Öze varışta engel...
Kibir, kendi özünün farkında ve idrakinde olmayanın düçâr olduğu musibettir...Çünkü kibir, insanın kendi hiçliğini örtmek için ruhuna giydirmeye çalıştığı eğreti ve rüküş bir zırhtır. Özünü idrak edemeyen kişi, varoluşsal boşluğunu başkalarının üzerine basarak, onları yukardan seyrederek doldurabileceğini sanır. Oysa bilmez ki, basamak yaptığı her gönül, onu göğe değil, kendi kuyusunun daha da derinlerine çeker. Bu musibetin en hazin tarafı, sahibini mutlak bir yalnızlığa mahkûm etmesidir. Kibirli insan, aynalara aşık bir narsist gibi sadece kendi aksini kutsarken, evrenin o muazzam ve iç içe geçmiş büyük ahengini ıskalar. Kulakları sadece kendi sesinin yankısıyla sağırlaştığı için, hayatın fısıldadığı hakikatleri ve gönülden gönüle kurulan o gizli köprüleri asla duyamaz. Meritokrasinin, liyakatin ve gerçek şahsiyetin sustuğu yerde, kibrin gürültüsü başlar. Gerçek bir cevher, derinliğinin ve bütüne olan bağının farkında olduğu için vakurdur; tıpkı başı olgunlaştıkça öne eğilen bir başak ya da sonsuz uzayda kendi haddini bilerek dönen bir yıldız tozu gibi... Kibir ise tam aksine, içi boş bir kabuğun rüzgarda çıkardığı kuru gürültüden ibarettir. Kendini her şeyin merkezi sanan bu yanılsama, kuantum düzeyindeki o muazzam olasılıklar ve bağlar denizinde, kendini tek bir doğrusal kibrit çöpüne hapsetmektir. Nihayetinde, kendi özünün acziyetini ve aynı zamanda o acziyetin içindeki muazzam cevheri (bilinci) idrak edemeyen her ruh, kibrin sahte tahtında aslında kendi infazını bekleyen bir sultandan farksızdır. Bu derin tefekkür yolculuğunda, "kendi özünü bilme" ve "şahsiyet"in önünde en büyük engel olan kibrin panzehiri ilmin aydınlığına sığınmaktır.. Bu noktada modern insanın varoluşsal sancısı kendi özünün mahiyetine dair cehaletidir... Cehalet, bilginin yokluğu
Gönderiyorum bugünün gündemini :)
Bugünün Gündemi/25.06.2026 (Tamamen Bilim Dışı) KOÇ “Sabrım var. Kullanmak istemiyorum.” BOĞA “Mutluluğun sırrını buldum. Kimseyi beklememek.” İKİZLER “Bir şey demeyeceğim dedim. Sonra üç sayfa konuştum.” YENGEÇ “İçime atıyorum. İçerisi artık depo gibi.” ASLAN “İlgi bağımlısı değilim. Sadece hak ettiğim ilgiyi istiyorum.” BAŞAK “Hata yapmaktan korkmuyorum. Başkalarının hata yapmasından korkuyorum.” TERAZİ “Kırıldım ama belli etmedim. Sonra eve gidip beş bölüm düşündüm.”
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Birazda ben burç yorumculuğu yapayım :)
Bugünün Gündemi / 24 Haziran 2026 (Tamamen Bilim Dışı) KOÇ: Gün boyu aradığın şey cebinden çıktı. BOĞA: İndirim görünce ihtiyacın olmayan bir şeyi ihtiyaç sandın. İKİZLER: Mesaja üç kez cevap yazıp hiçbirini göndermedin. YENGEÇ: Eski bir fotoğrafı açıp yarım saat geçmişe gittin. ASLAN: Kendini fazla övdün ama haklıydın. BAŞAK: Düzelttiğin şeyi bir başkası tekrar bozdu. TERAZİ: “Fark etmez” dedin ama aslında çok fark etti. AKREP: Şüphelendiğin konu çıktı ama uğraşmaya değmedi. YAY: Plan yapmadan çıktın, plan yapanlardan daha çok eğlendin. OĞLAK: Beş dakikalık mola kırk üç dakika sürdü. KOVA: Kimsenin komik bulmadığı esprine en çok sen güldün. BALIK: Hayal kurarken gerçek hayattan kısa süreliğine çıktın.
