Bu cümle bize son derece önemli bir hakikati hatırlatır. Şehvet insanın fıtratına yerleştirilmiş bir ihtiyaçtır. Burada yalnızca cinsellikten söz etmiyoruz. Güzel bir yemeğe karşı duyulan arzu da şehvettir. Güzel giyinme isteği, iyi görünme arzusu, konfor tutkusu, ev, araba, para ve servet sevgisi de aynı kökten beslenir. Allah Teâlâ bütün bu eğilimleri insanın fıtratına yerleştirmiştir. Bu yönüyle insan adeta patlamaya hazır bir bomba gibidir. Bu eğilimler sonradan kazanılmış değildir. İnsan bu hâl üzere dünyaya gelir. Bu sebeple şehvet bütünüyle yok edilebilecek bir şey değildir. Yok edilmeye çalışıldığında insanlıktan bir parça koparılmış olur. Şehvet ancak dizginlenebilir. Terbiye edilebilir. Tasavvufun ve seyr u sülûkün temel hedefi de budur. Hayvani ve nefsani arzuları tamamen ortadan kaldırmak değil, onları kontrol altına almak. Onlara hâkim olmak. Aksi hâlde insan melekleşmiş olur ki bu dünya hayatında mümkün değildir. İnsan ruh ile beden arasında bir denge varlığıdır ve imtihan tam da bu denge üzerinden yürür.
Sayfa 210·Kitabı okuyor
“Tahammül edemedikleri asıl büyük kusur kendi ruhlarındaydı ama onlar kusuru bedenlerinde arıyorlardı.”
Sayfa 145·Kitabı okuyor
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yüce varlık şu beden evimi çattı, Bana verdiği ilk ders, sadece aşktı. Bir parçasını aldı kırık gönlümün Anlam hazinesine anahtar yaptı!
Silüet sözcüğü, etimolojisi gereği hem anatomi ile hem de anlam bilimle ilgili tuhaf bir nesnedir; bariz bir biçimde bedenin resim olmuş halidir; bir yandan ana hatları özenle çizilmiştir, öte yandan içi boştur. Bu resim-beden, esas olarak toplumsal bir göstergedir; hiçbir biçimde cinsellik içermemektedir; silüet, birinin yerine geçse de, hiçbir zaman çıplak değildir; silueti soyamazsınız; bunun nedeni çok fazla gizemli oluşu değil, gerçek resmin aksine yalnızca çizgi (gösterge) oluşudur.
Sayfa 100 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okuyor
Yani beden eğitimi konusunda aşırı ya da yetersiz davranmak bedene zarar verir, aynı şekilde gereğinden fazla yemek ya da içmek de benzeri sonuçlara neden olur. Oysa dengeli davranırsak sağlıklı oluruz veya sağlığımızı koruruz. Aynı şekilde erdemler söz konusu olduğunda da yani ölçülülük, cesaret ve diğer şeylerle ilgili konularda da benzeri bir durumla karşılaşmaktayız. Bir insan her şeyden korkuyorsa ve olan bitene katlanamıyorsa korkaktır, hiçbir şeyden korkmayan ve üzerine giden kişi de fazlasıyla cesaretlidir. Yine her türlü hazzın peşinden gidenler hazza düşkünken, hiçbir şekilde bunlara yönelik ilgisi olmayan da duygusuzdur. Bir insan ölçülüyse ya da cesursa bu durum aşırıya kaçmaktan ya da yetersiz kalmaktan dolayı bozulabilir, orta seviyedeyseniz durum aynı kalır. Benzer şeylerin yapılmaları erdemlerin artmasına ya da aynı şekilde etkinliklerinin de başka şeylerden oluşmasına neden olur. Güç gibi daha net bir şekilde belli olan durumlarda bu durum daha da açıkça anlaşılabilmektedir. İnsanlar çok yedikleri zaman ya da zor antrenmanların altından kalkabilirlerse güçlü olurlar, güçlü insanlar da bu söylediklerimizi en fazla yapabilen insanlardır. Erdemler söz konusu olduğunda da durum aynıdır, hazlardan uzaksak ölçülüyüz, ölçülüysek daha uzak kalmasını biliyoruz demektir.
Sayfa 43 - SAY yayınları·Kitabı okudu
Aslolan Kendini Bilmektir
"Ruh bedene sıkı sıkıya bağlıdır.Ruhla beden birbirinden kolayca ayrılmaz.Zamkla tutturulmuş iki kağıt yaprağı gibi birbirine yapışıktır.Birden ve sertçe ayırmak istersen,yırtarsın! Onları yavaş yavaş ve esneterek ayırmazsan, işin içinden çıkamazsın!"
Sayfa 388 - Sufi Kitap·Kitabı okudu
Din İslam