10/10
·184 syf.··
2026 15. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 05:31
Dostoyevski'nin bu romanında Makar Devuşkin karakteri yaşlı bir memur, yalnız bir hayat yaşar, son derece fakir ve apart gibi bir evde kira ödeyerek yaşamını sürdürür. Kaldığı ev daracıktır ve özgür bir yaşamı yoktur. Fakir ve eğitimsiz olduğu için acı çekmektedir. Varenka adlı genç ve yetim bir kadınla mektup arkadaşı olur, kadına karşı bir baba ve abi sevgisi hisseder, o kadına karşı mektuplarında çektiği toplumsal ve bireysel acıları vurgular. Bu her iki karakter yabancılaştıkları toplum içinde yaşadıkları bireysel yalnızlıklarını yazdıkları mektuplarla dile getirip bir nebze olsun karşılıklı olarak yalnızlık duygularını telafi etmeye çalışmaktadırlar. Kitabın Rusça orijinal adı Bedniyı Lyudi yani Yoksul İnsanlar ama Türkçe'ye İnsancıklar olarak çevrilmiştir. İngilizce'de Poor Folk olarak piyasada satılıyor. Rusça'da zengin bogatıy demek, bogatıy kelimesi aynı zamanda Rusça'daki bog kelimesinden geliyor. Bog ise Tanrı demek. Yani zenginlere tanrısallık sınıfı biçiliyor. Rusça’da fakir anlamına gelen bednıy kelimesinin etimolojik kökeni ise felaket, musibet, dert, sıkıntı gibi anlamlara gelen Rusça’daki beda kelimesinden gelir. Bednıy kelimesi sadece fakir anlamına gelmemekle birlikte felakete uğramış bir zavallı anlamına da gelmektedir.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,9bin okunma
8/10
·423 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 20:08
Mâverdî –A‘lâmü’n-Nübüvve Gül suyu (mâü’l-verd) işiyle iştigal eden babasının mesleğine nispetle Mâverdî ismiyle meşhur olan Ebü’l-Hasen Alî b. Muhammed b. Habîb el-Basri 364/974 yılında Basra’da dünyaya gelmiş, Mu‘tezilî Ebü’l-Kāsım es-Saymerî’den (ö. 386/996) fıkıh tahsil ederek başladığı ilk öğreniminin ardından 398/1008’de Bağdat’a geçerek 450/1058 senesinde vefat edinceye kadar orada ikamet etmiştir. Bağdat’ta birbirinden farklı mezhep ve meşrepteki hocalardan tefsir, hadis, fıkıh, fıkıh usulü ve edebiyat gibi ilmî disiplinlerde tahsilini tamamlayan Mâverdî, ilim dünyasında fıkıh, siyaset ve ahlâk felsefesi alanındaki önemli çalışmaları ile tanınmıştır. Şâfiî, mezhebinde müctehid derecesine yükselmiştir. Kitabımız 423 sayfa olup Darun nefais yayınları tarafından Beyrutta yayınlanmıştır. Maverdi kitabın giriş kısmında , Allah’ın insana onu diğer canlılardan ayıran anlamaya sevk eden ifade yetisi ( nutuk) ve bilmeye götüren akıl gibi iki büyük nimet verdiğini söyler. İnsan bu nimetlerle şeriatı kavrar. Fakat itaat arzusunun uyanması ve isyandan alıkoyacak bir bilincin oluşması için peygamberlerin gönderilmesine ihtiyaç olduğunu belirtmiştir. Yazar kitabı da peygamberliğin ispatı ve ona dair kuşkuları gidermek için gereksiz delillendirmeye girmeden yazdığını ifade eder. Kitap iki kısımdan oluşmaktadır, ilk kısım Peygamberlik kurumunun genel olarak ispatı ve bunun delilleri, ikinci kısım Peygamberliğin kendi içindeki farklı kısımları ve hükümleri hakkındadır. Yazar, konu dağılımını bu şekilde kurgulamış olmakla birlikte, ele aldığı meseleleri toplamda yirmi bir başlık altında sistematik bir biçimde incelemiştir. Bunun yanı sıra, çalışmanın ikinci bölümünde yer verdiği peygamberliğin kısımları ve buna bağlı olarak ortaya çıkan farklı hükümlere ilişkin tartışmaları,
Alamün-Nübüvve - أعلام النبوةİmam Maverdi · Darü'n-Nefais · 19941 okunma
Reklam
10/10
·142 syf.·
2024 5. kitabı
Selamün aleyküm, İmam Gazali'nin bu kitabını o kadar çok sevdim ki, henüz bitirmeden yazmak istedim. Elbette İmam Gazali gibi büyük bir imama inceleme veya yorum yazmak elbette benim harcım değildir. Fakat kitap hakkında tavsiye etme ve bilgilendirme bâbında bir şeyler yazmak istedim. İmam Gazali'nin bu kitabı bana göre diğer okuduğum kitaplarından biraz daha farklı, biraz daha "öz" bir eserdi konusu bakımından. İlk kısmında temel ilmihâl bilgilerine değiniyor. Fakat şunu söylemeliyim ki, birçok ehl-i bidat taife, bu temel ilmihâl bilgilerini bilmedikleri için ehl-i bidât oluyorlar. Özellikle Allah'ın Zâtı, zamandan ve mekândan münezzeh olması ve tasavvuf konularında bununla sıklıkla karşılaşıyoruz. "Altı üstü ilmihâl bilgisi, bunları herkes biliyor zaten ne olacak ki?" deyip geçmeyin, birçok kimsenin aslında bidât ve küfre girme sebebi işte insanların bu önemsiz gördüğü ilmihâl bilgilerinin eksikliği yüzünden oluyor. Meselâ Allah'ın bütün kusur ve eksikliklerden münezzeh, yani Subhân olması. Bu kelime herkesin dilindedir fakat hakiki mânâsı çok iyi bilinmiyor maalesef. Allah'ın Subhân ve abesiyetten, kusurdan, aczden münezzeh olması ne demek? Bunları İmam Gazali kitapta örnekleriyle beraber anlatıyor. Birincisi, Allah'ın zamandan ve mekandan münezzeh olmasıdır. Bunun yanlış örneklerinden birisi de haşa ve kellâ Allah'ın "yukarıda" addedilmesidir. Hayır, Allah yukarıda değildir. "Allah her yerde" de değildir. Bunun cevâbı ancak şudur: Allah zamandan ve mekândan münezzehtir, yani onlara tâbi değildir. Bilakis zaman ve mekân Allah'a tâbidir. Allah'a hiçbir şekilde yön ve konum addedilemez. Sırf şu temel ilmihâl bilgisinin insanların zihinlerinde ve kalplerinde oturmaması yüzünden birçok insan çok yanlış inançlara saplanıyor. Allah'ın Subhân oluşuna vereceğim ikinci
Tevhid Akidesinin Esaslarıİmam Gazali · Hikmet Neşriyat · 2010244 okunma
Puan vermedi·142 syf.··
2021 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2021 10:50
Bu kitabı liseden yıllar sonra tekrar okudum. Beda Yayınlari'na ait 2003 yılinda basılmış bu kitapla ilgili öncelikli eleştirim yayıneviyle ilgili. Çevirisi güzel yapılmış, akıcıliğı zarar görmemiş ancak yazım hatalarıyla dolu. O kadar özensiz basilmış ki ana karakter Zinayida'nın adı kitabın ayni sayfasında üc farklı şekilde yazılmış olarak bulunabiliyor; Zinayida, Zanayina, Ziniyida... Kesmeler, ek hataları, bağlaç yazımları o kadar hatalı ki herhangi bir paragrafı alınıp LGS/ÖSS (ya da şimdiki adı her neyse) için yazım yanlışı sorusu kurgulanabilir:) Metin yazildığı dönem edebiyatına göre incelendiğinde oldukça akıcı, olay örgüsü bakımından tatmin edici, bir miktar kalp kırıcı yeşilçam filmleri havasında zavallı 16 yasında bir gencin ilk aşkının dramatik hikayesini anlatıyor. Mutlaka okunmalı diyebileceğimiz bir edebi şaheser olmamakla birlikte bu tür eserleri okumayı seven okurlara keyifli zaman geçirmek için okumalarını tavsiye ederim.
İlk AşkIvan Turgenyev · Öteki Yayınevi · 20079,5bin okunma
Aşk-Tutku
5/10
·195 syf.··
2020 71. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 31 Temmuz 2020 02:04
Okurken çok zorlandım. Zor bir kitap olmasından değil sanırım çeviri ile alakalı bir durumdu. Beda Yayınları’ndan okudum ve kitap beni içine çekemedi. Anlatılmak istenen saf bir aşkın, tutkulara kurban edilmesi ve sonrasında yaşanan pişmanlık... “İlk Aşk” kitabında da saf bir aşktan bahsediyor Turgenyev. Sevgili Yeşim Uzundal tavsiye etmişti kitabı. Keşke onunla başlasaydım yahut başka bir yayınevi tercih etseydim. Yazarın vermek istediği duyguyu hissedemediğim için üzgünüm.
İlkbahar SeliIvan Turgenyev · İtalik Yayınları · 2010594 okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2020 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2020 22:23
‘’Eğer maksûd eserse, mısra-ı berceste kâfidir.’’ Haca Ragıp Paşa Naat geleneği İslam’ın ilk yıllarından itibaren oluşmuştur. “Peygamber Şairi” olarak tanınmış olan Hassan Bin Sabit (r.a) naat türünün ilk başarılı örneklerini sunmuştur. Abdullah İbn-i Revaha’nın (r.a) “Es-subhu bedâ” diye başlayan bir şiiri ise günümüzde ilahi formunda seslendirilmektedir. Bunun yanı sıra naatlar arasında bir zirve sayılan Kaside-i Bürde’nin şairi Kaab Bin Züheyr’i (r.a) de anmak gerekir. Konusunu; Peygamber’e olan övgüden, muhabbetten alan ‘’Naat’’ özellikle Türk Edebiyatı’nda zirve eserlerini vermiştir. Süleyman Çelebi, Nâbî, Şeyhî, Yunus Emre gibi şairlerce birçok başarılı eser veriliştir. Bunlardan biri de ‘’Su Kasidesi’’ ile ünlü Fuzulî’dir. ‘’Yümn-i na'tünden güher olmış Fuzûlî sözleri Ebr-i nîsândan dönen tek lü'lü şeh-vâra su’’ (Seni övmenin bereketinden dolayı Fuzûlî'nin (alelâde) sözleri, nisan bulutundan düşüp iri inciye dönen su(damlası) gibi birer inci olmuştur.) Fuzulî’nin kasidesinde su ile Rasulullah arasında kurduğu ilişki gibi Nurullah Genç de bu şiirinde yağmur ile Rasulullah arasında bir ilişki kurmuştur, hatta direkt açık istiare ile Peygamber için kullanılmıştır. Nitekim ‘’yağmur’’ Kur’anî üslupta da kullanılan bir imgelemdir. Ayetlerde birçok benzetme ve örneklendirme için yağmur/su kullanıldığını görürüz. ‘’Rızık ve Rahmet vesilesi, ölü kalplerin diriltilmesi, her şeyin sudan yaratılması, yağmurun karşısındakine göre durumunun insan profillerine örnek oluşturması (toprağın suyu emmesi, kayanın biriktirmesi.) ilahi kaynaklı olması…’’ Ayrıca su; temizdir, temizleyicidir, bulunduğu kabın şeklini alır, berraktır içinde ne varsa onu gösterir… Rasulullah’ın da sünnetinde her eşyaya, canlıya olduğu gibi yağmura hürmet ettiğini görürüz: ‘’Efendimiz bir defasında
Şiir
YağmurNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20193,504 okunma