İmkansızın Şarkısı'na Alternatif Bir Bakış
6/10
·374 syf.··
2026 4. kitabı
İlk Haruki Murakami kitabımdı. Başka bir kitabıyla başlamayı isterdim. Olayları betimleyip anlatışı inanılmaz akıcı. Çavdar Tarlasında Çocuklar'ın havasını taşıyor ki kitapta da buna birçok atıf var; konuşmasının Holden'a benzetilmesi, atlıkarınca imgesi, toplumsal norm ve akran eleştirileri, erkek yurdunda kalma ve toplumdan dışlanan oda arkadaşları gibi. Murakami de bu kitabı Japoncaya ilk çeviren kişi olmuş zaten. 68 kuşağının ve Beat kültürünün Uzak Doğu'ya yansıyışını görsek de benim yorumuma göre o zaman ve konumda yeterince sindirilememiş bir kültür ya da benim beklentim aksi yöndeydi. Oldukça şeffaf olan ve iki boyuta indirilmiş karakterleri bir arada barındırırken olayların gidişatındaki anlamsızlıklar eninde sonunda psikolojik çözümlemelerle mantıklı bir zemine oturtuluyor. Ta ki kitabın sonuna kadar. Kitabın sonu olsun bitsin, hadi bir şekilde bağlayalım aceleciliğiyle yazılmış gibi hissettirdi. Reiko karakterine gelecek olursak, bu karakterden başından beri şüpheliyim. Anlattığı mitomani kız hikayesi, Naoko'nun ölümünden sonra sadece ona giysileri için bir not bırakışı vs. Sonuç olarak rehabilitasyon merkezinde tedavi olmayı amaçlayan bir kadın ve son zamanlarda Watanabe ile sadece o mektuplaşıyor. Anlattığı o mitomani kız kendisi olabilir veya olayları çarpıtıp istediği yönde manipüle edebilir gibi bir his uyandırdı içimde. Yazarın böyle bir şüphe uyandırma amacı veya olayları açık uçlu bırakma amacı var mıydı bilemiyorum ama durumları soru sormaya imkan vermeden hızlı bir şekilde açıklığa kavuşturması bana böyle hissettirdi. Sizin yorumunuz nedir?
İmkansızın ŞarkısıHaruki Murakami · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma
7/10
·102 syf.··
2026 26. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 23:39
Merhaba sevgili okur, Bay Muannit Sahtegi'nin Notları, Vüs’at Bener’le tanışma kitabım oldu. Kitaba başlamadan önce yazarın hayatını araştırırken Oğuzcuğum Atay’la olan arkadaşlığını öğrendiğimde yazara olan ilgim arttı. Kitabın ilk cümlesini okuduğumdaysa arkadaş olduklarına olan güvenim de arttı. İsmiyle absürtlüğünün ipucunu veren kitap, günlük forumunda bir anı, aynı zamanda da roman. Ne kadarı gerçek ne kadarı kurgu anlamak mümkün değil. Yazarın hayatından izler var ancak hayatına dair söylenenlerden yola çıkarsak Fatoş hiç var olmamış birisi. Bu sebeple kitabın içeriğini keşfetmek çok zor. Arka kapakta söylendiği gibi, yazar tekinsiz bir anlatımla okuru ikilemde bırakıyor. Gerçek zamanlı olaylar, hayatından izler ve sayıklamalar etrafında dönen bir anlatı. Yazar, dönemin siyasi yapısı hakkında fikirlerini, geçim derdini, psikolojik yıkımlarını anlatırken kitabın merkezindeki Fatoş’u merak ettiriyor. Zaman kavramının karışık bir düzlemde aktığı kitapta, yazarın bahsettiği yazar ve eserlerden anladığım kadarıyla Bener sıkı okur. Özellikle Oğuz Atay ve Adalet Ağaoğlu’na göndermeleri hoştu. Hepsi benzer üsluptaki yazarlar. Özellikle de Adalet Ağaoğlu’yla daha yakın tarzda olduklarını düşünüyorum. Bu kuşağın bazı yazarlarının kelime seçimlerindeki aykırı