10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
Evet bugün çocuk kitabı okuma günüm bazan 1 haftada 1 günü bazen ayda 2 günü ayırıyorum. Maksat evlatları için kitap alma fikri olanlar da buraya bakıp anlamlı zararsız kitap almak isterlerse onlara yararı olsun diye hem de arada çocuk kitabı okumak bana da iyi geliyor diye paylaşıyorum. Ama tabi ki bu kitapta çok güzel tavsiye ederim bu sefer deniz altını ne güzel yaratmış yaradan ona şahitlik ediyoruz bir uçak ve bir çocukla.
Robotikuş 2 / Denizaltı Macera GemisiÖmer Faruk Paksu · Aile Yayınları · 20257 okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 147. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 00:00
"TÜRK TÖRESİ" "Menkıbelerin izahkâr rolüne gelince, bunu bilhassa ilhanlık dininde hakim olan il, Ak-Kemik tanınıyor, diğerleri Kara-Kemik itibar olunarak, bu ilin tâbiiyeti altına giriyorlar. Hâkim olan il’in Ak-Kemikliğini izah eden, işte bu menkıbelerdir. Hâkim olan il, velâyet-i âmmeyi hâiz olmak için, mukaddes olmak lâzım gelir. Mukaddes olmak için de, ya bir totemin, ya bir ilâhın sülâlesinden gelmesi şarttır. İlâh, kadınlara ya bir nur sütunu, yahut bir hayvan ve bazan da bir insan suretinde tecelli eder. Bunlardan birisinden gebe kalan bir kadın, ilâhzâdeler doğurur. Bunlardan türeyen bir ilin hâkimiyeti, velâyet-i âmmeyi hâiz addolunur." Bazı kitaplar vardır, okunduktan sonra kenara kaldırılıp unutulur. Bazıları ise zihninize kazınır, bizi sorgulamaya iter, kim olduğumuza dair içimizde bir şeyleri yeniden düzenler. Ziya Gökalp’in Türk Töresi işte tam olarak ikincisi. Bu eser, âdeta Türk düşüncesinin vicdanında yankılanan bir çağrı. Gökalp’in en büyük başarılarından biri, “töre” kavramını dar bir gelenek dizgesi olmaktan çıkarıp onu bir kültürel bilinç olarak yeniden tanımlamasıdır. Ona göre töre, bir milletin tarih boyunca süregelen ahlaki, toplumsal ve ruhsal kodlarının toplamıdır. Yani sadece “büyüklerimiz böyle yapmış” diye devam ettirilen alışkanlıklar değil; bir milletin özünü, duruşunu ve dünya görüşünü belirleyen derin bir bilinç hali. Eser böylelikle, Türk toplumunun modernleşme sürecinde köklerini kaybetmeden nasıl ilerleyebileceğini sorgulayan felsefi bir pusulaya dönüşüyor. Gökalp’e göre bir milletin yaşayabilmesi için sadece aynı soydan gelmek yetmez. Onu asıl güçlü ve kalıcı kılan, paylaşılan inanç, dil ve kültür birliğidir. Bu noktada “töre”, geçmişle bugünü birbirine bağlayan bir köprü gibi işler. Onsuz bir geçmiş vardır ama bugüre taşınacak
Edebiyat
Türk TöresiZiya Gökalp · Temel Tarih Kitaplığı Yayınları · 20251,678 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·150 syf.·
2021 42. kitabı
Bazı ilişkilerin ortaya koyduğu acı, tarafları birbirinden ayıran bir engel değil, aksine onları birbirine bağlayan en güçlü, hatta bazan tek dil olabiliyor. Öyle ki buna ilişkinin tutkalı dahi diyebiliriz. Dışarıdan bakan biri için dayanılmaz görünen o şiddet döngüsü, tarafların iç dünyasında derin bir 'varoluşsal kanıt' sunuyor. Birinin sizin en savunmasız noktanızı bilip oraya isabetle vurması, yanlış bir biçimde 'beni en iyi sen tanıyorsun' yanılsamasını doğuruyor sanırım. Sevgi, saygı ve güven gibi ortak değerlerin geri çekildiği yerde oluşan boşluğu, bu kez karanlık ve yüksek gerilimli bir duygusal iklim dolduruyor. Tartışmalar, kırılmalar, geri dönüşler… Tüm bunlar ilişkiye bir “canlılık” hissi veriyor gibi ama bu canlılık çoğu zaman sağlıklı bir bağdan çok, bağımlılığın besini. ​Boylesi bir noktada ilişki, patolojik bir yaklaşma-kaçınma döngüsüne hapsolup kalabiliyor. Nesneye duyulan yoğun ihtiyaç tarafları birbirine doğru iterken, yakınlığın getirdiği o istila edilme/ele geçirilme korkusu onları yeniden saldırganlığın güvenli mesafesine geri savuruyor. Ne tam bir yakınlığın huzuruna ne de tam bir kopuşun yalnızlığına tahammül var... Birbirlerine yaklaştıkça yaralıyorlar, yaraladıkça korkup uzaklaşıyorlar, fakat bu uzaklık da "yok olma" kaygısını tetiklediği anda acının o tanıdık sıcaklığına geri dönüyorlar. Artık orada bir 'biz'den ziyade, sadece birbirinin yarasından beslenen iki ruhun, sessizliğin getireceği o büyük boşluktan -büyük yıkım gibi de hissettirebilir- kaçmak için başlattıkları sonu gelmez bir duygusal savaş sürüp gidiyor. ​Kendi yetersizliklerini ötekinin enkazı üzerine basarak örtmeye çalışan narsisist ile bu enkazın altında kalmayı bir kader sanan mazoşistin o trajik dansı, şafak sökene kadar devam ediyor. Yalanlar ve oyunlar bittiğinde geriye
