Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların,
Sevilen gözlerin erişilmezliğini.
O hiç beklenmeyen saat geldi mi?
Düşer saçların önüne, ama bembeyaz.
Uzanır gökyüzüne ellerin,
Ama çaresiz,
Ama yorgun,
Ama bitkin.
Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın.
Sonra dizilir birbiri ardına gerçekler, acı.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Teknoloji her geçen gün geliştikçe, yeni icatlar da sürekli kar-şımıza çıkıyor. Her gün; çıkmayan ocak kirlerini bir hamlede çıkaracak kadar güçlü yağ çözücülerin, tuvaleti pırıl pırıl temiz-leyen güçlü sıvıların, çamaşırları bembeyaz çıkaran deterjanların reklamlarını izliyor insanoğlu... Gelgelelim tüm bu ürünler pi-yasaya sürülmeden önce kaza durumlarında insana vereceği za-rarları anlamak için bu ürünler için hayvanlar üzerinde deneyler yapılıyor. Ne kadarı zarar verir, ağızdan alınırsa hangi organlar zarar görür, göze değerse ne olur, zehirlenme durumunda nasıl tedavi yapmak gerekir gibi soruların cevapları hazır olsun diye ürün, raflara gelene kadar birçok zavallı hayvan üzerinde dene-niyor. Hayvan deneyleri daha çok fareler, sıçanlar, hamsterler, tavşanlar, maymunlar, köpekler, kedi ve maymun gibi hayvanlar ile yapılıyor.
Yaşadıklarımın boş bıraktığım bu bembeyaz sayfalar gibi aydınlık olmasını çok isterdim. Ama hayatımın en mutlu 2 yılını geçirdiğim, canıma can katan kişiye, ne yazıkki sadece karanlıklığımı bırakıp gidiyorum.
Öğlene kadar çıkmadı yataktan, uyumak istiyordu. Ama uykuya dalıp düşünde o kadını bir türlü göremiyordu. Hiç değilse bir an gösterseydi o güzel yüzünü, hiç değilse o yumuşak yürüyüşünün hışırtısı duyulsaydı odanın içinde, hayal gibi bembeyaz, çıplak kolları bir an için belirseydi gözlerinin önünde...