İletişimdeki en büyük sorun, iletişimin gerçekleştiği yanılsamasıdır.
George Bernard Shaw
Çoğu zaman ağzımızdan bir şeyler çıktığında ya da birine mesaj gönderdiğimizde, karşı tarafın bizi tam olarak bizim kastettiğimiz anlamda anladığını varsayarız. Kafamızdaki düşünceyi kelimelere dökmüş olmak, bizim için sürecin başarıyla tamamlandığı hissini yaratır. Oysa iletişim tek taraflı bir eylem değil, çift taraflı bir köprüdür. Karşı tarafın kendi filtreleri, deneyimleri ve o anki ruh haliyle bu mesajı nasıl yorumladığını çoğunlukla göz ardı ederiz. Shaw'un "yanılsama" (ilüzyon) olarak adlandırdığı durum tam olarak budur: Her şeyin yolunda gittiğini zannetme hali. Eğer bir konuda hiç konuşmamış olsak, aramızda bir iletişim problemi olduğunu bilir ve bunu çözmeye çalışırız. Ancak konuştuğumuzu ama aslında birbirimizi teğet geçtiğimizi fark etmediğimizde, ortada bir sorun yokmuş gibi davranmaya devam ederiz. Bu sahte güven duygusu, ileride çok daha büyük yanlış anlaşılmalara ve hayal kırıklıklarına yol açar. Bu yanılsamanın en büyük besleyicisi, insanların karşısındakini gerçekten anlamak için değil, sadece kendi söyleyeceği şeye sıra gelmesini beklemek için dinlemesidir. Kulaklar duyar, zihin onaylar gibi görünür ama derin bir algılama gerçekleşmez. Sonuçta iki taraf da "Konuştuk ve anlaştık" diyerek masadan kalkar, fakat aslında iki farklı monolog yaşanmıştır. Gerçek iletişim, sadece konuşmak veya dinlemek değil; aktarılan anlamın iki tarafta da eşitlenmesidir. Shaw bizlere, "Ben anlattım, o da anladı" kolaycılığına kaçmamamız gerektiğini; iletişimin her anında teyit etmeye, netleşmeye ve karşımızdakinin dünyasına gerçekten adım atmaya ihtiyacımız olduğunu hatırlatıyor.