirme! :)
Puan vermedi·212 syf.·
2026 41. kitabı
Bir ilk roman yazmak zaten başlı başına cesaret isteyen kıvılcım. Hele ki aşk, aile şiddeti, özgürlük, pişmanlık ve kader gibi büyük temalara dokunuyorsa, yazar zihninin odalarını tüm şeffaflığı ile kolektif bilince açmış demektir. Bu nedenle uzun bir değerlendirmeye başlamadan önce Alper Turgay 'i bu cesaretinden dolayı tebrik etmek isterim. Romanın bende bıraktığı düşünsel etkilerine geçmeden önce, yapısına ve anlatım biçimine özellikle değinmek istiyorum. Araf akıcı ve kolay okunabilir bir dile sahip. Ağır betimlemeler ve uzun cümleler içermiyor. Ancak yapısı gereği zamanın sürekli kırılması, gerçek ile hayalin iç içe girmesi, aynı olayın iki farklı anlatıcı tarafından yeniden kurgulanarak anlatılmasi dikkatimi çeken en önemli unsurlar oldu.İki ayrı anlatıcı varlığı; bazı sayfaların yer yer tekrara düşmesini gerektiriyor. Dikkatli bir okur değilseniz ve yeni duyguya geçiş yapmakta zorlanan yapınız varsa okuma ritmini kesen bir dezavantaj olabilir. Bütün bu yapı ile desteklenen içsel yoğun monologlar, psikolojik ve sosyal katmanların olası sonuçlarının yansıması kitabi kolay okunur bir düz yazı olmaktan çıkartıyor.Tam olarak radikal bir modernist anlatım, demek iddialı olsa da; büyük oranda beklentiyi karşılıyor. Kurgusal çerçevede ve yüzeyde "aşk romanı" gibi görünse de; derinde psikolojik, varoluşsal ve sosyal katmanlar üzerinden kurulmuş bir roman denemesi izlenimini verdi. Çünkü romanın kurgusu spiral bir düzene dayanıyor ve bölümlere ayrılmış. Beren, Adara, Sezer, Gökhan, diger bütün karakterin anlatılarının merkezi bir şekilde Ercan’in hayatın anlamini aradığı, çözülmez ic çatışmalarinin merkezinden birleşiyor. Bu üç katman üzerinden oluşturulan ortak temalar sosyolojik olarak zihnimi bir soru merkezinden besledi; “Birey, geçmişinin ve toplumun onayladigi
Alıntı
ArafAlper Turgay Cehiz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202619 okunma
Mutluluk Değil, Anlamını Kaybetmiş Bir Dünyada Yaşamak
Puan vermedi
Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk Genazino'nun kitabı mutluluğu öğreten bir kişisel gelişim metni değil; tam tersine, modern insanın sıradan, kırık ve çoğu zaman anlamsız görünen hayatının içine bakmaya çalışan edebi bir sorgulamadır. Kitabı okurken bende oluşan ilk izlenim şu olmuştu: Genazino'nun kahramanı büyük trajediler yaşamaz. Bir savaşın ortasında değildir, aç değildir, ölüm kalım mücadelesi vermez. Ama buna rağmen mutsuzdur. İşte romanın asıl meselesi burada başlar. Çünkü modern çağın insanı artık çoğu zaman felaketlerden değil, anlamsızlıktan yorulur. Sabah kalkar. İşe gider. İnsanlarla konuşur. Eve döner. Ama bütün bunların içinde eksik olan bir şey vardır: yaşadığı hayatla kurduğu bağ. Genazino'nun kahramanı dünyaya biraz yabancı gözlerle bakar. Sokaklarda yürürken insanların görmediği ayrıntıları görür. Bir vitrinin önünde durur, yoldan geçen bir yüzü izler, bir parkta oturan yaşlı bir adama takılır. Sanki hayatın dışında kalmış biridir. Bu yönüyle roman bana hep Albert Camus'nün "absürd insanını" hatırlatmıştır. İnsan yaşamak için bir anlam arar ama evren ona sessizlikle cevap verir. Psikolojik açıdan bakarsak kahramanın yaşadığı şey klasik bir depresyondan çok varoluşsal bir boşluktur. Günümüzde birçok insanın hissettiği ama adını koyamadığı duygu... Her şey vardır ama yine de bir şey eksiktir. İşte Genazino'nun başarısı burada ortaya çıkar. Mutluluğu büyük başarıların, büyük aşkların veya büyük dönüşümlerin içinde aramaz. Bazen küçük bir yürüyüşte, bazen tesadüfi bir karşılaşmada, bazen de birkaç saniyelik bir fark ediş anında bulur. Roman sanki şu cümleyi fısıldar: "Hayatın anlamı büyük cevaplarda değil, dikkatle bakılmış küçük anlarda saklı olabilir." Benim kitabın sonunda vardığım düşünce şu oldu: Genazino mutluluğu bir varış noktası olarak görmüyor. Mutluluk, mutsuzluğun
