Puan vermedi·348 syf.··
2026 307. kitabı
Nikos Kazancakis, Zorba adlı bu ölümsüz modern klasik romanında, hayata tamamen kitapların ve felsefenin penceresinden bakan entelektüel, genç bir yazar ile onun Girit'te işleteceği linyit madeninde ustabaşı olarak işe aldığı, hayatı tüm coşkusuyla, içgüdüleriyle ve kuralsızca yaşayan Aleksi Zorba'nın dostluğunu konu alır. Yazar; bu iki zıt karakterin çatışması ve derin sohbetleri üzerinden akıl ile tutku, teori ile pratik, ruh ile beden arasındaki ebedi çelişkiyi sorgularken; hayatın anlamını, ölümü, özgürlüğü, müziğin ve dansın iyileştirici gücünü felsefi, sarsıcı ve yaşama sevinci aşılayan destansı bir dille işler.
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 202420,6bin okunma
Puan vermedi·96 syf.·
2026 39. kitabı
Plazaların Dili Olsa da Konuşsa İş hayatı çoğu zaman hedefler, toplantılar, e-postalar ve performans göstergeleri üzerinden konuşuluyor. Oysa kitap, bütün bunların arkasındaki görünmeyen dünyaya dikkat çekiyor. Söylenmeyen cümlelere… Ertelenen itirazlara… Sessizliğe… Beden diline… Ve aslında hepimizin içinde devam eden o iç konuşmalara… Kitap boyunca sık sık şunu düşündüm: İletişim, sadece konuşmak değil; anlaşılmak, anlayabilmek ve güven inşa edebilmekmiş. Bazen bir cümleden çok bir bakış, bazen uzun bir açıklamadan çok samimi bir sessizlik, bazen de doğru zamanda gerçekten dinleyebilmek ilişkilerin yönünü değiştirebiliyor. Ümran Coşkun, iletişimi teknik kalıpların ötesinde ele alıyor. Ezberlenmiş cümlelerden çok farkındalığı, empatiyi, samimiyeti ve insanın kendi iç sesiyle kurduğu bağı önemsiyor. “Belki de değişim, konuşmakla değil, nihayet duyulmakla başlıyor.” Kurumsal yaşamı sadece süreçlerden ve raporlardan ibaret görmeyen, iş hayatının merkezinde insanın olduğunu düşünen herkes için üzerinde düşünülmeye değer bir çalışma olmuş. Okuduktan sonra son sayfasından gemi yapmayı unutmayalım Emeği için Uzman Psikolog Ümran Coşkun’a teşekkür ederim.
Plazaların Dili Olsa da KonuşsaÜmran Coşkun · Scala Yayıncılık · 20261 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·336 syf.··
2026 9. kitabı
David abi burada bize şunu göstermiş: İnsan fakirken dertli, zenginken dertli, gençken dertli, yaşlanınca ayrı dertli. Kısacası hayat herkese bir yerden çakıyor. Kitaptaki karakterler öyle kusursuz falan değil. Tam tersine, mahallede görsen "Ağabey sen bu kafayla nasıl buraya kadar geldin?" diyeceğin tipler. Ama işin garibi, okurken onlarda biraz kendini de görüyorsun. Yazar öyle edebiyat cambazlığı yapmıyor. Takla atmıyor, süslü cümlelerle hava basmıyor. Sessiz sessiz geliyor, kalbine iki üç sağlam yumruk bırakıp gidiyor. Kitabı bitirince aklımda kalan şey şu oldu: Hayat dediğin şey çoğu zaman büyük zaferler değil, küçük yenilgileri taşımayı öğrenmekmiş. Velhasıl, aksiyon, kovalamaca, gizli örgüt arayanlar başka kapıya. Ama "İnsan dediğin nasıl bir mahluk?" diye merak edenler için taş gibi kitap.
BedenDavid Szalay · İthaki Yayınları · 2026312 okunma
7/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 61. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 12:10
Sakinler, Filipinli yazar Eliza Victoria'nın doğaüstü gerilim türündeki romanı. Kitapta, başka bedenleri ele geçirme gücüne sahip bir klandan, aileden gelen iki kuzeni okuyoruz. Bu kuzenlerin dahil olduğu klanın üç kesin kuralı bulunuyor. İlk olarak içinde bulundukları bedeni öldürmeleri yasak. Başka bir bedene geçtiklerinde de önceki isimlerini ağızlarına almaları ve geçmiş hayatları hakkında konuşmaları yasak. Kitap, daha yeni başka bedenlere geçmiş, bu geçişi geçmişlerinden kaçmak için yapmak zorunda kalan Louis ve Jonah ile başlıyor. Geçişleri, bir araba kazası sayesinde olduğu için mecbur oldukları bu geçişi yaparken fiziksel olarak hasar da alıyorlar. Ayrıca bu beden değiştirmenin sonucunda, o bedenin eski sahibinin anılarına erişmeleri mümkün olmuyor ki bu da çeşitli sorunlara yol açıyor. Kitap boyunca, Jonah ve Louis ile birlikte bu bedenlerin gerçek sahiplerine dair bir şeyler öğrenirken bir yandan kendilerinin geçmişlerine de göz atma imkanı yakalıyoruz. Hiçbir şeyin normal olmadığını da bir noktada evin bodrumunda bir ceset bulmalarıyla öğreniyoruz. Konu oldukça ilginç, işlenişi ve bizim de olayları ana karakterler ile birlikte adım adım öğrenip ilerleyişimiz çok keyifliydi. Bir oturuşta okuyup bitirilebilecek çok ilginç, her adımda yeni bir ters köşeyle karşılaştığımız bir romandı.
