Puan vermedi·152 syf.··
2026 6. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 02:06
Bu kitabı tek cümleyle özetlemem gerekse şunu söylerdim: Evlilik kurumuna yazılmış en şiirsel sinir krizi. Ve sanırım incelemeyi de tam burada bitirmek gerekiyor. Çünkü Ariana Harwicz ’in anlattığı şey, ne aşk ne evlilik ne de annelik… Daha çok, bütün bunların içinde aklını kaybetmemeye çalışan bir insanın zihni. Karanlık, absürt, yer yer kahkaha attıran ama bir o kadar da rahatsız eden bir deneyimdi. Ben çok sevdim.
1000Kitap
Geber AşkımAriana Harwicz · Çınar Yayınları · 20191,074 okunma
UZUN ZAMAN SONRA İLK KEZ BİR KİTABA AĞLADIM
Puan vermedi·352 syf.··
2026 15. kitabı
Her şeyden önce bütün incelemelerim gibi bunun da spoilerli olduğunu söyleyeyim. Sonrası biraz dağınık olacak çünkü objektif ve yararlı bir eleştiriden çok (ya da yorumlamadan )çok içimdeki hisleri döktüğüm bir inceleme olacak geri kalan bütün kitaplarda da yaptığım gibi. Öncelikle ben bu tarz psikolojik gerilim(?emin olamadim) ve Gizem içeren kitaplarda gizem'i çözmeyi bıraktım. Yani zaten hiçbir zaman nokta atışı bir şeyleri bulamıyorum bulduğum şeyler de bin tane ihtimali arasından tutan bir tane ihtimal falan oluyor. Ama en önemlisi bir süreden sonra gizemi bulmaktan çok karakterlere kahrolduğum için düşünemiyorum. Bu da öyle oldu. Bütün bir kitap boyunca helena'ya ve kate'e sarılmak istedim. (Kate ne alaka demeyin O benim anksiyeteli bebeğim). KİTABIN O KISIMLARI GELİNCE HER BATHANY İSMİ GEÇİNCE AĞLIYORDUM. Kitapta Helena'yı hiçbir zaman suçlayamadım açıkçası. Berbat anneliği veya manyak kontrolcü bir patron gibi davranması da dahil olmak üzere evet. Ben zaten konu annelik ve çocuk sahibi olmak denince çok hassas oluyorum. Onlarca kadının anne olmak istememesine rağmen sorumsuz kocaları ve toplum yüzünden evebeynlik gibi büyük bir yük almaları ve bu yolda gerek fiziki gerek ruhsal en büyük hasarı almaları BENİ KAHREDİYO. Bu kitapta da Helena'ya kocaman sarılmak istedim ve kitabın en basından beri Simon'a sövdüm. Evet Helena'nın anlatış biçiminden ne kadar iyi görünse de öyle olmadığını anlamıştık zaten ama yine de çok büyük bir öfke doluydum ona özellikle de çocuk isteme konusunda. TA Kİ PEDO TCVCÜ OLDUĞUNU ÖĞRENENE KADAR. BATHANY. YEMİN EDERİM YAZARA ULAŞIP SORASIM VAR O PİC KIZINA ÖYLE Bİ BOK YEDİ Mİ YA DA YEMEYİ DÜŞÜNDÜ MÜ DİYE. Mark'a gelirsek seni ve karına olan aşkını yerim öncelikle. Ya bu kitapta niye hiçbir çift mutlu olamadı yazık günah. Neyse Mark'tan
Hayalet YazarA. R. Torre · Martı Yayınları · 202498 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Burda gerçekleri konuşacağız
Puan vermedi·928 syf.··
2026 3. kitabı
Şimdi ben kitabı aslinda. Beğendim ancak baya mantık ve kurgu hatası var. Öncelikle ilk kitaba bayıldım zaten ilk kitaba başlayınca dedim bu kitap güzel dedim çünkü kurgu gayet iyi ilerliyodu tugay mahkumdu falan iste ancak bu kitallik mal mı? Harbi bu krallık gerizekalı galiba. Koskoca krallık ülkenin dört bir yanını arayıp tugayı bulamadılar mi. Eftalya nasıl kolya kolay geziyor. Bide eftalya ve tugayin aşkı baya ama baya abartuliydi. Yani kitabın yarışı zaten tugay ve eftalyanin aşkı ile geçti. İkinci kitap baya açik uçluydu. Htta ikinci kitabı 3 hafta felan ara vemistim başka kitap okumuştum o kadar sıktı yani. Hep aynı olay olup duruyor yani insan bir zammann sonra bunaliyor. Zaten eftalya yüzünden tugay bu hallerde yani eftalya ile tanismaaydi belkide erken olmezdi ve etrafta aşkım da aşkım diye dolasmazdi. Edtalya ölü de tugaya birşey oldu aman yarabbbi delirdi dağ gibi adam. Zaten sobda intahaer ediyor ama umrumda dehil zaten herşey girayin baskına geldi. Tugay yuzunden Giray bu hallerde. Giray hem sevdihi kadını kaybetti hemde jrdesini anack o tugay gibi hemen intihara girişmesi o nida ile kaldı ve yaşamaya devam etti. Zaten ikinci kitap biraz saçma ama ne bilen birşey diyemiyorum d Allah zihin açiklihi versin napak...