Psikoloji
Mutsuzluk Zamanlarında MutlulukWilhelm Genazino · Ayrıntı Yayınları · 20205,6bin okunma
Bitmeyecek Öykü
Puan vermedi·511 syf.··
2026 14. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 11:44
#okudumbitti Bitmeyecek Öykü, Momo kitabıyla tanıdığımız Michael Ende’nin bir diğer önemli eseri. Momo'da olduğu gibi yine her ne kadar gençlere (teenage) hitap eden bir kitap gibi görünse de aslında oldukça katmanlı ve düşündürücü yönleriyle biz yetişkinlerin de keyifle okuyacağı bir kitap. Kitap, Bastian isimli 10 yaşlarında bir çocuğun bir kitapçıdan gizlice aldığı bir kitabı okurken kitapta anlatılan dünyanın içine girmesini, Fantazya adı verilen imparatorluğun başındaki Çocuk İmparatoriçeye isim vermek adına bir yolculuğa çıkmasını ve yeniden kendi dünyasına geri dönüş yolculuğunu anlatıyor. Okurken Yazar'ın hayal gücüne hayran kaldım. Her defasında yarattığı varlıklar, ülkeler, dünyalar ve konular inanılmaz Gerçeklik ve kurgu arasında okura kendine yer buldurmaya çalışması da harika. Kitapta, insanların hayal kurmayı bıraktığında 'hiçlik' duygusunun artacağı, Bastian'ın kimlik arayışı, güç kazandıkça aslında kendini kaybetmesi ve arkadaşlık temaları vurgulanıyor. Kitabın dili sade ve akıcı. Kitabın içindeki görsellere de ayrıca bayıldım. Yazılar kırmızı ve yeşil olarak ayrılmış. Bu da bize gerçek dünya ile Fantazya ayrımını gösteriyor. Kitabın kapağında da göreceğiniz üzere birbirinin kuyruğunu ısıran beyaz ve siyah yılan ile yazar bize hayattaki iyi kötü dengesinin ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. Kitapta 26 harf ile başlayan 26 farklı macera var. Hepsinin üzerine saatlerce düşünüp yorum yapılabilir. Ben Michael Ende’nin hayal gücünü ve hikayeciliğini çok seviyorum. Sizin de seveceginizi düşüyorum.
Bitmeyecek ÖyküMichael Ende · Kabalcı Yayınevi · 20092,658 okunma
7/10
·293 syf.·
2026 11. kitabı
Balayı dediğimiz şeye illa çift mi gitmek lazım yoksa tek başınıza da balayına gidebilir misiniz? Hikayemiz bu soruya tek başına da gidilebilir cevabını veren Eden ve Phillip'in hikayesi. Yaz mevsiminde kafamı yormasın, aklım karışmasın, yüzüm gülsün diye okunabilecek plaj kitaplarından biri ama uyarayım benim gibi denizden uzak bir yerde okursanız acilen deniz görmem lazım krizlerine girebilirsiniz. Kitap kısaca ''Ela ben bu aşka olan inancımı kaybettim '' diyen Allah'ın cezası Levent'in Ela'yı bıraktığı gibi düğünden evvel bir şekilde (spoiler versem ne olacak sanki de neyse vermeyeyim) nişanlılarından ayrılmış anasınıfı öğretmeni Eden ve iş hukuku avukatı Phillip'in Karayip'lerde tanışması ve birlikte hem adayı hem tatil hallerini keşfetmelerini anlatıyor. Birlikte çıktıkları tüm maceralar çok tatlıydı aralarındaki atışmalarda sonu zaten belli yormayacak mutlu bir kitap ama ben kaos düşkünü bir insan olduğum için hiç kavga etmemeleri canımı sıktı. Hemen konuşup anlaşıyorlar toksik olun demiyorum ama yani ben günde kendimle bile en az 2 kez kavga ediyorum el insaf ya biraz gerilim aradım. Eden'in gerçek suç hikayelerine düşkünlüğü sebebiyle kendisiyle bir yakınlaştım yalan değil, Phillip'le de şirket hukuku aşkımız ortaktı, ben karakterlerle bağ kurdum ama öyle ahım şahım bir derinlik falan beklemeden okunması lazım. Türünün en iyilerinden mi değil ama kötü mü o da değil ben romantik komedi klişesi severim diyorsanız bence bir göz atın.
Tek Başına Balayı RehberiOlivia Hayle · Beta Byou Yayınları · 2024234 okunma