Adı:
İlk Aşk
Baskı tarihi:
28 Kasım 2007
Sayfa sayısı:
142
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755841779
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Öteki Yayınevi
"Ey büyük Rus dili, hakikatli ve
Özgür! Bu ülkede olup bitenlerigörerek yine de hayal kırıklığınadüşmemek değil mi seninözelliğin? Ama böyle bir dilinbüyük bir halka sahip olmadığıdüşünülemez bi!e!" Gerçekten de
Rus edebiyatının kendisine bir"ha!k" aradığı en yetkin biçimiTurgenyev hikâyeleri ve romanlarıveriyor. "İlk Aşk"takİ bütünkişisellik, koskoca bir kültürüntemel sorgularının oluşturduğuderinliklerde eriyerek yolunubuluyor.
Turgenyev'in arayışınınana formülünü kendisindenişitmek yeterli: 'İnsan dua ediyorsamutlaka bir mucize istiyordur. Herdua bütünüyle şuna indirgenir -UluTanrım, ne oiur iki kere iki dörtetmesin..."
Yetişkin arkadaşların ilk aşklarını anlatmaya başlamasıyla Vladimir anlatmaya başlıyor. 16 yaşındayken komşusu 21 yaşındaki güzel Zinaida'ya yavaş yavaş aşık oluşunu ve yaşadıklarını anlatmakta. sevdiği kız Zinaida'da kendisine aşık olunduğunun farkında fakat Vladimir'le biraz oynamak istiyor. Kısa bir anlatım var kitapta, Rus kitaplarının o boğucu havası bunda yok kolayca okunup bitiyor. Kitabın sonucu soru işaretleriyle bitiyor fakat cevabı az çok okuyunca tahmin ediliyor. Kötü bir son. Stefan Zweig'in " Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu" adlı kitaptaki aşkı burda yok tabi. Babalar ve Oğullar kitabı kalitesinde olmasa da okumakta yarar var. Kitabı okuyunca aklıma ilk aşkın akıldan çıkmadığı geliyor ve eski zamanları hatırlatıyor. Umarım çoğunluk ilk aşkına kavuşur. İyi okumalar
Usta yazar Turgenyev'in, akıcılığı ve inceliğiyle ön plana çıkan bir eseri İlk Aşk. Hayatının baharında olan bir delikanlının gözünden baktığımız olaylar, aşk nedir, insanın gözünü ve gönlünü nasıl kör eder, insana neler yaptırır? Sorularının cevabının işlendiği bir eser.

Kitaplarda güçlü kadın karakterine rastlamak pek mümkün değildir. Ancak bu kitapta bunu Zinaida Aleksandrovna karakteriyle görmek pekala mümkün. Açıkçası, hastalıklı bir görünüm çizen Zinaida Aleksandrovna'yı biraz tanıyınca aklıma direkt olarak Nastasya Filippovna geldi. Bir anının bir anını tutmaması, olayların gözünden anlatıldığı baş karakterimize "beni seviyor musun?" sorusunu sorduktan ve malum cevabı aldıktan sonra kahramanımızın yüksekte bulunmasından ötürü "o zaman aşağı atla!" demesi, kahramanımızın atlaması ve sarsılması sonucu hemen yanına gidip öpücüklere boğması, gerçekten de Zinaida ve Nastasya gibi karakterlerin yapacağı hareket.

Aşık olmak, kişinin kendisine seve seve verdiği tek
ceza yöntemi olsa gerek. Baş karakterimizde bunun doğruluğunu görüyoruz. Aşık olmanın zayıflığıyla, aşığın her şeyi kendinde yapabilme gücü bulması, belki de bu zayıflığı gizleme
çabalarıdır.

