YAKZAN’IN OĞLU HAYY
9/10
·116 syf.··
2025 110. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2025 22:20
Dikkat Spoiler Vardır!!!. Eserin konusu ise hiç bir insanla iletişim kurmadan bir adada tek başına yaşan bir insan( Hayy) nasıl hakikate ulaşabilir. Dip not !!! biraz araştırma yapınca Hay adında bir çizgi film gördüm. Orada annesi bebeği askerlerden kaçırıp bir sepete koyar ve sepet ırmak boyunca taşınır sonunda bir adaya gider ve orada bu bebeği bir ceylan büyütür. Kitap ve çizgi film biraz başbaşadır. Ama kitaptaki Hayy için iki teori vardır; birinci teorisi tek başına oluştuğu, ikinci teori ise ceylanın adada onu büyütüp beslediğidir. Hayy’a göre birinci teoride insan annesiz ve babasız bir toprakta büyüyebilir ve bunlar doğa olaylarının bir araya gelişiyle varolmuştur. Topraktan mayalanarak sıcak, soğuk, ıslaklık ve kuruluğun birbirine karışmasıyla. İnsan gelişmiştir. ( Çizgi filmde bu kısım yoktur ) İkinci teorisinde ise bir ceylanın onu sütü ile beslediği ve zamanla ona koşmayı sesler çıkartmayı öğretmesidir. Hayy’ın hem psikolojik hem zihinsel düşünceleri göz önüne alınmıştır. Hayy ilk başta evreni ve nesneleri incelemeye başlamıştır. Düşüncelerini bir sistematik şekilde şemalaştırır.Adadaki hayvanlar ile kendisi arasındaki farkları gözler ve şema kurar. Buradaki temel öge akıl… İnsan dışardan bir öğreti almadan aklını kullanarak tek başına doğruyu bulabilir düşüncesidir. İkinci olarak ise tabiat denge ve düzenidir. Hayy adada iken iki kargayı görür ve ceylana kendisine bakınca türker arası farkı öğrenir. Burada işte ‘ birey’ kavramı esastır. Üçüncü aşama ise metafiziktir. Bir varlığın üç aşamasında ele alan Hayy işin ucunu hakikate taşımak istemektedir. Peki insan hakikate vahiy olmadan ulaşabilir miydi ? Burada Hayy için bir düşünce ele alınıyor. Hayy’a göre gelişim sürecinin esas noktası vahiydir. Bu sırada hikayeye yeni bir karakter dahil olmaktadır.
Hayy Bin Yakzânİbn Tufeyl · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20252,226 okunma
Puan vermedi·255 syf.··
2025 149. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Kasım 2025 18:32
Mecelle geçmişimi bir koşu Risale-i Nur'a bağlayıp kapatacağım incelemeyi.(Okurken bilmiyordum ama artık biliyorum.) "Hayr-ı kesir için şerr-i kalil kabul edilir." "Def-i mefâsid, celb-i menâfiden evlâdır" Yani. Çok hayırlar için az şerler kabul edilir. Ve de, Kötülüklerin giderilmesi, iyiliklerin elde edilmesinden önce gelir gibi gibi. O yüzden Mecelle'nin hayatımızdaki yeri yeni değil diyebiliriz. Ben diyorum. Mecelle'nin hepsini de okuyacağım inşallah, artık kitaplıkta bakışmak yok, ama bunun için fakültenin bitmesini beklemek zorundayım. Üstad bu ilkeleri bazen doğrudan Mecelle ifadesiyle, bazen de eş anlamlı bir fıkıh prensibi olarak kullanmış. 1. `Def-i mefâsid, celb-i menâfiden evlâdır.` (Zararları önlemek, fayda sağlamaktan önceliklidir.) İfade edildiği yer: "Her zaman def-i şer, celb-i nef'a râcih olmakla beraber [yani: kötülüğü defetmek, fayda sağlamaktan üstündür], bu tahribat ve sefahet ve câzibedar hevesat zamanında, bu takva olan def-i mefâsid ve terk-i kebâir [büyük günahları terk etmek] üssü'l-esas [temel esas] olup, büyük bir rüçhaniyet [öncelik] kesb etmiş." Kastamonu Lâhikası, 103. Mektup 2. `Ehven-i şerreyn ihtiyar olunur.` (İki kötüden, daha az kötü olanı tercih edilir.) Bu ilke, Külliyat'ta genellikle "ehvenişer" (şerrin en hafifi) olarak geçer ve hatta bence, serence bu kelimeyi kullananlar en az bir defa risale okumuştur: "Cemaatin selâmeti için fert feda edilmez. 'Nahnü nahkümü bi'z-zâhir' [Biz zâhire/görünüşe göre hükmederiz] kaidesiyle, zâhiren bir cinayet, on masumun hakkını ihlâl etmektir. Amma 'ehvenüşşer' deyip, cemaatin selâmeti için bir ferdin hakkı, rızasıyla olmalı..." Sünuhat, "Hutbe-i Şâmiye Zeyli" Burada ve Külliyat'ın başka yerlerinde (özellikle Emirdağ Lâhikası), iki zararlı durumla
1000Kitap
Mecelle Kaidelerini AnlamakKolektif · Diyanet Yayınları · 20234 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
YAKIN TARİH ve İSLÂM DÜŞMANLIĞI...
8/10
·208 syf.·
Beğendi
·
2019 94. kitabı
Eserin orijnal ismi "En-Nekir alâ Münkirin-Nimeti mine'd-Dîni ve'l-Hilâfeti ve'l-Ummeti". Eserde 20. Asrın en büyük Ehl-i Sünnet âlimi Şeyhu'l İslam Mustafa Sabri Efendi'in Hilâfet ve Halife hakkındaki düşünceleri, fikirleri, tahlil, tesbit ve teşhisleri ele alınmış ve Mustafa Sabri Efendi'nin Arapça olarak yazdığı ilk eser olduğu belirtilmiş; İslâm'ın siyasî cihetini ortaya koyan önemli bir çalışma olduğu kaydedilmiş... Kitabın sonunda belirtilen bitiş tarihine bakılırsa, Türkiye'de Hilafetin ilgasından az önce yazıldığı anlaşılıyor (5 Şaban 1342 / 22 Mart 1924). Hilafet'in ilgasının arka plânı arız ve amik tahlil ve tetkik edilmiş, hilâfetin daha çok siyasî vechesine ağırlık verilmiş... Üstâd Ümmet için en ideal idare şekli, Hilafet sisteminin gerekli olduğunu müdafaa etmiş, Hilafetin ilga edilmesine matuf çalışmaları şiddetli bir şekilde protesto etmiş, makaleleri ve yazılarıyla, Kemalist ve İttihadçıların desteklediği bu ilga işine, önem vermemeleri, ihmâlkâr davranmaları sebebiyle bazı âlimlere reddiyeler yazmış, sitemlerde bulunmuştur... Eserde üzerinde durulan konulardan birincisi İslâm dünyası üzerinde oynanmak istenen oyunlar, diğeri ise Hilâfetin Saltanattan ayrılmasının getireceği meselelerdir... Hükümetsiz Hilâfetin hiçbir icraatının olamayacağını, göstermelik bir makam olacağını ve Kemalistlerin gayesinin dinsiz ve halifesiz bir idare şekli özlediklerini ve bunu gerçekleştirmek için, önce Halifeyi hükümetsiz bırakmışlardır (sonrasında da halifeyi sürmüşlerdir)... Eserin Mukaddemesinde Üstad şu tesbitlerde bulunmuştur: **Birtakım bahaneler öne sürerek Allah'ın dinine yardım etmeyenlerin özürleri, -zalimlerin özürlerinin hiçbir fayda etmeyeceği günde- kabul edilmeyecektir. İstisnalar olmakla birlikte, Müslümanların seçkinlerinin hâli de böyledir. 16 yıl boyunca din düşmanı
Hilafetin Kaldırılması
Hilâfetin İlgasının Arka PlanıMustafa Sabri Efendi · İnsan Yayınları · 2016307 okunma
Puan vermedi·519 syf.··
2025 1. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2025 16:44
Yazarımızın yoğun bir emek ile serdettiği eser için teşekkür ederiz Allah razı olsun. İlk önce Kur'an'ın "Kaynaklarımızın güvenirliği " kısmında Kur'an'ın tahrif edilme gibi bir şeyin söz konusu dahi olamayacağını bedihi bir şekilde bir çok yönden ortaya koyuyor, akabinde "Haber inşası " , "Samimiyet delilleri" , "Fetanet delilleri , "Mucize delilleri" denilen metotlarla peygamberliğin ispatını yapıyor. Yazar, gayrimüslimlerin eserlerinden örnekler vererek ispatını dahada güçlendiriyor. Yer yer yazıtında insanı tefekkür yolculuğuna çıkarıyor , "nasıl ya " dedirtecek aydınlanmalar yaşadım. Birçok Oryantalistin eserini okumadan onların Hz peygamberin ( a.s.m) hakkındaki eleştirilerilere aynı zamanda övgülerine tanık oluyorsunuz. Kitaptan çok alıntı yapmadım çünkü çok fazla altı çizdigim satırlar ve çok not alınması gereken yerler var.. Müslüman ve müslüman olmayanın gerçekten içinde kendi pozisyonu açısından çok güzel verilere ulaşacağını söylemem gerekir . Said Nursi'den bir alıntı ile sonlandıralım : İslamiyet Güneş gibidir, üflemekle sönmez. Gündüz gibidir, göz yummakla gece olmaz. Gözünü kapayan yanlız kendine gece yapar.
Peygamberliğin İspatıAltay Cem Meriç · İnsan Yayınları · 20251,737 okunma
Bediüzzaman Hazretlerinin Cihadı
Puan vermedi
@Muslumann Bediüzzaman Hazretlerinin Cihadı “Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı sanat, marifet, ittifak silahı ile cihad edeceğiz.”(Bediüzzaman Said Nursi ,Tarihçe-i Hayat) Fatır-ı Hakimin ezelden beri cereyan eden bir kanunudur ki, herhangi bir milletin felâketlere maruz kalması, fertleri arasında fitne ve fesadın çoğalması, dalâletin hidayete, şerrin hayra galip gelmesi hâlinde, o milletin içinden bu tehlikeleri bertaraf edecek ve o milleti sahil-i selâmete çıkaracak bir peygamber, bir mürşit, bir müceddit veya bir mehdi gönderir. Bu İlâhî kanun Hz. Adem’den (ASM) bu yana böyle devam etmiş ve kıyamete kadar da devam edecektir. Peygamberimiz’den (ASM) sonra peygamber gelmeyeceği için, bu vazife Peygamberimizin varisi olan âlimlere tevdi edilmiştir. İşte bu sırra Peygamberimiz (ASM) şöyle işaret etmiştir: “Cenâb-ı Hak lütuf ve kereminden her yüz senede, ümmetimin dinini tecdid ve takviye için bir veya birkaç müceddid gönderir.”1 Bediüzzaman Hazretleri de her asırda insanları irşadla vazifeli mürşit ve mücedditlerin bulunmasının zarurî olduğunu şöyle ifade buyuruyor: “Cenâb-ı Hak kemal-i rahmetinden şeriat-ı İslâmiye’nin ebediyetine bir eser-i himayet olarak, herbir fesad-ı ümmet zamanında bir muslih veya bir müceddid veya bir halife-i zişan veya bir kutb-u âzam veya bir mürşid-i ekmel veyahut bir nevi Mehdi hükmünde mübarek zatları göndermiş; fesadı izale edip, milleti ıslâh etmiş; Din-i Ahmediye’yi (ASM) muhafazaetmiş. Madem âdeti böyle cereyan ediyor; ahir zamanın en büyük fesadı zamanında; elbette en büyük bir müctehid, hem en büyük bir müceddid, hem hakim, hem mehdi, hem mürşid, hem kutb-u azam olarak bir zat-ı nuraniyi gönderecek.”(Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat) Peygamber varisi olan bu mümtaz zatlar bütün
Din
Risale-i Nur KülliyatıBediüzzaman Said Nursî · RNK Neşriyat · 0860 okunma
Puan vermedi·416 syf.·
2024 2. kitabı
Kitap İskender Pala'nın okuduğum ilk kitabıydı. Kitaba başlamadan önce oldukça tereddüt ettim çünkü çevremden sürekli olarak "Kitap bir kurgudan çok bilgi ağırlıklı ilerliyor, uzun bir süre bitiremeyebilirsin." sözlerini duyuyordum. Açık olmak gerekirse duyduklarım doğruydu ve bunu okuduktan sonra daha iyi anladım. Yine de ne kitabı satın aldığım ne de okuduğum için pişman değilim. İyi ki de okumuşum iyi ki de böylesine sırlarla çevrili bir kitabın dünyasına adım atmışım diyorum. Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk, her şeyden önce Divan edebiyatında gezintiye çıkmak için dahi zevkle okunabilecek bir kitap. Ben kitabı bizzat okurken olay örgüsünden, konusundan, kişilerden ziyade kitapta yer verilen şiirleri, alıntıları okumaktan daha çok keyif aldım. Fuzuli, Baki, Arif, Nef-i, Hayali, Nabi gibi birçok üstad ile bizzat vakit geçiriyormuş gibi bir hissiyat oluştu içimde. İlerde olurda bir gün bu kitabı yine okumak için rafından indirirsem kesinlikte tekrardan içimde aynı hisleri barındırarak okuyacağım şiirleri aşağıya bırakacağım. Bana göre kitabın anlamı tam olarak bu şiirlerle ortaya çıkıyor. Eğer kitabı okumadıysanız birazdan yazacağım şiirleri okumayın derim. Bu şiirlere kitabı okurken bizzat şahit olmak isteyebilirsiniz. ^^ --- İşbu mânâ-yı bedihi görünen gün gibidir Ömür bin yıl dahi olsa yine bir gün gibidir. -Arif- "Güneş gibi parlayan bir gerçeği size söyleyeyim mi? Ömür bin yıl dahi olsa, bir gün kadar kısadır." --- Ey dil hele alemde bir adem yoğ imiş Var ise de ehl-i dile mahrem yoğ imiş Gam çekme hakikatte eğer arif isen Farz eyle ki el'an yine alem yoğ imiş -Nef-i- "Ey gönül! hele şu dünyada adam gibi bir adam yokmuş. Var ise de gönülden anlayan bir sırdaş bulunmuyormuş. Eğer bilge isen, şu dünya için asla gam çekme ve Farz et ki dünya diye bir şey de
Edebiyat
Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşkİskender Pala · Kapı Yayınları · 200423,5bin okunma