Biri-kim

Biri-kim
@baytekiner
Bir garip fikir işçisi. Her zaman ÖĞRENCI, bazen ÖĞRETMEN, bazen YAZAR!
Arkadaşlar Türkiyemizde hikaye alanında en iyi yayınevi hangisi? Ya da şöyle sorayım bir hikaye kitabınız olsa hangi yayınevinde basılmasını isterdiniz?
Edebiyat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Yüzyılda bir düşünür gelir. Diğerleri onun düşündüklerini düşünür. Öyle bir imparatorluk ki hazineleri yağmalandıkça zenginleşir. Cemil Meriç son yüzyılda Türk düşüncesinin haysiyetini kurtaran adamdır. Bence bu ülkede aydın olmanın şartlarından biri Cemil Meriç'i okuyup anlayabilmektir.

Vedat

@Bilmiiyorum
·
Bu ülkenin bütün ırklarını, tek ırk, tek kalp, tek insan hâline getiren İslâmiyet olmuş. Biyolojik bir vahdet değil bu. Ne kanla ilgisi var, ne kafatasıyla. Vahdetlerin en büyüğü, en mukaddesi. İster siyah derili, ister sarı... inananlar kardeştir... Cemil Meriç Bu Ülke
Gelişigüzel zamanlarda yaşıyoruz, gelişi güzel zamanları umarak... Siz de "Gelişi Güzel Zamanlar"a davetlisiniz efendim...
Edebiyat
Bilmek mi yapa-bilmek mi?
Hikâye bu ya kaba softalardan biri uzak bir memlekete seyahat için gemiye binmiş. Ne kadar bilgili olduğunu göstermek için etrafındakilere türlü hikâyeler anlatır, kendisine tersten bakış fırlatan kaptana ise bıyık altından gülermiş. Kaptan, çok şey bildiğini ispat etme gayretine düşen molladan pek hazzetmese de bir şey söylememiş. Zira gemide yolcuyla tartışmak hır gür çıkarmak olmazmış. Bizim softa bir fırsatını bulunca kaptana sormuş: “İlmi Sarf bildin mi?” Kaptan çaresiz boyun bükmüş. Kaba softa muzaffer komutan edasıyla: “Yazık demiş ömrünün bir kısmına yazık olmuş.” Derken hızını alamayan softa bir başka vakit tenhada kıstırdığı kaptana yine sormuş: “İlmi nahiv bildin mi?” Kaptan bir kez daha boyun bükmüş. “Yazık,” demiş softa “Ömrünün yarısına yazık olmuş.” Derken bir müddet sonra denizde şiddetli mi şiddetli fırtına çıkmış. Gemi dalgaların arasında beşik gibi bir o yana bir bu yana sallanmaya başlamış. Bizim softa korkudan bir kenara sinmiş korku içinde beklemekteymiş. Onu gören kaptan gülümseyerek sormuş: “Yüzme bildin mi?” Softa hayır manasında başını sağa sola sallayınca kaptan “yazık” demiş “ömrünün tamamına yazık olmuş…”
Edebiyat
Ög-lenmek / Öğrenmek
Öğrenmek ise “ög-len-mek” kelimesinden türemiştir. Ög eski Türkçe’de akıl, zihin demektir. Buna göre ög-lenmek akıllanmak, anlayış sahibi olmaktır. Fakat öğrenmeye getirilen başka bir açıklama da onun “öğür” ile ilişkili olduğu şeklindedir. Eski Türkler evcil hayvan sürüsüne öğür derlerdi. Bu bakımdan öğrenmenin alışmakla bağlantılı olduğu düşünülmüştür. Zira hayvanlar alıştırıla alıştırıla evcilleşir, öğür’ün parçası olur. Nitekim biz de pek çok şeyi alışarak öğreniriz. Etimolojik olarak öğrenme kavramı her ne kadar sürü ile ilişkilendirilse de bana göre öğrenmek sürüden ayrılmaktır. Zira sürünün ne öğrenmeyle işi vardır ne de düşünmeyle. Fakat siz yeni bir şey öğrenmeye, olan biten hakkında fikir üretmeye başladığınızda sürüden koparsınız. Sürünün kendine ait fikri yoktur; çünkü gazeteler, televizyonlar dört bir koldan ona neyi nasıl düşüneceğini öğretir. Böylece halkın tek bir ‘öğür’ olması amaçlanır. Bunun için belli standartlar oluşturulur ve insanların o standartlara uygun yaşamaları istenir. Dikkat edin; öğrenciler kendilerine öğretilen veya ezberletilenlerin dışına taşmak istediklerinde destek görmezler. Çünkü onlar kendilerini gerçekleştirmek, var olan potansiyellerini geliştirmek için değil; şirkete, fabrikaya iyi bir eleman olmak için eğitim almaktadırlar. Egemenlerin şekillendirdiği dünyada insanların kim olduğunun, neler hissettiğinin hiçbir önemi yoktur. Önemli olan egemenlerin işine yarayıp yaramadığıdır. ‘Tazılar kendileri için koştuklarını zannetseler de efendileri için koşarlar,’ hükmü maalesef modern çağ için de geçerlidir.
Düşünce