Kim Korkar Virginia Woolf'tan?Edward Albee · Kabalcı Yayınları · 199394 okunma
Üstadı Büyük üstad yapan
Puan vermedi·264 syf.··
2026 185. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 20:57
Necip Fazıl... Çile yolunun yolcusu. O çileyi buldu çile ona Rabbi buldurdu. Ne mutlu ki bize onu bilme şansımız oldu. Düşünüyorum da böyle bir fikir adamı,dava adamı yazmasaydı bu kadar derine inebilir miydik? O Türk edebiyatına ve tasavvuf çağına verilmiş en büyük mücevher. Bu kitabında ise başlı başına ilahi yolculuğunu anlatır. Bu yol tek başına değildir. Biri görünür ufuklarda bazan rüyalarda... Efendim diye hitap ettiği,Necip Bey'in pusulası,yol göstericisi Abdülhakim Arvasi hazretleri... Necip Fazıl efendisiyle tanışıncaya kadar biraz uçarı ve yüzeysel anlamdırma çabasında bir şahsiyet. Ne zaman ki efendisini tanır ruhunda buhranlar peyda olur... Ve kendini bulur... Diyor ya hani "her şeyimi öyle kaybettim ki sonunda Allah'ı buldum." Necip Fazıl Kısakürek İşte üstad bu.... Son olarak gençliğe de vasiyet eder. Esas mesele Allah'ı bulduracak olanı bulmakta... Yoksa insan eksik,insan aciz ve yarım... Allah bizlere onu bulduracak olanı bulmayı nasip etsin...
O ve BenNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 202110bin okunma
Ebu’l-Hasan Harakani’de Fakr Kavramı
10/10
··
Beğendi
Kur’an ve hadislerde geçen “Fakr” kavramının iki ayrı anlamda kullanıldığı gö- rülmektedir. Bunlardan biri “suret fakirliği” de denilen “maddî fakirlik”, diğeri ise “manevî fakirlik”tir. 1. Maddî Fakirlik veya Suret Fakirliği: İhtiyaç duyulan mala ve eşyaya malik ve sahip olmamak demektir. Kur’an’daki: “Ganimet malları, yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerin- dir” 5 , ayeti ve benzer ayetlerde anlatılan fakrdır. Bu anlamdaki fakirlik hadislerde de: “Fakr, insanı nerede ise küfre düşürecekti.”6 “Fakirlik, iki cihanda yüzkarasıdır.”7 İfadeleriyle anlatılmakta ve bu manada gönle sıkıntı veren fakirliğin makbul olmadığı ifade buyrulmaktadır. Tasavvufa konu olan fakr ise bu tür fakirlik değil, manevi fakirliktir. 2- Manevî Fakirlik: Kulun kendinde varlık görmemesi, herşeyi Hakk’a irca etmesi, şahsının, amelinin, hal ve makamının Allah’ın lütfu olduğunu kabul etmesidir. Kur’an’daki: “Ey insanlar, siz Allah’a karşı fakir; yani muhtaçsınız. Allah ise ganîdir; yani herşeyden müstağni- dir.”8 ve “Allah ganîdir; siz fakirlersiniz; yani O’na muhtaçsınız.”9 ayetleri bu anlamda- ki fakrı anlatmaktadır. Peygamber Efendimiz, “Fakr, benim medar-ı iftiharımdır.” 10 buyurmaktadır. Yine başka bir hadis-i şerifinde “Allah’ım beni fakir yaşat, fakir öldür ve fakirlerle haşret!”11; Allah’ım beni sana karşı muhtaç (fakir) kılarak müstağni eyle, kendinden başkasına muhtaç (fakîr) etme!12 buyurmuştur. Bu hadisler manevi fakr anlamında kullanılmıştır. Kulun Allah’a muhtaç olması demek olan fakirlik, elbette fakiri de zengini de kapsar. Bu anlamıyla fakir ve fukara, malı olmayan anlamına değil, “sufî ve derviş” manasına gelir. Bu yüzden eskiden şeyhler kendilerine “Hadimu’l-fukara” (Fakirlerin hizmetkârı) derlerdi. İlk sufîler “yoksulluk” anlamına gelen fakr ile
Fakrın MakamlarıEbül - Hasan Harakani · Büyüyenay Yayınları · 201718 okunma
8/10
·606 syf.··
2026 7. kitabı
·
484 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 16:12
Beni m için okuması çok uzun sürdü malesef ki Bazan kedimi suçlar buldum Bazan da yaptığım suçlamalar içinde haklı Kime göre suç Kime göre ceza bu Orasını anlayamadım Cevaplayamadım içimde Zamanla değişir bu Güzel bir kitap tı ama ağır bi kitaptı İçsel çekişme için okumanızı tavsiye ederim
1000Kitap
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 2017194,3bin okunma