Öncelikle şunu söylemeliyim ki kesinlikle Burhan Sönmez kitapları,özellikle Taş ve Gölge daha çok okurla buluşmayı hakeden bir kitap.Okurken bitmesini istemediğim yavaş yavaş okuduğum nadir kitaplardan biri oldu.Kesinlikle herkesin kitaplığında olması gereken bir kitap.Aslında kitap hakkında yazacak o kadar çok şey var ki ben hangisini yazacağımı bilemedim o yüzden kitabın ilk sayfasından bir alıntı yapmak istiyorum,zaten sizler de okuyunca eminim ki merak edip mutlaka kitabın tamamını okumak isteyeceksiniz.Okurken de eminim acaba ben ölürsem nasıl bir mezar taşım olmalı ki diye düşüneceksiniz :)Ayrıca kitabın kapak tasarımı da çok derin anlamlar taşıyan bir tasarım,söylemeden geçemeyeceğim:) "Gayya kuyusu" çok güzel resmedilmiş.Gayya, sözlüklerde "cehennem çukuru" olarak geçen, rivayetlerde ise en tehlikeli ve can alıcı bölüm olarak ifade edilen yerdir. Ancak, bu çukur 'dünya' dahilindedir.
Merkez Efendi Mezarlığı
İstanbul
1984
"Avdo bugün defnedilen ve yedi ad taşıyan ölüye nasıl bir mezartaşı yapacağını düşündü. Sigarasından bir nefes aldı, çayını yudumladı. Sigara tutan parmaklarını biriyle konuşur gibi öne uzatıp, bu adamın mezartaşı siyah olmalı, dedi kendi kendine, taşın ortasında da yuvarlak bir delik bulunmalı. Deliğin bir yanından bakanlar diğer yandaki boşluğu görmeli. Boşluk, baktıkça büyümeli, derinleşmeli. Ölü, eski bir askerdi."
Burhan Sönmez,varoluşa ve hakikate dair bilinmezlere, asırlardır yanıt aranan sorulara,atmosferiyle büyüleyen,kurgusuyla merak uyandıran güçlü bir anlatı içinde yer veriyor.
"Taş ve Gölge,evren ve insana,yaşam ve ölüme farklı bir gözle baktıran derin bir roman"