Ben seni derinden yaralayıp son sürat kaçtığım için.
Sayfa 108·Kitabı okuyor
Benim için Ali hayatın tamamını kapsıyordu. Ama Ali için ben hayatın kapsadığı küçük bir şeydim.
Sayfa 59 - Can·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Neden insanlar sadece kendini düşürenerek yaşıyor ki?" Sonra biraz duraksadı. "Gerçi... Ben de bazen sadece başkalarını düşünmekte zorlandığım zamanlar yaşadım. Belki onlar da öyledir. Hayat o kadar zor ki başkasını düşünmeye yer kalmıyor bazen."
Sayfa 116
Ben çekildiğim her fotoğrafta. Defolu bir kelebek gibi çıkarım.
Sayfa 20·Kitabı okudu
Alıntı
Ağır ağır çıktı odadan, banyoya girdi, şofbeni yaktı, suyu açtı. Büyük bir gürültüyle akan suya baktı, elini tuttu, ılıktı tam istediği gibi. Fakat yine de bir türlü giremiyordu suyun altına. Değişmek istemiyorum da ondan. Bu suyla birlikte içindeki her şey akıp gidecek. Sonra yavaşça girdi. Hiçbir şeyin akıp gideceği yok. Ne kolay öyle! Korkaksın da ondan. Her şey hemen değişiversin istiyorsun. Sanki daha mı iyi olurdu? ... O zaman da peşinden koşar, bir türlü yetişemezdin. Şimdi de geri kalıyorum; bak şimdi de... Altından çekiliverdi, çok kızmıştı su. Gözlerindeki sabunları akıtmak için uzattığı eli bile zor dayanıyordu. Sende iş yok oğlum. Bu sıcak, beriki soğuk... Öteki sert, beriki yumuşak... Ömrünce sınırda kalacaksın. Sende iş yok oğlum, sende iş yok... Biraz ferahlamıştı. Şofbeni ayarladı, tekrar girdi suyun altına. Her vakit böyle olurdu. Sonunda dönüp dolaşıp kesinlikle kendini suçladı mı bitirirdi. Söyleyecek söz kalır mı? Ben, böyleyim... Bitti... Artık savunma bile boşuna. Değil mi ki değişmez... O vakit bırakırsın yaşamayı kendi yoluna, yürür gider. Sonra yine kımıldamaya başlar birikenler. Sonra yine kızgın su. Ya da bir diş ağrısı. Ola ki bazı görmeden bastığın asfalta yayılmış yemyeşil bir balgam. Bir vapurun kaçması... Tutunarak koştuğun dolu bir tuvaletin kilitli kapısında kalıvermen...
Sayfa 19·Kitabı okudu
"Babamın birkaç arkadaşı avukat,” dedi lakayıt bir şekilde. "Ülkenin en iyileri arasındalar. Kanıtlar aleyhimizde bile olsa kazanırız.” O kadar hızlı bir şekilde döndüm ki ayakkabılarım cilalı zeminde çığlık atarcasına gıcırdadı. “İşte tam da bu yüzden senin gibi insanlara katlanamıyorum,” dedim öfkeyle, bir parmağımı bıçak gibi ona doğrultmuştum. “Sırf zeki, zengin ve çekicisin diye canının istediği her boku yapabileceğini düşünüyorsun...” “Bir dakika.” Gözlerinin o simsiyah derinliklerinde bir kıpırdanma oldu. “Çekici olduğumu mu düşünüyorsun?” “Ah, hadi ama. Bunu hiç duymamışsın gibi yapma şimdi,” diye çıkıştım. “Eminim ki okuldaki erkekler bile böyle düşü­nüyordur. Yani gerçekten bak, geçen sene aldığımız dalış derslerinde herkes sanki daha önce hiç üstsüz bir erkek görmemiş gibi durup aval aval sana bakmıştı, sonrasında okul dergisine fotoğrafını çekmek için sana o saçma sapan takım elbiseyi giydirdiklerinde ben gerçekten... yani sen sadece...” Sesim buhar olup uçtu, aniden yanaklarımın cayır cayır yandığının şiddetle farkına vardım, göğsümde biriken öfke de artık öfke gibi değil başka bir şey gibi hissettiriyordu. Daha kötü bir şey. “Sadece... aman neyse ya.” Boğazımı temizledim. “Neyse. Ne diyordum ben?” Henry başını yana yatırdı ve dudaklarında yavaş yavaş büyüyen bir gülümseme belirdi. “Benden ne kadar nefret etti­ğinden bahsediyordun.”
Sayfa 166·Kitabı okuyor
1000Kitap