Kısa süre içerisinde okunabilecek hoş bir eser. Tavsiye ederim, pişman olmayacaktır okuyanlar. Turgenyev'e özel bir düşmanlık beslemiyorsanız tabi:)
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.320 Oy)19.078 beğeni43.434 okunma3.018 alıntı183.160 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.561 Oy)8.840 beğeni28.745 okunma843 alıntı139.816 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.729 Oy)13.432 beğeni34.573 okunma3.417 alıntı146.258 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.295 Oy)9.260 beğeni25.664 okunma1.833 alıntı118.909 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.904 Oy)8.859 beğeni26.362 okunma2.662 alıntı114.931 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.580 Oy)9.089 beğeni25.386 okunma1.545 alıntı126.821 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.667 Oy)5.774 beğeni19.697 okunma840 alıntı101.354 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.467 Oy)8.045 beğeni22.813 okunma829 alıntı89.920 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.482 Oy)7.882 beğeni21.401 okunma4.013 alıntı129.566 gösterim
  • İnsan Neyle Yaşar
    8.4/10 (4.243 Oy)4.129 beğeni15.796 okunma1.377 alıntı76.568 gösterim
Kitap, ana karakteri Vladimir'in orta yaşlarında, arkadaşlarına okumak üzere ilk aşkını kaleme almasıyla başlar.

Vladimir 16 yaşında iken komşu eve bir Prenses taşınır. Ve prensesin oldukça çekici, güzel, zeki ve insanların etrafında pervane olmasından hoşlanan, 21 yaşında bir kızı vardır. Bu kıza yani Znaida'ya aşık olur çok geçmeden Vladimir. Basit bir ilk aşk öyküsü gibi giderken Vladimir, Znaida'nın etrafındaki kendisine aşık, ne istese yapmaya hazır insanlardan birine değil de başka birine aşık olduğundan şüphelenmeye başlar. Bu kişiyi öğrenmeye çalışırken yaşadığı aşk acısı ve öğrendikten sonra yaşadığı acılar...