SakinlerEliza Victoria · Livera Yayınevi · 202573 okunma
9/10
·404 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 11:34
İyi Hissetmek – David D. Burns "(...) bu eserin benim için bir başucu kitabı olmaya aday olduğunu düşünmekteyim." Merhaba kitap dostları. David D. Burns'ın "İyi Hissetmek" isimli kitabını nihayet bitirdim ve içimdeki en net duygu şu: bu kitap, sadece bir "kendine yardım" kitabı değil. Aklın ve ruh sağlığının nasıl tamir edilebileceğine dair yazılmış pratik bir rehber. Kitap tam olarak ne anlatıyor? Kısacası, modern psikolojinin etkin yöntemi Bilişsel Davranışçı Terapi‘yi (BDT) anlaşılır bir dille evimize taşıyor. Burns, depresyon ve anksiyete gibi sorunların duygusal iniş çıkışlarını yönetmek için yıllar içinde test edilmiş, bilimsel geçerliliği kanıtlanmış araçlar veriyor. Türkçe çevirisinin alt başlığı ne kadar iddialı bir eser olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor: "Depresyonun Etkinliği Klinik Olarak Kanıtlanmış İlaçsız Tedavisi". Peki bu iddialı başlık inandırıcı mı? Kesinlikle evet. Kitabın ilk sayfalarında bu yöntemlerin üzerine yapılmış bilimsel araştırmaların sonuçları anlatılıyor. Hatta kitabın kendisi üzerinde yapılan bir araştırmada, kitabı alan hastaların depresyon puanlarında çok kısa sürede dramatik düşüşler olduğu ortaya konuyor. İşte bu yüzden elimde somut bir kanıt tutuyormuşum gibi hissettim. İtiraf etmeliyim ki, okurken tekdüze veya yorucu gelebilecek kısımlar da oldu. Vaka analizleri ve olay örgüleri yer yer akıcılığı bölse de, bunların hepsinin bir amaca hizmet ettiğini düşünüyorum. Yazar, teorik bilgileri gerçek insan hikâyeleri ile somutlaştırmaya ve aklımızda canlandırmaya çalışmış. Peki ya her şeyden önemlisi, bu kitap bana ne kattı? Bu kitap bana, ruh halimizin aslında düşüncelerimizin bir yansıması olduğunu öğretti. Duygusal çöküş anlarımda artık 'neden' diye sormuyorum, 'neyi yanlış düşünüyorum' diye sorgulamaya başlıyorum. Kendi
1000Kitap
İyi HissetmekDavid Burns · Psikonet Yayınları · 201815,5bin okunma
Başkasının Bakışından Özgürlüğe
Puan vermedi·280 syf.··
2026 79. kitabı
“Ben, benden başkası değilim, bu doğru.” (s. 251) Kitaba başlarken karşıma çıkacak temel meselenin yalnızca ırkçılık olacağını düşünmüştüm. Kitaba dair inceleme yazma kararını verme sebebim ırkçılık ya da özgürlük meselesi olmadı. Bunlar elbette başka metinlerde de karşımıza çıkan, üzerine çokça düşünülen konular. Bu kitapta benim asıl ilgimi çeken yer, benliğin nerede ve nasıl kurulduğu sorusuna etkili bir örnek sunmasıydı. İnsanın kendisini yalnızca kendi içinden değil dışarıdaki gözün, bakışın ve başkalarının onu görme biçimlerinin içinden de kurması… Frantz Fanon'un bu kitabını okurken en çok bu konuya odaklandığımı fark ettim. Kitap ırkçılığın ne olduğuna dair ayrıntılar sunarken insanın başkasının bakışı altında nasıl değiştiğini de nitelikli bir biçimde gösterebiliyor. İnsan kendini yalnızca kendi gözleriyle görebilir mi yoksa başkalarının ona yönelttiği bakışlar da bu noktada belirleyici mi olur? Fanon'un anlatısına bakınca siyah insan dünyaya yalnızca bir insan olarak çıkamıyor. Daha baştan bir bakışla, bir adlandırmayla, bir yükle karşı karşıya kalıyor. Siyah insan sadece dışarıdan gelen bir ayrımcılıkla karşılaşmıyor. Bundan daha fazlası onun yaşadığı. Henüz kendini kuramamışken başkalarının onun hakkında kurduğu bir imgenin içine doğuyor. Önce kendi olup daha sonra yargılanmıyor. Daha kendisini bile tam olarak tanımamışken başkalarının gözünde belirlenmiş bir kimlikle karşı karşıya kalıyor. Fanon bu noktada Georg Wilhelm Friedrich Hegel’e başvuruyor haliyle: “Öz-bilinç kendinde ve kendi-için olmaktır; bunun içindir ki öz-bilinç ya da kendi-bilincinde-olmak, başka bir öz-bilinç için kendinde ve kendisi için olmak demektir aynı zamanda. Bu da öz-bilincin ancak tanınmak ve bilinmekle gerçekleşebileceği anlamına gelir.” (s. 257) İnsan var olmak isterken hem de birileri tarafından
Felsefe
Siyah Deri Beyaz MaskelerFrantz Fanon · Encore Yayınları · 2016690 okunma