bu sabah da uyandık
siz de aniden ben artık böyle bi insan olucam diye yürürlüğe bi şeyler koyuyor musunuz ya
Duygu ve Düşünce
İyi ki doğdum :)
Ben normalde bu tarz kişisel günleri veya kendimi ön plana çıkarmayı çok seven biri değilim. Buraya da kimseden herhangi bir tebrik ya da talep almak doğrultusunda yazmıyorum. Burası sadece benim alanım; ruhumu dinlendirdiğim, kendime ait bir şeyler bırakmak istediğim sessiz, huzurlu bir sığınak... Ve bugün, yaşımın memleketimin plakasına yetiştiği o çok özel, o en tılsımlı yıla adım attım. Yeni yaşımın eşiğinden içeriye sızan o taze kitap kokularını içime çekerken, hayatın tüm bu zarif dokunuşlarını, ruhumun o sıcak ve neşeli derinliğini hissetmeyi çok seviyorum. Bugüne kadar hayatı hep kendi çizdiğim sınırlarla, kendi doğrularımla ama en çok da kalbimin o yumuşacık, eksilmeyen enerjisiyle yaşamayı seçtim. Benim dünyamda her yeni sayfa, kendi kurallarımla parıldayan ve her anı güzelleştiren yepyeni bir gökyüzü.. İçimdeki o hiç büyümeyen, hayatı tüm kalbiyle kucaklayan o asil çocuğa ve ömrüme incelik katan her ana selam olsun. İyi ki doğdum, hoş geldin yeni yaşım... ✨️
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İmanıyla, sabrıyla, duasıyla, güzel ahlakıyla, hasılı her hâliyle insanları İslam’a, O Ebedî Sevgili’ye çağıranlara müjdeler olsun. “Allah’a çağıran, yararlı iş yapan ve ‘Ben, kesinlikle Müslümanlardanım.’ diyenden daha güzel sözlü kim vardır?” (Fussilet, 33) |Güven Taşdemir
Edebiyat
Alemden el çekip nefsimin rüzgarını dindirdim; öyle derin bir sessizlik, öyle muazzam bir yabancılık içindeyim. Cihan da ben de birbirimize gurbet olduk. İçimde biriken sükutun ağırlığından, sadrımdaki o sır feryat edemiyor; kelimeler düğüm düğüm, yutkunamıyorum
Haziran 23
İletişimdeki en büyük sorun, iletişimin gerçekleştiği yanılsamasıdır. George Bernard Shaw ​Çoğu zaman ağzımızdan bir şeyler çıktığında ya da birine mesaj gönderdiğimizde, karşı tarafın bizi tam olarak bizim kastettiğimiz anlamda anladığını varsayarız. Kafamızdaki düşünceyi kelimelere dökmüş olmak, bizim için sürecin başarıyla tamamlandığı hissini yaratır. Oysa iletişim tek taraflı bir eylem değil, çift taraflı bir köprüdür. Karşı tarafın kendi filtreleri, deneyimleri ve o anki ruh haliyle bu mesajı nasıl yorumladığını çoğunlukla göz ardı ederiz. Shaw'un "yanılsama" (ilüzyon) olarak adlandırdığı durum tam olarak budur: Her şeyin yolunda gittiğini zannetme hali. Eğer bir konuda hiç konuşmamış olsak, aramızda bir iletişim problemi olduğunu bilir ve bunu çözmeye çalışırız. Ancak konuştuğumuzu ama aslında birbirimizi teğet geçtiğimizi fark etmediğimizde, ortada bir sorun yokmuş gibi davranmaya devam ederiz. Bu sahte güven duygusu, ileride çok daha büyük yanlış anlaşılmalara ve hayal kırıklıklarına yol açar. ​Bu yanılsamanın en büyük besleyicisi, insanların karşısındakini gerçekten anlamak için değil, sadece kendi söyleyeceği şeye sıra gelmesini beklemek için dinlemesidir. Kulaklar duyar, zihin onaylar gibi görünür ama derin bir algılama gerçekleşmez. Sonuçta iki taraf da "Konuştuk ve anlaştık" diyerek masadan kalkar, fakat aslında iki farklı monolog yaşanmıştır. Gerçek iletişim, sadece konuşmak veya dinlemek değil; aktarılan anlamın iki tarafta da eşitlenmesidir. Shaw bizlere, "Ben anlattım, o da anladı" kolaycılığına kaçmamamız gerektiğini; iletişimin her anında teyit etmeye, netleşmeye ve karşımızdakinin dünyasına gerçekten adım atmaya ihtiyacımız olduğunu hatırlatıyor.
Alıntı
"Ki ben Mona Rosa, bulurum seni.." Sezai Karakoç
Şiir

dr.ubeydullah

@summani
·
"ben belma sebil'i bulurum.." Attila İlhan
Şiir