Kitabın anlatımı, kurgusu, akıcılığı kesinlikle iyiydi. Ama çok kısa bir kitap olmasına rağmen dönemin aile ilişkilerini anlatması, psiklojik tahlilleri ve çok etkileyici duygu tasvirleri ile okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Rus yazar Turgenyev’in okuduğum ilk kitabı. Rus yazarları hep sevmişimdir. Bu kitapta bu sevgimde ne kadar haklı olduğumun göstergelerinden biri; İlk Aşk.. Yetişkin birkaç arkadaşın geçmişe dönük ilk aşklarını birbirilerine aktarmasıyla başlıyor kitap ve sadece bir kişinin (Vladimir) ilk aşk hikayesine tanık oluyoruz. Bir solukta okunabilecek bir kitap. Dili çok akıcı, okurken hiç sıkılmıyorsunuz. Yazarın duygu tasvirleri çok iyi. Yazar, Vladimir’in ilk aşkının heyecanını, masumiyetini, öfkesini, hayal kırıklıklarını çok güzel dile getiriyor. Aşık olunan kadının çok güçlü bir karakter olmasına rağmen (Znaida), onun da aşka gelince nasıl güçsüz kalabildiğini görüyoruz. Kitapla ilgili spoi vermemek adına yazımı kısa tutuyor ve kitaptaki şu cümleyle bitirmek istiyorum: “Oğlum, kadınların aşkından kork, o mutluluktan kork, o tutkudan..”
Ilk aşk okuduğum 2. Turgenyev kitabı. Biraz babalar ve ogullar'ın gölgesinde kalmış bir kitap. Ama kesinlikle çok başarılı.
16 yaşında bir gençten aşkı okuyoruz. Kısacık ama dolu dolu bir kitap.
Ben cok severek okudum. Daha önce Turgenyev okumayanlar için ozellikle öneririm.
Turgenyev'in okuduğum ilk kitabıydi. Rus edebiyatına gayet aşinayım. Ilk başta biraz önyargılı yaklaştım. Anlatım biraz sıkıcı olabilir diye. Ama tam tersine gayet akıcı bir kitap ile karşılaştım ve keşke daha uzun olsaydı dedim
Anlatım son derece yalın ve içten. Okuyucuyu kendine çekiyor. Bölümler kısa, bölümler arası geçiş çok iyi.
Olaylar bir evde oturup sohbet eden üç kişiden birinin birbirlerine hayatlarının ilk aşkını anlamayı tavsiye etmesiyle başlıyor. Fakat içlerinden sadece biri bu aşkı yaşamıştır. Zamanda geri giderek bu kişi aşkını bize anlatıyor ve biz de olayları ve kişileri yakından tanıma fırsatı buluyoruz. Kişi ve mekan tasvirleri gayet yeterli ve okuyucuyu yormuyor.
En önemlisi ise özellikle baş kahramanın duyguları gayet tanıdık geliyor... Seven insan yüzyıllardır aynı duyguları hissediyor. Bence tek eksik kitabın dar bir zamanı kapsaması ve çok çabuk bitmesi
Aşk, hayaller, istekler, hayal kırıklıkları...
Herkesin keyifle okuyabileceğini düşünüyorum. Herkese tavsiye ederim.
Kitapla ilgili bilgiler bulunabilir.
Kırık Bir Aşk Hikayesi
Misafirlerin gidip sadece Sergey Nikolayeviç, Vladimir Petroviç ve ev sahibinin kaldığı bir evde basit bir soruyla başlar her şey.
"Hadi ilk aşklarımızı anlatalım..."
Ev sahibi ve Sergey Nikolayeviç'in sıradan aşk hikayelerinden sonra mikrofuna eline alan Vladimir Petroviç'in hüzünlü aşk hikayesini anlatır bize Turgenyev bu uzun öyküde.
Aslında Petroviç hikaye anlatma becerisi olmadığını söyleyip yazarak daha iyi ifade edeceğini teklif eder ve 15 gün sonra buluştuklarında yazdıklarını takdim eder. Ve böylece başlar bu öykü.
İlk aşk, ilk heyecan herkes yaşamıştır bunu. Kimi hatırlar, unutmaz bir ömür boyu. Kiminin de hafızasında yer bile işgal etmez. Unutulup gitmiştir kör olasıca bellekten.
16 yaşındaki Vladimir Petroviç'in ilk aşkı ve ilk yazgısının (belki de son) adı da 21 yaşındaki Prenses Zinaida Aleksandrova. Komşu olarak taşınırlar bizim oğlanın evlerinin oraya. Diyeceksin ki prensesin ne işi var orada. Eskiden varsıllarmış canım, sonradan tuş olmuşlar işte. Hikaye nasıl olsun.

Genç, kibirli, güzel prensese hayranlık ile başlayan süreç günden günden tutkulu bir aşka dönüşür. Prenses hazretlerine sadece bizim oğlan aşık olmaz. Prensesin evinden çıkmak bilmeyen Kont Malevski, Doktor Luşin, Şair Maydanov, emekli kaptan Nirmatski, asker Byelovzorov ve bizim oğlanın babası da tav olur 21 yaşındaki prensese. Ev bildiğin Şampiyonlar Ligi, kurtlar sofrası. Prenseste kaprisleriyle, kibiriyle hepsini sıkıcı hayatında eğlence olarak görmeye başlar. 16 yaşındaki masum, saf duyguları kimin umrunda?
Velhasıl kelam bizim oğlanın kara sevdası hayat ile olan bağlantılarını kopartır. Severek yaptığı ata binmeleri, yürüyüşleri yapmaz. Üniversite sınavlarına girmek için ders çalışmalarını yarıda bırakır. Artık gecesinde, gündüzünde, düşlerinde bir tek kişi vardır. Prenses Zinaida Aleksandrovna...
Ve hayatta çoğu şeyin yolunda gitmediği gibi burda da her şey yolunda gitmez. Bizim eleman, büyük saygı duyduğu, annesinden daha yakın bulduğu babasının prensesle olan gönül macerasını öğrenir ve Cahit Berkay'ın Kırık Bir Aşk Hikayesi adlı fon müziği devreye girer.