1000Kitap
İt olana tasma yerine taç takanlara duyrulur: Baya tuzlu oldu (:
Bugün 2 ölçek mini tartoletlerin yarısıyla çikolatalı kurabiye yapacaktım. Dün akşamdan hamuru hazırlayıp dolaba atmıştım. Normalde ince tanecikli tuz kullanıyoruz ve ben buzdolabı poşedinde şeker (!) buldum. O an taneciğine göre karar kıldım ve biraz loştu. Tuz olmasının mümkünatı yoktu. Ve damla çikolata koyacağım için normalden az şeker koydum. Hamurun tadına bakacaktım unuttum. Bugünle birlikte toplam 3.30 saat harcadım. Bizimkilere kahve yapıp götürdüm. Ablamla konuşurken anneme de yemesi için ısrar ediyordum. Kadın yedi ve "Bu ne böyle tuzlu baya?" dedi. Tipiyle şaka yapıp yapmadığını anlamadım. Sonra ablam da ısırdı ve ağzından direkt hafifçe tükürdü. Ve "Haahahaa çok komik tamam, şimdi sıra bende." deyip kahveye bandırdığımı daha ısıramadan baya tuz tadı geldi ve "Ohaa şaka değilmiş. İnanmıyorum bu nasıl tuz olabiliiirr?" ama sona doğru sinirden ağlamaklıyım. "ŞEKER BÖLÜMÜNDE TUZUN NE İŞİ VARDI? BUZDOLABI POŞETİNDE TUZU KİM KOYDU?" diye biraz sinirlenirken bir sıcak bastı, bir tansiyonum düştü anlatamam. Güldük de baya ama hep sinirden ve öyle böyle yaşanan aptallıktan. "Sahte meyve tabaklarına benziyor: Biz ona bakıyoruz o bize bakıyor ama yiyemiyoruz. Hoş bu gerçek ama yiyemiyoruz yine de. ><" deyince annemin çözümü "Üzülme ıslatır tavuklara yediririz." oldu. "Bunun yarımını yiyen tavuğun yaşayabileceğini düşünüyor musun, hepsi çöpe. -_-' Ben yapmış olsam bile hiçbir albenisi yok. Sen nasıl yedin anne, delirdin mi?" deyince "Sen ısrar ettin, yemesem üzülecektin." dedi. 🤦‍♀️ Ben zaten minik kurabiye ve minik şekilde yapmıştım. Tatsın istedim ama tuzlu olduğunu bilmiyordum. İlk tepsi de çıkınca normalde tadarım ama tadasım gelmedi, yemek için hep birlikte olmayı bekledim. 😅😅🤦‍♀️ Poşet suçlusu annem. Ve ilk onda patladı. Tuzu seven ben bile o kahveden ötürü
Hayata Dair
Hz Alinin duası Özlem Koyun Özlem Koyun "Nerede senin kılıcın?" "Benim kılıcım sözlerimdir. Taşla vurana aşkla vurmak lazım, kılıçla değil." Böyle Göçtü Zerdüşt Farhad Kishvery Özlem Koyun Özlem Koyun İbni Mülcemin elinde batılın hançeri vardı sordular ey mülcem senin hakikatin ve hedefin nedir cevap verdi cevap verince küfede yaptırdığı acem hançeri elinden düştü pantolonun kuşağı çözüldü hançeri ne zaman eline alsa elinden kayıyordu kimi insan böyleydi duası kabul edilmiyor  eline gül alsa o gül niyeti bozuk insanın elinde kendini taşa çeviriyordu pantolunu düzelten ibni mülcem alnını sildi düşen pantolonu son anda tutmuş ve gafil ceberrut şunu diyordu elindeki hançeri sivrilterek ebu ziya son anda kurtulduk halkın önünde rezil olmaktan ebu ziya peki kimin önünde rezil olduğunu hiç düşündünmü diye sordu Hz Ali ise Necefte oğlu Hz Hasan ve Hz Hüseyin iki peygamber çiçeği ile Necefte namaza durmuş cemaatin lider ve imamı olarak onlara namaz kıldırıyordu Allah kabul etsin ey efendi babam dedi Hz Alinin başında rengini yeşil kubbeden alan yeşil bir sarık vardı evladım dedi sözün hak kılıcın doğruluk ise savaşı kazanırsın sana taşla vurana sen aşkla vur diyerek Necef halkına savaş için değil aşk için dua edelim diyerek ey Rabbim duasına başladı seferlerin yolunu senden uzaklaştırma kılıcımızı sözümüzü batılı karşısında keskin eyle ey Rabbimiz ibretler veren sabırla yol gösteren sensin  hamd olsun Zaman nasıl kullanılır Zamanını boşa geçirmiş olmanın pişmanlığından daha büyük bir pişmanlık yoktur. Decameron Giovanni Boccaccio Özlem Koyun Özlem Koyun Pişmanlıktan ve boşa geçen zamanın şerrinden Cenabı Hakka sığınırım diyen Hz Alinin duasına necef halkı hep birlikte amin dedi Cenabı Haktan cihad ve kıyam ile geçen kahraman efendimiz SAV in ömrü gibi zaman dilerim diyen Hz
Din
Ben başak… sabırlı, içine kapanık, düzenli; toprağın sessiz bilgeliğiyle yaşayan.Sen yengeç… derin, duygulu, dalga dalga gelen bir su gibi. Derler ya, su toprağa akar, yolunu bulur.Ama bu sefer öyle olmadı…Bu sefer ben seni buldum. Kurumuş, çatlamış, unutulmuş bir toprağın içinden seslendim sana belki de.Ve sen geldin…Bir yağmur gibi değil sadece—Bir mevsim gibi geldin. İçimde yıllardır susmuş ne varsa senin dokunuşunla konuşmaya başladı.Unuttuğum hisler, sakladığım umutlar,hepsi birer birer filiz verdi. Seninle anladım;bazı topraklar kendi başına yeşermez,bazı kalpler tek başına atmak istemez. Gel…Sadece bir damla olma bana,bir nehir ol.Taş içimden, sürükle korkularımı,yeniden şekillendir beni. Çorak yanlarımı bilerek sev,çatlaklarımdan sız,köklerime kadar in… Ve eğer gerçekten kalacaksan,beni sadece yeşertme—beni bir bahara dönüştür..