Beyaz Leke - 2Aslı Arslan · İndigo Kitap · 20252,905 okunma
10/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 22:44
YA BAYILDIM, BAYILDIM!!! KONUSU; Kızımız Jivana, evsiz kaldığı gün son parasını konsere, arkadaşlarıyla birlikte harcar. Tam konserin o en zevkli anındayken sahnenin arkasında bayılan birini görür ve olaylar burdan başlar. Sahnenin arkadında gördüğü adam bir Tanrıdır ve o Tarıyı yalnızca Jivana görebilmektedir. O anda Jivana’nın üçüncü gözü açıldığında asıl dünya ile karşılaşır ve bu durumdan korkar ve koşarak konser alanından uzaklaşır. Uzaklaşırken iblisler peşindedir ve o iblisler Jivana’yı yakalayıp gerçek anlamda onu ortadan ikiye ayırırlar. Ölmek istemeyen genç kızımız, sahnede gördüğü kırmızı gözlü Tanrıyla anlaşma yapar ve onun hayatını kurtarmasını ister. Tabii ki hiçbir iyilik karşılıksız yapılmaz kuralıyla yapılan bu anlaşmada insan vücuduna sıkışmış Tanrı’nın hayatta kalıp güç toplaya bilmesi için bir insana ihtiyacı vardır ve anlaşmanın şartları Jivana’nın yakışıklı Tanrımız Rast ile birlikte aynı evde kalıp onu beslemesidir. Hayatta kalmak için başka şanşı olmayan Jivana, Tanrı’nın bu şartını kabul eder. Bu anlaşmaJivana’ya güzel bir hayat sunsa da sonrasında yapılan hatalar, onu hayal kırıklığına uğratıp gerçeğin asıl yüzünü öğrenmesini sağlar. Çünkü bazen bir Tanrı’ya aşık olmaktansa, bir iblise aşık olmak daha iyidir. YORUMUM Kitabın ilk arka kapağını okuyup, son parasını konsere harcayan kızı gördüğümde, ilk başta önyargı ile yaklaşmıştım. Ya son paran idareli kullan git karnını doyur mal mısın falan. Ama hikayeyi okumaya başladığımız zaman birden kendimi Jivana’yı haklı bulurken buldum. O deli dolu aptal bir kızdı. Geçmiş yaşamında çok ağır şeyler yaşamıştı ve evsiz ve parasız kalması, geçmişi yanında çıtır çerez kalmıştı. Rast karakterini başta çok çok sevsemde onun tam anlamıyla manipülatif bir erkek olduğunu düşünüyorum.
1000Kitap
Tutkunun TanrısıIşıl Limae · Martı Yayınları · 2025227 okunma
15. Cilt
Puan vermedi·592 syf.··
2026 59. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 11:29
Kütüb-i Sitte/Muhtasarı Tercüme ve Şerhi 15. Cilt "Ceza verecekseniz, uğradığınız muamelenin misliyle ceza verin. Eğer sabrederseniz, bu sabır, sahipleri için daha da hayırlıdır." (Nahl, 126) Hayata tam şuradan bakmasam çoktan kendimden nefretlik bir insana dönüşmüştüm. Elhamdulillah diyeceğim ne diyeceğim? Ben her zaman iyiler cennete gitsin demişimdir. Kimsenin ben iyiyim ben iyiyim çırpınışları bana gelmez. İnsanoğlu önce yaptıklarına bakacak, sonra "bana yapıalanlar" kısmına odaklanabilir. Düşünüyorum. Tamam kesinlikle hak etmişimdir ve de ALLAH beni bu şekilde istemiyor diyorum. Ve de Allahın hakkımda istemediğini ben de istemem zaten. Bedelini ödemediğim bir günahla gitmeyeyim derim. Allah herkesin hakkını benden alıyor diye düşünürüm. O yüzden kimseye bir nefret beslemiyorum. BU kısım kendimle ilgili. Ama sevdiklerime yapılanlar o kadar müsamahalı olamıyorum. O zaman insanlardan soğuyorum ben. Onların umurunda olup olmaması umurumda değil. AMA bana göre bir insanı benim sevmemem, hayatta böyle koruma kalkansız gezmek dolaşmak gibi bir şey :D Çünkü ben bana yapılana öyle büyük tepkimem ama sevdiğim insanlara yapılan şeylere on misliyle tepkirim. Yine gidip bir şey yapmam belki ama ışık hızıyla soğurum. Tarafımdan sevilmek diye bir ayrıcalık var yani. Sıfır tevazu. Şimdi bu ciltte, özellikle bu hislerimin depreşmesinin sebepleri var tabii. Barbata yakın bir bayram. Ama umut bulduğum şeylerle karışık. Ölüm var ölüm. Kendinizi bu dünyada ortadan ikiye ayırsanız da, bütün benliğinizi dünyaya serip kişiliğinizi beş paralık etseniz de ölüm var ahiret var hesap var. Hep ettiğim bir x-duam var bu tip insanlara. Allah size versin. İstediğiniz kadar, taptığınız, sevdiklerinizi değiştiğiniz kadar mal mülk versin. Çok versin. İmtihanınızı oradan bulun. Bitti gitti
Din
Kütüb-i Sitte 15. Ciltİbrahim Canan · Akçağ Yayınları · 06 okunma
7/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 149. kitabı
𝗞𝗨𝗞𝗟𝗔𝗖𝗜̇ 𝙷𝚊𝚢𝚊𝚝ı𝚗 𝚒𝚙𝚕𝚎𝚛𝚒𝚗𝚒 𝚎𝚕𝚒𝚗𝚍𝚎 𝚝𝚞𝚝! 𝚈𝚊 𝚍𝚊 𝚔𝚞𝚔𝚕𝚊𝚕𝚊𝚛 𝚖𝚎𝚣𝚊𝚛𝚕ı𝚐̆ı𝚗𝚍𝚊 𝚔𝚎𝚗𝚍𝚒𝚗𝚎 𝚋𝚒𝚛 𝚢𝚎𝚛 𝚜𝚎𝚌̧! Herkese Merhabalar... Bugün sizlere kalemini sevdiğim kalemden bir kitap ile geldim. Kitaplığımda bekleyen kitapları okumaya başladım ve nihayet en az 4-5 yıldır bekleyen bir kitap daha okunmuş oldu. Ehh bekleyen kitapları okuyayım dedim ama yine de kendimi riske atmadan bildiğim kalemlere öncelik vereyım dedim. Olsun o kadar da ama degil mi? Bir de polisiye aşkım depreşti o zaman #kuklacı olsun dedim. Ve okudum. Yazarın kalemi ile #yargıç kitabı ile tanışmıştım. Aslında bu kitap yazarın ilk kitabıymış. Kaleminin ne kadar gelişmiş olduğunu ilk kitabını daha sonra okuyarak görmüş oldum. Bu kitabın da hakkını yiyemem ama yargıç kadar beni içine almadığını, zihnimde canlanmadığını da söylemeden geçemem. İsim ve arka kapak ile ben daha farklı şeyler beklemiştim ama umduğum gibi olmadı. San Francisco, Türkiye ve New York üçgeninde bir polisiye gerilime hazır mısınız? İlk kurban kendi halinde bir muhasebeci gibi görünen Simonize Rexton, gözlerini açtığında bir yatağa bağlıdır. Tavan da ona gösterilen görüntüler ile sonunda ona bir seçenek sunulur. Ona denilenleri harfiyen yerine getirmek ya da hapise gitmek. Çünkü gösterilen cinayetlerin hepsinde onun izleri vardır. İkinci kurban Eylül Belen, uygunsuz fotoğraflarınım eşine gönderilmesi ile tehdit edilirken diğer yandan annesinin ameliyat parasının ödenmesi seçeneği de vardır. Bunun için o da ona verilen talimatları yerine getirmelidir. Dr. Gregory, bütün mirasını bağışladığına dair atılan imza ki bunu asla yapmacayacak olan birisidir. O da bunun geçersiz olmasını istiyor ise ona denilen her şeyi harfiyen yerine getirmek zorunda. Peki neler isteniyor?
KuklacıGünay Gafur · Avrupa Yakası Yayınları · 2011346 okunma