https://www.youtube.com/watch?v=BEr5ww63iyM

Derken seneler geçer, evler taşınır, semtler değişir. Baba kalpten ölür ve oğluna bir mektup kalır: "Oğlum, kadınların aşkına dikkat et; ondan sakın, o yavaş zehirden."
Genç prensese ne mi olur? Kimseye yar olmaz, kara toprak hariç!
"Ölüm haberini duydum merhametsiz ağızlardan,
Kıpırdamadan, dinledim."

dizeleri dökülür dilinden.

Ve ilk aşk, ilk heyecan, ilk keder, ilk sevinç, ilk tutkunun sona ermesi ya da bir ömür boyu akıldan çıkmaması, acının vücuda nüfuz etmesi. Artık hangisi size uyarsa...
Kitaptan bir pasaj
"Ah gençlik! Gençlik! Pervasızca, umursamadan gidiyorsun kendi yolunda - dünyanın bütün hazineleri seninmiş gibi; keder bile seni umutlandırıyor, acı bile alnına çok güzel oturuyor. Öz güvenli ve küstahsın ve "Sadece ben canlıyım, bakın!" diyorsun. Kendi günlerin hızla uçup, hiçbir iz bırakmadan yok olur ve içindeki her şey güneşin altında eriyip giderken bile mum gibi... kar gibi... ve belki de senin sihrinin bütün sırrı istediğin her şeyi yapabilme gücünde değil, yapmayacağın hiçbir şey olmadığını düşünme gücünde gizli. Rüzgarlara saçtığın bu, herhangi bir amaç için asla kullanmayacağın hediyeler. Her birimiz, hediyeler konusunda çok savurgan olduğuna inanmışız - şöyle haykırmaya hakkı olduğuna: "Oh, neler yaşamadım, keşke zamanımı boşa harcamasaydım."
Kitap çok akıcı ve 100 sayfadan ibaret. Kendinizi hemen olayın içinde buluyorsunuz. Bordo Siyah yayınlarından okumayın da nereden okursanız okuyun. İmla ve noktalama işaretlerine hak getire. Okumak isteyenlere keyifli okumalar dilerim.
Aşk insanı bir ağa düşürür, sevdiğinin gözüne girmek için didindikçe o ağ insanı sarar sarmalar  ve kolay kurtulunmaz bir hale getirir. Aşığın gözü kördür artık, içindeki şüphelere rağmen toz konduramaz sevdiğine. Seviyor hissine kapılmaktan alıkoyamaz kendini. Sevilen ağına düşürdükleriyle benliğini büyütürken bir gülüşe, bir bakışa aldanan aşığın hali içler acısıdır. Artık aşık sevdiğinin elinde bir oyuncaktır,o atla der atlar, o gel der gelir.İlk aşk, kafada esen kavak yelleridir , insanın aklını başından uçurur.Yaşanacak acı bir tecrübe  insanın aklını başına getirmeye ve duygularını olgunlaştırmaya kafidir.Bu acı tecrübeler  ilk aşkın insana mutlulukla beraber sunduğu zehirdir. O yüzdendir bir babanın oğluna son nasihati : "Kadın aşkından koru kendini, oğlum. Bize mutlulukla birlikte zehir sunan bu duygudan kork!" Gel gör ki hangimiz mutlulukla sunulan bu zehri bile bile yudumlamaktan geri dururuz?
Kitap satır aralarında ; gençlik, aşk, tutku, sevme,yalancı sevilme hissi, aldatma, aldatılma, sadakat, kıskançlık, pişmanlık gibi duyguları okuruna bulaştırıyor . Aşkın insanı ne kadar yüceltebileceğini ya da alçaltabileceğini sorgulatıyor. Acı tecrübeli  ilk aşkları olanlar uzak durun bu kitaptan, bir müddet sizi geriye sarabilir, benden söylemesi... Bu kitabın üstüne  "Hangimiz Sevmedik"  ve "Sevmekten Kim Usanır"  şarkıları iyi gider galiba.