ve saçma birleşimler, dile yeni bir kelime kazandırmak kaygısından ziyade aykırı ve uyumsuz ruhlarının yansıması olduğunu düşünüyorum. Oğulcuğum Atay Tutunamayanlar’da şöyle der: “Yeni bir dil yaratmak istiyorum.beni kendime anlatacak bir dil.” Bu kuşağın derdi kendilerini “anlamak”, bu sebeple başka bir dil yaratmayı seçiyorlar. Yalnız Atay’ın o alaycı dil bozma hâlini Bener’in anlatımında biraz abartılı buldum, açıkçası bu da göz tırmalıyor. Bener’in seçtiği kelimelerin olduğu gibi basılması ve bu konuda
Bay Muannit Sahtegi'nin NotlarıVüs'at O. Bener · Everest Yayınları · 2024674 okunma
Reklam
8/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
Kosta Rikalı yazar Carlos Fonseca'nın ikinci romanı olan Hayvan Müzesi, bir moda tasarımcıyla müzebilimcinin hayvanların kamuflaj özelliğini kullanarak yapılacak bir projenin işbirliği için tanışmasıyla başlar. Üç ayrı zamanda geçen bu katmanlı metinde 1977'ye geçiş yapıp modacı Giovanna'nın çocukluğuna gidilir. Sonrasında büyük şehirden kaçıp Latin Amerika'nın ıssızlığına giden ve orada kıyamet günü habercisi bir çocuğun peşine takılan oyuncu ve fotoğrafçı eşlerin hikâyesine geçeriz. Romanın burası sistemden kaçıp kendince kurtuluşa ermeye çalışanların yaşadığı umutsuzluk hissidir. Metnin bir sonraki aşamasındaysa gerçeği yalanla değiştirip hiçbir menfaat elde etmeden borsa manipülasyonları yapan Virginia'nın sanat anlayışına ve bitmemiş bir gökdeleni yaşam alanına çeviren insanların hayatına geçiyoruz. Roman, Kapitalizm, Neo-liberalizm, Beat kuşağı, Post-truth çağı gibi pek çok düşüncenin eleştirisini yapıyor. Bunu da çok sayıda düşünür ve yazarın eserlerine yaptığı göndermelerle sağlıyor. Karşımızda entelektüel düzeyi üst seviye olan ve birbirine iç içe geçmiş hikâyeler ve farklı zamanlar etrafında büyük bir kurmaca evreni kurabilmiş yazar var. Hayvan Müzesi gayet zor ve karmaşık bir roman ama Fonseca'nın yazarlığına hayran olmamak elde değil. Bu kitabı detaylıca incelediğim videoyu izlemek için: youtu.be/gucGG2xJPpw
Hayvan MüzesiCarlos Fonseca · Metis Kitap · 201987 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 33. kitabı
Severek okuduğum bir kitap "Ve Rüzgar Her şeyi Alıp Götürmeyecek." Otobiyografik özellikler taşıyan romanda Richard Brautigan'ın çocukluğuna, annesine,yaşadığı yerlere dair göndermeler bir kurgu içerisinde anlatılmış. Yazarın son romanı bu. Daha sonra intihar ediyor. Beat kuşağı ile özdeşleştirilen yazar buna karşı çıkıyor. Etiketlerden,sınırlandırmalardan hoşlanmadığını belirtiyor. Roman ikinci dünya savaşının son dönemleri ve bir on yıl sonrasına kadar olan dönemi anlatıyor. Çok yoksul olan bir çocuğun gözünden anlatılıyor her şey. Üç kuruş para için bira şişesi toplayıp satan ,bir cenaze evinin üstünde yaşayan,okuldaki arkadaşları tarafından hep ötelenen çocuk romanın sonu için en başından biraz ipucu veriyor. Yazar tüm bunları aşırı drama kaçmadan ironik bir dille yapıyor. Bence romanın en güçlü tarafı bu. "Mermi ile Hamburger" arasındaki ilişkiyi de romanın sonunda kurabileceksiniz. Güzel bir roman. Merak ögesi yüksek. Hemen, "bir demlik" okuyabileceğiniz kitabı tavsiye ederim.
Yani Rüzgâr Her Şeyi Alıp GötürmeyecekRichard Brautigan · Epona Kitap · 2026183 okunma
Puan vermedi·104 syf.·
2026 12. kitabı
Ferlinghetti yüz yıl yaşayıp, beat kuşağı üzerinden bir görünüm inşa ettikten sonra, tam da her şeyi unutmadan önce Küçük Çocuk eserini oluşturabilmişti. Blanchot bunu yarı sürede yapabilmiş, belki de daha hiçbir şeyi unutmadan. Bilinçakışındaki sürekliliği bile parçalaması havalı geldi. Sayıklamalarını seviyorum biraz daha okumak istiyorum ama Karanlık Thomas'a cesaret edemedim hiç. Son İnsan korkuyla, tedirginlikle, güvenle, dostlukla, şüpheyle, sevgiyle, yabancılıkla, kuru kalabalıkla, yalnızlıkla, tutunmayla, umutla, karanlıkla yani zıtlıklarla ve yoğunlukla yoğurulmuş. Sakindi yani. Bekleyiş ve unutuşa değinmeyi de unutmamış tabii. Bir noktadan sonra sen, ben ve o siliniyor. Sen siliniyorsun. Ben kalıyor, benden sana kalıyor. Bundan hoşlandım. Tatlı dille yok etmişiz ötekini. Ara vererek okunacak bir rus romanı değildi. Böldükçe anlamanın imkansızlaşacağı, olayların parça parça eklendiği bir düşünce akışı yapbozuydu. Hızlı ve aniden, keyifli başlayıp, sonlarda da dejarjöre basıp ateş ederek bitirdi. Başladıktan sonra "anlamıyorum" dedim, erteledim. Sonunda da "anlamam gerekeni anladım" diyip kapadım bu sevdayı. Zordu da bir yandan. Sonu yok gibiydi, her anı son an gibiydi.
Son İnsanMaurice Blanchot · Profil Kitap · 2020417 okunma
David Kammerer 1944 Ağustos'unda Lucien Carr tarafından
10/10
·147 syf.·
2026 10. kitabı
bıçaklanarak öldürüldü. Carr'ın ifadesine göre Kammerer ona tecavüz etmeye çalışmış, Carr'da nefsi müdafaa'ya başvurmuştu. Kitabı okumadan önce Kill Your Darlings'i izlemenizi öneririm. Ve Hipopotamlar Tanklarında Haşlandılar ismini kitabımızın yazarları bir spikerden duyup Carr ile Kammerer'e uyarlıyorlar çünkü ikisinin bir aradayken sorun yaşamaları kaçınılmazmış. Eserde Kammerer'ın cinayeti öncesi ile sonrası anlatılıyor ve delil niteliğinde olduğundan 2008'e kadar basımı engellenmiş, neden? Carr "hayatını mahveden" olayın geride bırakılmasını istiyormuş. Burada okuduğum bazı değerlendirmeler kitabın çok karmaşık olduğu yönünde ama olayları biliyor, daha önce Beat akımından ya da yeraltı edebiyatından kitap okuduysanız anlamakta hiçbir şekilde zorlanmazsınız. Kitabımızın karakterleri sırasıyla: Mike Ryko: Jack Kerouac, Will Dennison: William S. Burroughs, Phillip Tourian: Lucien Carr, Ramsay Allen: David Kammerer. Bölümler karakterlerin adları ile sıralandırılmış ve birbirini takip eder şekilde. Ramsay Allen, Phillip Tourian'dan 14 yaş büyük ve ona aşık bir adamdır. 6 yıldır Phillip nereye giderse gitsin bir şekilde izini sürmüş ve ondan ayrılmamıştır. Phillip'in ise Allen'a aşık olup olmadığı bir muamma (ki kitapta biseksüelliğinin gizlendiğine yönelik bir atıf bulunuyor) ve Phillip, Allen'dan gizli olarak Mike ile denizlere açılarak kaçmak istemektedir fakat ikili ne yaparsa yapsın bir türlü denize açılamamış, New York sınırlarında kalmıştır. Phillip, cinayeti işlediği gece Mike'ın yanına gidip ona itiraf eder ve ikili çok garip bir şekilde normal bir durummuş gibi davranarak Phillip kendini polise teslim edene kadar vakit geçirirler. Mike'ın'da içeri girmesi ile tarihi kayıtlar dizgesi ile kitap bitiriliyor. Mini belgesel gibi.
1000Kitap
Ve Hipopotamlar Tanklarında HaşlandılarJack Kerouac · Sel Yayıncılık · 2015307 okunma
Reklam
Reklam