....................................................................
Sana bir sürü bebek gösterseler ve içlerinden birini kendi çıkarların için öldürmen gerektiğini söyleseler, onlardan en güzel, en göz alıcı olanı seçersin, değil mi?"
"Doğrusunuz, hanımefendi."
"Peki sana uçamayan bir kuş sürüsü verseler ve onların tüylerini yolmanı söyleseler, en güzel tüylü olanı seçersin, değil mi?"
"Haklısınız, hanımefendi."
"Bak işte! Bugün gördün bebekleri de, kuşları da. Şimdi eve gidelim.
....................................................................
Türkiye nedir? O her zaman birileri tarafından aranan bir şeydi. Ne olduğunu henüz bilmeden sevenler tarafından, ne olduğunu en başından sezip de sevmeyenler tarafından, ne olduğunu henüz bilmeden sevmeyenler ve ne olduğunu en başından sezip de sevenler tarafından. Ona ait olanlar, ona yaslananlar, ona tapanlar tarafından. Ona itiraz edenler, onunla kavga edenler, onu aşmak isteyenler tarafından. Ona inananlar ve inanmayanlar tarafından. Ona rağmen ve onun için aradılar. Pek çokları aradı onu. Kimileri onu ararken kendini buldu. Kimileri onu ararken kayboldu. Kimse yola çıkarken olduğu halde kalmadı. Mazlumlar zalim, âşıklar hain, mücahitler müteahhit ve gariban galip oldu. Hayaller hüsran, hayatlar berbat oldu. Türkiye beklendiği gibi kendi şartları içinde yürüyüp kendisi oldu ama görüldü ki bu olduğu şey pek sevimli bir şey değildir. Evet bir Türkiye doğdu ama sanki daha doğar doğmaz, büyüyüp gelişemeden, serpilip olgunlaşamadan birdenbire yaşlandı. Bir bebeğin sırasıyla çocukluğa, gençlikten yetişkinliğe, olgunluğa ve nihayet ihtiyarlığa geçişi değil, aniden ihtiyarlamasıydı bu; aşırı duygusallıktan bir gecede saçları ağaran film karakterleri gibi. Duygu patlamaları yaşayan bir sınırda kişilik, bir ihtiyar bebek, tarihin bir anomalisi.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
2 yaşına kadar bebek, için zaruri olan yegane besin anne sütüdür. Fakat anne-bebek arasında kan uyuşmazlığı varsa yani, anne sütünün proteinleri çocuğun vücudunun proteinlerine zıtsa, o zaman anne sütü çocuğun sağlığı için tehlike oluşturur.
"Eğer bebek , insan olmanın eksik biçimiyse ,kız bebek de bebeğin eksik olan biçimidir; haftanın altı günü kadar sıradan ve değersiz bir şey . Bir erkek çocuk doğduğunda sanki pazar günü gelmiştir . Erkek kardeşi doğan küçük kız çocukları ,kendilerinin sadece bir önsöz ,daha önemli bir varoluşun uvertürü oldukları düşüncesiyle büyürler .Çünkü erkek kardeşin gelişi onları hemen gölgede bırakır . Gurur duyulan odur .."
Kadının sallanan memeleri, gezegendeki tüm memeli dişileri arasında sadece insana özgü bir morfolojik anomalidir. Diğer tüm memelilerde memeler sadece bebek emzirme döneminde sütle dolar ve dönem bitince söner. Kadının memeleri ise emzirme işlevinden tamamen bağımsız olarak, her an dik, sallanan ve cinsel olarak kışkırtıcı birer estetik cazibe nesnesidir. Standart Anlatı bu memeleri 'erkeği eve bağlama süsü' olarak pazarlamaya çalışsa da, gerçekte bu abartılı dişil cinsellik işaretleri, kadının kabile içindeki hiperseksüel varlığının ve cinsel özerkliğinin prehistorik bayraklarıdır. Bu denli kışkırtıcı ve sürekli cinsel alıcılığa sahip bir dişi libidosunu kontrol altına alabilmek için, tarım sonrası ataerkil toplumların ne denli vahşi ve boğucu baskı güçlerine (korseler, bekaret kemerleri, cadı avları, tıbbi nemfomani teşhisleri) başvurmak zorunda kaldığını şimdi çok daha iyi anlayabiliyoruz.
"... bebek ne kadar kendinden geçmiş hâlde ağlıyorsa, kundağın o kadar sıkı, monoton sesin o kadar yüksek ve sallamanın o kadar sert olması gerektiğini bilirler."