Dinlemek isteyenler buyurun:
- https://youtu.be/TaTeZJib-MA
- https://youtu.be/zVoheCaMWT4
İyi okumalar...  :)  ;)
Bir solukta okuyabileceğiniz kısacık bir kitap. Kahramanın ilk aşkının nasıl oluştuğunu ,nasıl geliştiğini ve yine kendi içinde nasıl bitirmek zorunda kaldığını mükemmel bir şekilde anlatan bir eser.
Orhan Pamuk'un "Kırmızı Saçlı Kadın" eserini okuduktan sonra okumam nedeniyle mi böyle düşünüyorum bilemiyorum ancak iki kitap arasında bir bağ kurdum. İkisi de çarpıcı ve dikkat çekici eserler. Kitabın anlatımı, kurgusu, akıcılığı kesinlikle üst düzey. Kısa bir kitap olmasına rağmen başarılı analizleri var. Sadece kitabın daha uzun olmasını isterdim.
Sonunu baştan anlayabileceğiniz fakat akıcı ve sade bir dille yazılmış bir kitap. Benim için sıradan bir öykü gibiydi. Aşk romanı sevenlerin ilgisini çekebilir.
Herkesin başta kitabı görünce aklına gelen klasik aşk hikayelerine benzemeyen bir kitap.Etkileyici ve bir o kadar sarsıcı bir kitap.Ve tabi ki çok akıcı.Okumanızı tavsiye ederim .
— Özgürlük, -[diye] tekrarladı o, -peki biliyormusun insana ne verebilir?
— Ne?
— İrade; özgürlükten daha iyi olan özel irade ve güç verir ona.
Aşk, aşk sen ne güçlüsün! Kolayca bağışlayabiliyor, katlanabiliyorsun, işte aşk budur, bu olmalı!
Ivan Sergeyeviç Turgenyev
Sayfa 121 - ÜBL Yayınları
Kalp krizi geçirdiği o günün sabahı bana Fransızca bir mektup yazmaya başlamıştı."Oğlum, diye yazmıştı, "kadınların aşkına dikkat et; ondan sakın, o yavaş zehirden."
Ateşin pervaneyi çektiği gibi çekiyordu beni... Sevilmediğimi bilmek, hele bunu kendi kendime açıklamak pek acı geliyordu, yine de o yakıcı ateşin çevresinde dönmeye devam ediyordum.
Ivan Sergeyeviç Turgenyev
Sayfa 73 - Varlık Yayınları, Nihal Yalaza Taluy

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İlk Aşk
Baskı tarihi:
28 Kasım 2007
Sayfa sayısı:
142
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755841779
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Öteki Yayınevi
"Ey büyük Rus dili, hakikatli ve
Özgür! Bu ülkede olup bitenlerigörerek yine de hayal kırıklığınadüşmemek değil mi seninözelliğin? Ama böyle bir dilinbüyük bir halka sahip olmadığıdüşünülemez bi!e!" Gerçekten de
Rus edebiyatının kendisine bir"ha!k" aradığı en yetkin biçimiTurgenyev hikâyeleri ve romanlarıveriyor. "İlk Aşk"takİ bütünkişisellik, koskoca bir kültürüntemel sorgularının oluşturduğuderinliklerde eriyerek yolunubuluyor.
Turgenyev'in arayışınınana formülünü kendisindenişitmek yeterli: 'İnsan dua ediyorsamutlaka bir mucize istiyordur. Herdua bütünüyle şuna indirgenir -UluTanrım, ne oiur iki kere iki dörtetmesin..."

Kitabı okuyanlar 622 okur

  • Feyza
  • Ece Kurt
  • Fatma gündeş
  • Gamze Karakuş

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları