"Böyle faydalı biri sevilmez mi?" diye düşünmeyin. Tamirci Kadir Bey'in düşmanı da çoktur.
Örneğin, beyaz eşya satıcısı İhsan Bey tarafından pek sevilmez. İhsan bey, ince uzun, kel kafalı, sakin bir insandır. Kimseye kötü davranmaz. İdeal bir aile babasıdır. Küçük çocuklara bile büyük saygıyla davranılması gerektiğini bilir. Kedi dostudur.
Hiç umulmaz ama, " Bu adam resmen işimize mani oluyor!" diye yakınanların başında gelir İhsan Bey.
Bir erkeğin güzelliği zekasından ibarettir sözü ne kadar doğru bir söz, işte bu gece Behiç Bey bütün söylediği sözlerle gözümde bir üstünlük kazanmış oldu.
Bir erkeğin güzelliği, zekasından ibarettir sözü ne kadar doğru bir söz. İşte bu gece Behiç Bey bütün söylediği sözlerle gözümde bir seçkinlik kazanmış oldu.
"Mesela Behiç Bey, şimdi istediğini yapmakta, istediğini görmekte, istediğini sevmekte irade sahibidir, arzu ettiği vakit istediği yere gider, istediği adamlarla görüşür, istediği şeyle meşgul olur. Bizim bu esir hayatımıza göre, ne kadar gıpta edilesi bir hayat! İşte ben, ne istediğim vakit sokağa çıkabilirim ne istediğim şeyi yapabilirim ne de istediğim yere gidebilirim. Çünkü kadınım... Yani iradesiz, arzusuz, kudretsiz bir âciz, bir esir. Hayat yalnız onlara göre, yalnız onlara lütfetmiş, biz her şeyde mağlup, her durumda perişan ve mağdur...
Erkekler istedikleri vakit evlenirler, isterlerse hiç evlenmezler, eğer kafalarına uygun bir kadınla karşılaşmazlarsa karşılaşıncaya kadar veya hiç evlenmeyebilirler. Kırk hatta elli yaşına kadar bekår duran erkekler vardır. Halbuki biz zavallı kızlar... Yirmi yirmi iki yaşımıza geldik de kocaya varmadık mı artık işe yaramaz oluruz. Hem sonra, talep mutlaka erkek tarafından olacak! Nasıl da her şeyde ellerimiza bağlamışlar, nasıl da bizden her türlü seçme hakkını çekip almışlar!"
“Bugün hiç bilmediğim bir yönümü keşfettim," dedi.
Rıfkı Bey, "Bu yönünü merak ettim,” dedi. Benim de bilmediğim bir yönün mü yoksa?"
"Evet,” dedi Sevda Hanım.
"Neyi keşfettin?"
"Yalancı olduğumu!"
Rıfkı Bey kahkahalarla güldü.
“Asla inanmam,” dedi. “Sen Doğrucu Davut’un tekisindir.”
“İnan, inan. O kadar çok yalan arka arkaya sıraladım ki, şaşırırsın. Bir hukukçu olarak kendimden utandım.”
“Onunla iletişim kurabilmek için benim de orada olmam gerekiyor,” dedi.
“Bunu nasıl yapacaksın peki?”
“Önce onu tanımaya çalışacağım.”
Rıfkı bey, “yapma canım, Sude’yi tanımıyor musun? O bizim kızımız,” diye güldü.
“Hayır,” dedi Sevda Hanım. “Kesinlikle onu tanımıyoruz. Sanal dünyada nasıl bir kişilik olduğunu bilmiyoruz.”