"Ateşli hayallerle dolu bir yürekle, Ki kumandası bende, Yanan bir mızrakla ve rüzgardan bir atla, Gezinmeye gidiyorum ıssızlığa." TOM O'BEDLAM'IN ŞARKISI
Yevdoksiya romansta ölmek üzere olan âşığın şu sözlerini söylerken ölü taklidi yapıyordu. "Ve birleşsin dudakların benimkilerle Ateşli bir öpücükte" Sonunda dayanamadı Arkadiy, -Baylar, burası Bedlam'a* döndü... dedi. * İngiltere'nin ilk akıl hastanesi olan St. Mary of Bethelem Hastanesi'nin yaygın olarak kullanılan adı (1522) (ç.n.)
Sayfa 88 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Tarih boyunca ruhsal hastalıklara şüphe ve hatta korku ile yaklaşıldı.Ağır ve ciddi durumların çoğunlukla bir çeşit cinnet haliyle alakalı olduğu düşünüldü, "melankoli" gibi rahatsızlıklar mizaç dengesizliği olarak görüldü ve histerinin de rahmin sebep olduğu sorunlar sebebiyle ortaya çıktığı düşünüldü.Uzun süre boyunca bu durumların tedavisinin olmadığına inanıldı.Bu hastalıklardan muzdarip olanlar "deli" olarak yaftalandı ve kötü şöhretli Bedlam gibi akıl hastanelerine kapatıldılar.
Alıntı
Sağlık Durumu
Tarih boyunca ruhsal hastalıklara şüphe ve hatta korku ile yaklaşıldı. Ağır ve ciddi durumların çoğunlukla bir çeşit cinnet haliyle alakalı olduğu düşünüldü, "melankoli" gibi rahatsızlıklar mizaç dengesizliği olarak görüldü ve histerinin de rahmin sebep olduğu sorunlar sebebiyle ortaya çıktığı düşünüldü. Uzun süre boyunca bu durumların tedavisinin olmadığına inanıldı. Bu hastalıklardan muzdarip olanlar "deli" olarak yaftalandı ve kötü şöhretli Bedlam gibi akıl hastanelerine kapatıldılar.
Sayfa 16·Kitabı okudu
Alıntı
Sonunda dayanamadı Arkadiy, —Baylar, burası Bedlam'a döndü... dedi
Sayfa 88·Kitabı okudu
Don Juan tarzı aşk, ava çıkmaktan alınan hazzı andırır. Bu, [etrafınızda örneğin kadınlar gibi] muhtelif objeler tarafından uyarılan ve yeteneklerinizi sürekli sorgulayan faaliyetlerde bulunmanızı gerektirir. Werther tarzı aşk ise tragedya yazan bir öğrencinin hissettiklerine benzer; [ancak] bin kat daha yoğunudur. Bu, her şeyin kendisine bağlı olduğu ve her şeye bambaşka bir çehre kazandıran yeni bir yaşam amacıdır. Tutku aşkı, [her gün iç içe olduğumuz] doğayı, bir erkeğin gözleri önüne, sanki daha dün keşfedilmiş gibi bütün eşsizlikleriyle sunar. Erkek, ruhunda sahnelenen daha önce hiç görmediği bu eşsiz manzara karşısında şaşkınlığa uğrar. [Artık] her şey yeni ve hayat doludur ve alabildiğince tutkuyla soluk almaktadır. Âşık, her karşılaştığı manzaranın ufkunda sevdiği kadını görür. Sevdiğini bir an bile olsa görebilmek amacıyla çıktığı yüzlerce fersahlık yoldaki her bir ağaç, her bir kaya, farklı farklı şekillerde ona sevdiği kadından bahseder ve yeni şeyler fısıldar. Öte yandan Don Juan, bu büyüleyici manzara yerine, işine yaramadığı müddetçe hiçbir değeri olmayan ve yeni entrikalarla kendisini baştan çıkarabilecek harici objelerle meşgul olur durur. Werther tarzı aşkın tuhaf zevkleri vardır; âşık, bir veya iki yılın ardından sevdiğiyle adeta bütünleşir [ve tek bir ruh] haline gelir. Bu sıra dışı durumun aşkta başarıyla herhangi bir ilgisi yoktur, hatta sevdiği kadın soğuk ve kaba davransa bile böyle bir halin gerçekleşmesi mümkündür. Aşık, yaptığı her işte ve gördüğü her nesne karşısında, kendi kendine, "Yanımda olsaydı acaba ne söylerdi? Peki ya ben [şu gördüğüm] Casa-Lecchio'nun [muhteşem] manzarasına ilişkin ona neler anlatırdım?" [gibi] sorular sorar. Onunla [bu şekilde] konuşmaya [devam eder]; [yanında olmayan] sevgilisinin verdiği yanıtları dinler ve
Werther ve Don Juan·Kitabı okudu