Tezer Özlü’yü nasıl anlatsam bilmiyorum. Cümleleri yazıp yazıp siliyorum. Kitabı okurken yüreğimi sızlatan, içimi burkan bir şeyler vardı. Edebiyatın gamlı prensesi diyorlar ona gerçekten de öyle.
Tezer Özlü’nün iç dünyasına, onun çocukluğuna yolculuk yapıyoruz. Bolca bunalımlı ve bolca depresif bir yolculuk bu. Varoluş sancılarını, topluma bakışını, erkekleri, cinselliği, kendini tanımasını anlatıyor.
Tezer’in büyüdüğü evi, arkadaşlarını, lisesi yıllarını, ilk aşklarını, ilk birlikteliğini okuyoruz. Onun bunalım günlerin, intihar girişimini, klinikte yattığı günleri bu klinikteki elektroşok tedavisi uygulandığı zamanları ve ruh halini anlatıyor.
Hemen okunacak bir kitap gibi duruyor ama öyle değil en az yarım gününü vermen gerekiyor. Yoran bir kitap. Sindire sindire okunması lazım ama kesinlikle okunması gereken kitaplardan.