Tahmini Okuma Süresi:
2 sa. 57 dk.
Sayfa Sayısı:
104
Basım Tarihi:
2020
İlk Yayın Tarihi:
Şubat 1957
Yayınevi:
Profil Kitap
Orijinal Adı:
Fransızca: Le dernier homme
ISBN:
9786257111584
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·104 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2025 16:31
Son İnsan ~ Maurice Blanchot . Alıntılar; . Acı, acı düşünce, demek senin henüz olmadığın yerde olacaktım, düşünmeyi reddederek karşısında savaştığın büyük ben, içinde yer bulamadığın önemli kesinlik, seni özellikle anlamayan kişi olacaktım. Belki de, eğer benim zaten ve seninse henüz olmadığını bilme sorusu dile getirilemez. Bunun aramızda hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini sanıyorum. Bu kuşku -acı, acı, biliyorum onu- bizi kendine hayran bırakan hafifliğin bir biçiminden başka bir şey değil. Ve ben, eğer senden bariz biçimde daha hafifsem, bu hafifliğin nedeni bütün yüklerden kurtulmuş olmam değildir, ben sürekli bana yüklediğin ağırlık nedeniyle, seni oluşturan ret ve unutma ağırlığıyla hafifim. . Zaman zaman, bana öyle geliyor ki, sanki ben büyük düşünceymişim ve sen de, hâlâ sürekli bana karşı olduğunu düşünmeme arzusuyla ona karşı düzenlenen saldırı. . Sen her zaman, geride bıraktığım eskinin ciddi düşüncesi misin? Hâlâ orada olabilir misin? . Yaslandığım bir düşünceyle sana doğru eğilmiş durumdayım, alnım almıma ağır basıyor, kesilerek bana geçmişin, kısır boşluğun boşluğa döndüğü çok soğuk boşluk hissini vermek için kimi zaman boyun eğen aşılmaz çekim, ağırlık. Beni koruyan seni neden korumak zorundayım? Büyük bir kaygı bu. Böyle her şeyden çok uzak yaşamak ve hafifliğe bir ağırlık gibi katlanmak, sana ulaşmayan, beni ifade etmeyen sözlerle sana hitap etmek -ve birinin kalması gereken küçük oda olarak kesinlikle sınırlı kalman için seni sıkıca tutmak. . Niçin benim hâlâ durduğum ve kendimi bağlı hissettiğim bir yer gibisin? Sessiz bile değilsin; her şeye karşı kayıtsızsın, sessizliğe karşı bile . Çok erken ölseydi ne olurdu? Ya acı ondan sonra devam etseydi yaşamaya? Ve hemen arkasından şu düşünce: ya zaten ölmüşse? Ya ben onu sadece acının yaşayan, sessiz
Edebiyat
Son İnsanMaurice Blanchot · Profil Kitap · 2020417 okunma
7/10
·104 syf.··
2021 4. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2021 16:48
Çok karışık bir kitaptı anladığım kısımlar olsa da gercekten üzerinde düşünülmesi gerekiyor belki de bilemiyorum ama okuduğuma değdiğini söyleyemeyeceğim ileri de belki tekrar okuyabilirim...
Son İnsanMaurice Blanchot · Profil Kitap · 2020417 okunma
Puan vermedi·104 syf.·
2026 12. kitabı
Ferlinghetti yüz yıl yaşayıp, beat kuşağı üzerinden bir görünüm inşa ettikten sonra, tam da her şeyi unutmadan önce Küçük Çocuk eserini oluşturabilmişti. Blanchot bunu yarı sürede yapabilmiş, belki de daha hiçbir şeyi unutmadan. Bilinçakışındaki sürekliliği bile parçalaması havalı geldi. Sayıklamalarını seviyorum biraz daha okumak istiyorum ama Karanlık Thomas'a cesaret edemedim hiç. Son İnsan korkuyla, tedirginlikle, güvenle, dostlukla, şüpheyle, sevgiyle, yabancılıkla, kuru kalabalıkla, yalnızlıkla, tutunmayla, umutla, karanlıkla yani zıtlıklarla ve yoğunlukla yoğurulmuş. Sakindi yani. Bekleyiş ve unutuşa değinmeyi de unutmamış tabii. Bir noktadan sonra sen, ben ve o siliniyor. Sen siliniyorsun. Ben kalıyor, benden sana kalıyor. Bundan hoşlandım. Tatlı dille yok etmişiz ötekini. Ara vererek okunacak bir rus romanı değildi. Böldükçe anlamanın imkansızlaşacağı, olayların parça parça eklendiği bir düşünce akışı yapbozuydu. Hızlı ve aniden, keyifli başlayıp, sonlarda da dejarjöre basıp ateş ederek bitirdi. Başladıktan sonra "anlamıyorum" dedim, erteledim. Sonunda da "anlamam gerekeni anladım" diyip kapadım bu sevdayı. Zordu da bir yandan. Sonu yok gibiydi, her anı son an gibiydi.
Son İnsanMaurice Blanchot · Profil Kitap · 2020417 okunma
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2025 996. kitabı
SON İNSAN (Felsefi Roman) Maurice Blanchot 1907-2003 yılları arasında yaşamış Fransız yazar, eleştirmen ve edebiyat kuramcısı Maurice Blanchot, Son İnsan adlı eserinde insanın çift yönlü (dualist) benliğini ve bu benliğin kendi iç monologlarını konu alır. Roman biçiminde yazılmış olsa da, eserin temel dokusu felsefi ve psikolojik önermelerden oluşur. Blanchot, insanın kendisini gözlemleyen ve eleştiren iki yönlü doğasını irdeler. Bu yapı, psikanalizle ilgilenenlerin aşina olduğu biçimiyle, bilinç ile bilinçdışı arasındaki çatışmaya denk düşer. İnsanın içsel parçalanmasını ve bu iki yön arasındaki diyaloğu anlamak, Blanchot’ya göre varoluşun en derin katmanını anlamak demektir. Psikoloji açısından bakıldığında, bilinçaltıyla barışmak, ruhsal ve tinsel bütünlüğün ön koşuludur. Blanchot bu kavrayışı felsefi zemine taşıyarak benliğin içsel diyaloglarını sahneye çıkarır. Bu diyaloglarda Hegel, Heidegger, Nietzsche, Levinas ve Bataille gibi düşünürlerin izlerini görmek mümkündür. Böylece yazar, insanın doğasına ilişkin hem felsefi hem de psikolojik tartışmaları bir araya getirir. KURGU Eserde belirgin bir olay örgüsü yoktur. Yapı, belirsizlik ve çözülme üzerine kuruludur. Okur, karanlık bir tünelde ilerliyormuş hissine kapılır. Anlatılanların rüya mı, bilinç akışı mı, yoksa ölüm sonrası bir bilinç hali mi olduğunu kestirmek mümkün değildir. Bu biçim, Blanchot’nun edebiyata dair temel fikrini — “anlatının olanaksızlığı” — biçimsel düzeyde temsil eder. TEMALAR 1. İnsanın Sonu / Benliğin Çözülmesi Eserin başlığında da açıklandığı gibi, Blanchot “son insan” derken bir kıyamet sonrası varlığı değil, insan olma yetisini yitirmiş bilinci kasteder. Bu “son insan”, hâlâ yaşamaktadır ama artık insan olmanın anlamını taşımıyordur: • Kendini tanıyamaz, • Söylediği sözlerin
Son İnsanMaurice Blanchot · Profil Kitap · 2020417 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2022 26. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Aralık 2022 10:19
Ruh hali tevekkeli bir insan olarak bu kitabı okumamalıydım. En azından şu dönemde okumamalıydım. O kadar zorlandım ki ne okuyorum, ne anlatıyor bu kitap demekten odaklanamadım bir türlü. Aslında içerisinde derinlikli cümleler olan kitapları hep sevmişimdir ama sanırım çok yanlış bir zamana denk geldi. Her okuduğum kitapta illa bir olay örgüsü olsun diye bir takıntım yok ama sanırım fazla yüklendim kendime anlamak adına. Ömür olursa bir kez daha üstünden geçmek istiyorum.
Son İnsanMaurice Blanchot · Profil Kitap · 2020417 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2021 102. kitabı
Bir kitapta ne okuduğunuz mu önemli, nasıl okuduğunuz mu ya da ne zaman okuduğunuz, okurken belli bir çevresel, zihinsel sükunete ihtiyacın olup olmadığı mı önemlidir? Belki de bunların birkaçı birlikte ya da hepsi bir arada. Edebiyatı felsefeyle birleştirince ağır basan kefe olmalı mıdır eserde? Yer yer öykü okuduğunuzu yer yer de sorgulamalar içerisinde yüzdüğünüzü mü hissetmelisiniz? Belki de kitap, sizi sona ulaştırdığında derin bir iç sorguya gideceksiniz edebiyat tadıyla. Kafam karıştı şimdi. Zaten okurken de kafam karışıyordu. Bir süre ara verdim kitaba (birkaç saat) sonra tekrar döndüm ama sona erince, sona erenin kitap mı ben mi olduğunu bir an anlamadım. Kitabı olumsuz anlamda eleştirmek için bir şey diyemiyorum zira ona henüz ulaşamadım ama iyi bir eleştiri de veremiyorum bu yüzden. Sanki biriyle konuşurken aradan gelen sese de dikkat etmeye çalışarak iki sesten bir şeyler anlamaya çalışmak gibi oldu. Sen bi dur hele bir süre daha demek daha iyi şuan.
Son İnsanMaurice Blanchot · Profil Kitap · 2020417 okunma
Puan vermedi·128 syf.·
2026 30. kitabı
Düşünce, belli belirsiz düşünce, sakin düşünce, acı. (s.126) Maurice Blanchot ‘un eserini Milton’un Yitirilen Cennet ‘ten sonraya saklamıştım. Milton’un insanın yaradılıştan sonra yaşadığı düşüş yaşanıyor, dünya yolculuğu başlıyor. Blanchot’ta ise düşüşün ardında kalan şey insanın dünyayla olan bağının sessizce çözülmesi oluyor, yoğun ve soyut bir edebi düşünce diliyle olaylar değil, olayların yankısı kalıyor, bazı bölümlerinde söz bile geri geri gidiyor. Milton’un ontolojik kavgasından sonra bu metni okumak benim için sanki savaş alanı boşaldıktan sonra geriye kalan o yıkımın ardında bıraktığı sessizliğine girmek gibi bir şey oldu. Blanchot’un Son İnsan ‘ı anlamın kendisi, karanlığa karışıp askıda duruyor, neden sorusu göğe doğru yükseliyor, bazen aynı soru yere çöküyor, cevap aranmıyor, cevap gelmeyişiyle hissediliyor. Bu yüzden romanın içeriğinde bir olay örgüsünden çok bir varoluş halini anlatıyor. Dünyadan yavaş yavaş çekilen bir adamın çevresinde dolaşırken, okuru da bu çekilmenin tanığı haline getiriyor. Diyalogların azaldığı, ilişkilerin yozlaştığı, kelimelerin anlamını yitirdiği bir atmosferde insanın dünyada kalma biçimi sorgulatıyor. Felsefi anlatının ağırlığıyla bu yolculuk anlamın yokluğundan çok askıda kalışını hissettiriyor. Bu kitabın tek bir okumayla anlaşılması kolay değil, Blanchotmanayı doğrudan sunmak yerine geri çekiyor okurken sessizlikle boşlukla baş başa bırakıyor. Olaylardan çok mekanın ve varoluş halini hissini öne çıkarıyor. Felsefi okuma seven biri için bile felsefeye alıştırma kitabı gibi okunacak bir metin değil. Düşünce, belli belirsiz düşünce, sakin düşünce, acı. ve çok ağır gelebilir, ama Varoluşçuluk hiçlik, sessizlik gibi temaların yoğunluğunun hissini yaşamak isteyenler için besleyici bir metin olacaktır. Herkese keyifli okumalar.
Düşünce
Son İnsanMaurice Blanchot · Kabalcı Yayınevi · 2008417 okunma
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2019 11. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2019 12:28
Freud'un insanlığa kazandırdığı şey: fark edilmediğinden dolayı kategorileştirilemeyeni, algılanamaz ve sarsıcı olanı insanın kendi öz hakikatinin bir parçası olarak onun kendisine sunmasıdır. Öz-düşünümsel (Alm. selbst-refleksive) tasavvur için şart olan öz, öznenin kendi yansıması olan kategorilerden, herkesin yansıması olan "ben" fikrine, oradan da bizi "kendimizden daha hafif" kılan yabancıya götürüyor. Yabancı, Hegelci Tin'in tınısı üzerinde salınıyor. "Yakın olan, yabancı olandan daha çok korkuturdu beni"...diyor Blanchot. Bu yakın olanın nasıl "o basit, açık mevcudiyetiyle, ama biz yokmuşuz gibi, bizim dünyamız yokmuş gibi, belki de hiçbir dünya yokmuş gibi" yanımızda olabildiği sorusu, belki de yazarı 'yoldan çıkartan'. Refleksiyon insanın her şeyden önce kendi deneyimine, ki bu düşünsel veya bedensel olabilir, ait bir sorgulamayken, Tin adeta, bu sorgulamayı mümkün kılan eski-ilkel bir hayalet gibi ortaya çıkıyor. Başkasını, ve 'ben' bir başkası olduğuna göre kendini, Birey olarak tanımlayan insan hariç, gidilebilecek son insana gidip ondan kendisini tanımlamasını istiyor yazar. Joyce'un rüyalar alemi, dünyanın kendiliği üzerinden ötekileştirilip, 'herkesin içinde olan'a kolektif olana (F. Jameson bunun Tin olduğunu söyler Hegel Varyasyonları'nda) aktarılıyor. Kısaca özne hakikate ulaşmak için kendinden vazgeçen bir varlık olarak çıkmaz karşımıza. Sartre'ın kendinde olanı taşa, fiziksel olana benzetmesi noktasında örtüşür son özne (das Ich). Soru biçimine bürünen şey artık sorunun kendisi değildir bu yüzden: "Cevap vermek, her ikimizin de çok uzun süre önce terk etmiş olmamız gereken bir bölgeye ait. Her cevap zaten dağılıp kaybolmamışsa, sana nasıl soru sorabilirdim?"
