Bakmıyor muyum gözlerinin içine,
Ve sokulmuyor mu sonsuz varlık
Kafana ve yüreğine
Ve sonsuz bir gizem içinde
Yanında değil mi görülmeyen görünen?
Doldur bunlarla yüreğini, tüm ululuğunu,
Ve eksiksiz mutluysan bu duygularla,
Adına ne dersen de:
Mutluluk de! Gönül! Aşk! Tanrı!
Ben bir isim koyamıyorum
Bunlara! Duygudur her şey;
İsim ise boş bir gürültü ve duman,
Gökyüzünün korlarını sisle dolduran.
Çocuklarımızı üzüntü veya başarısızlık yaşamaktan korumaya çalışırken aslında onlara iyilik yapmıyoruz. Onlar için asıl istediğimiz şey, üzgün hissettiklerinde hayal kırıklığına katlanabilmeleri ve incitici duygularla başa çıkabilmeleridir; duygusal sıkıntıdan kaçınmak için savunmaların arkasına saklanmadan, öfkeyle dışa vurmadan ve dürtüsel davranışlar sergilemeden.
İnsanlar geçmişten aktarılagelmiş geleneksel davranış biçimlerinin yardımıyla her şeyin kolayından, kolayın da en kolayını göz önünde tutarak çözümlemişlerdir. Ama bizim zordan yana olmamızın gereği açık; dün ya da canlı adına ne varsa hepsi zordan yanadır, doğada her şey kendine özgü biçimde büyür, savunur kendini, kendi kendisinden kaynaklanan kendine özgü bir nesnedir, her ne pahasına olursa olsun ve tüm karşıt güçlere kafa tutarak korur kendine özgülüğünü. Hani fazla bir şey biliyor sayılmayız ama zordan yana olmamız gerektiği de neredeyse kesindir.
RAINER MARIA RILKE, Genç bir Şaire Mektuplar