Edebiyat
Son İnsanMaurice Blanchot · Kabalcı Yayınevi · 2008417 okunma
9/10
·128 syf.··
2019 114. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2019 00:06
Bazı eserler vardır hacmi göz korkutur ve “bu kitap biter mi acaba?” sorusunu sordurtur kendimize. Fakat başladığımız anda içine alır, akar gider ve nasıl bittiğini anlayamayız bile. Açıkçası bu kitabı hacmi dolayısıyla (128 sayfa) çok çabuk bitiririm, bir kaç saatimi alır diye düşünürken daha ilk sayfalarda ne oluyor yahu dedim :) Resmen evdekilerle köşe kapmaca oynadık. Çok yoğun bir kitap ve kesinlikle sükunet içerisinde okunması şart. Yazarın daha önce hiç kitabını okumamıştım ve bunun bir hata olduğunu düşünüyorum. Kitabı okumayı düşünenlere de küçük bir ikazda bulunmak istiyorum. Blanchot’nun ‘Yüceler Yücesi’ adlı eserinde “tarihin sonu” nu tartıştığını ve bu eserinde de aynı meseleyi ele almayı sürdürdüğünü kitabın sonuna gelince öğrendim, okuyacak arkadaşlar bunu dikkate alırsa daha sağlıklı bir okuma olacağını düşünüyorum. Kitap az önce de söylediğim gibi yoğun ve düşüncelere dalmanıza sebebiyet veren türden. Özellikle felsefeye ilgisi olanlara öneririm. “Blanchot’nun kurgusal eserlerinin dolayımsız açıklığı, okuru, metnin anlamının, metnin içinde ulaşılabilir olarak bulunduğu beklentisine yönlendirir,” diyor arka kapakta. Sık sık şu uyarıyı duyardım: “Olduğun bu yerde, doğru olduğuna inandığın bir davranışın çok daha saf kaygısıyla, belki de haksız yere, doğru bir olumlamayla tüm ilişkini kaybetmiş bir halde, daha fazla doğrulukla davranmalısın. Belki bakamadığın şeyi sahtekârlık olarak adlandırdığın bir orta yerdesin sadece. Belki hâlâ yüzeydesin ve çok daha aşağılara inmen gerekir, ama bu ... gerektirir, ... ister” —“Hayır, ... gerekli kılmayın benim için ..., benden istemeyin...” (s.53) Ve metnin anlamına ulaşmak ve bize ipucu bırakılan yerleri tamamlamak da biz okurlara düşüyor. Keyifli okumalar...
Felsefe
Son İnsanMaurice Blanchot · Kabalcı Yayınevi · 2008417 okunma
8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
101 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2021 04:52
İnsanın kaygılari,beklentiler,umut,sevgi,arkadaşlık,geçmiş, gelecek,psikoji,sosyolojik birtakım insanın içinde olduğu dönemı felsefi bir metod ile anlatmayı tercih etmiş yazar .
Son İnsanMaurice Blanchot · Kabalcı Yayınevi · 2008417 okunma

Yazar Hakkında

Maurice BlanchotYazar · 16 kitap
1907'de Fransa'da, Saône-et-Loire'da doğdu. Roman, anlatı ve deneme yazarı. Ancak bu türler arasındaki ayrımları ve sınırları ortadan kaldıran bir tarzda yazdı. Georges Bataille'ın kurduğu Critique dergisinde Marcel Arland, Raymond Aron, Fernand Braudel, René Char, Michel Deguy, Michel Foucault gibi yazarlarla çalıştı. Daha çok edebiyat ile dil arasındaki ilişkiyi ele alan denemeleriyle tanınmıştır. Melville, Kafka, Bataille, Sade, Artaud, Proust, Musil ve Nietzsche gibi yazarlar ve Mallarmé, Char, Lautréamont, Rilke ve Hölderlin gibi şairler üzerine incelemeleri vardır. Blanchot'ya göre dil, dış dünyayı, gerçekliği yansıtmanın bir aracı değildir; aksine dil, edebiyatın nesnesi olarak, gerçekliği yıkar. Edebiyatın konusu da gerçekliğin yokluğudur. Dolayısıyla yazma eylemi, kelimelerin içlerinde barındırdıkları ölüm vasıtasıyla yokluk ve hiçliğe varır. Eleştiri ancak eserin özünde var olan sessizliği dile getirebilir. Hayatını bütünüyle edebiyata ve kendine özgü o suskunluğa adamış olan Maurice Blanchot, Bataille, Barthes ve Derrida gibi dilin özünü, yapısını ve sınırlarını tartışarak, yazma eylemini ve edebiyatın sorduğu "soru"yu sorgular.