7/10
·448 syf.·
2026 55. kitabı
Selam, Tatlı bir kasaba kitabının yorumuyla geldim. Yorum spoilersız bilginize:)) Ben yazarın ilk kitabını okumuştum ve çok hoşuma gitmişti. Bu yüzden sanırım bu kitaba biraz büyük bir beklentiyle başladım. Kitabın ilk 200 sayfası tatlıydı ama buram buram klişe kokuyordu. Klasik ilişki istemeyen tecrübeli çapkın erkek ve masum bağlılık isteyen çekingen kız. Daha kitabı okurken olacakları biliyordum ama ben bu tropedan bazen çok keyif alsam da bazen sinir krizlerine giriyorum. Özellikle adamın sürekli kaçtığı ve kadınında çekingenliüi bırakıp adamı ikna etmeye çalıştığı kurgular beni delirtiyor. Hayır, kadının tüm çekincelerin üstesinden gelirken adamın sürekli kaçmasını, sonunda da aşkından razı gelmesini sevmiyorum. Kitabın ilk yarısında bu kitapta bana o havayı verdi. Okuyorum ama bir yandan da içten içe sinir oluyorum. Ama ikinci yarı itibariyle kitap beni şaşırttı. Karakterler klişeye kaymadı. İkisi de kendince çabaladı ve şu klasik adamım kaybedince anlaması olayı olmadı. Bu da kitabın başlangıçta 5 olan puanının sonunda 7 olmasını sağladı. Kısacası kitabı genel olatak sevdim. Aralarındaki şakalaşma ve diyalogları okumak keyif verdi. Bazı yerlerinde sıkılsamda kitap akıcı. Tavsiye eder miyim? Kısmen.
Aşkın PratiğiSarah Adams · Go Kitap · 202558 okunma
Polisiye
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 75. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 09:19
"Benim Canım Ailem" (Başkomiser Galip Hikâyeleri), Çağatay Yaşmut imzasını taşıyan ve üç hikâyeden oluşan etkileyici bir eser. Kitaba adını veren hikâye "Benim Canım Ailem", yıllar önce Doğu bir şehirde yaşanan sarsıcı olaylarla başlıyor. Küçük bir kız çocuğu hastalanarak hayatını kaybediyor, iki gün sonra bir başka kız çocuğu ailesi tarafından tren raylarına bırakılarak öldürülmek isteniyor. Tren istasyonunda görevli bir kişinin olaya tanık olması, kaderin akışını değiştiriyor. Hikâye günümüzde İstanbul'da devam ederken, peş peşe işlenen cinayetler, olay yerinde görüldüğü söylenen başörtülü ve siyah gözlüklü gizemli kadını soruşturmanın kilit noktası. Başkomiser Galip ve ekibi bu kadının izini sürerken, geçmişte yaşananlarla bugünün cinayetleri ustalıkla birbirine bağlanıyor. Yazar, aile içi istismar, bireysel travmalar ve toplumsal yaraları polisiye kurgunun içine son derece başarılı bir şekilde yerleştirirken, olay örgüsünü de merakı diri tutacak bir ustalıkla örüyor. "Katil acaba o mu, yoksa bu mu?" diye düşünürken, finalde çıkan beklenmedik isim, okuyucuya ters köşe etkisi yapıyor. Polisiye türünde güçlü bir kurgu ve derin toplumsal mesajlar arayanlar için akılda kalıcı bir hikâye. Hikâye "Olaylar": Polisiye kurgunun en güçlü yanlarından biri olan gerçekçilik duygusunu ilk sayfalardan itibaren hissettiriyor. Cinayet Masası, savcılık ve olay yeri inceleme ekipleri, soruşturmaya alınan kişiler arasındaki diyaloglar son derece doğal ve inandırıcı ilerliyor. İlk cinayetin işlendiği olay yerinde üzerinde "1 Numara" yazılı kâğıt bulunuyor. İlk şüpheliler maktulün ortağı ve oğlu olsa da, cinayet saatinde nerede olduklarını tanıklarla kanıtlamaları üzerine Başkomiser Galip ve yardımcısı Serdar yeni ipuçlarının peşine düşüyor. Soruşturma devam ederken, ikinci cinayet
1000Kitap
Benim Canım AilemÇağatay Yaşmut · Oğlak Yayınları · 201958 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·62 syf.··
2026 136. kitabı
Bırakmışlardı bebeği yemliğe Orada sevecen malların koynun Her nevi soğuk ve tehlikeden azade "Değildi aynısı reva benim yavruma, (Yavruma! Yavruma!)" "İyi midir ki şimdi oğlum, biraz olsun iyi mi?" Bekledi durdu anneciği, dilinde dua her daim. "Zira ben ne onun nasıl düşüp incindiğini Ne de son istirahatgâhını bilirim." Kitabın ilk başında yazarla ilgili epey bilgi verilmiş ve aslında onun hayata karşı bakış açıcısını görüyorsunuz. Dolayısıyla bu bakış açısı şiirlerine de yansımış. Beni ise en çok etkileyen oğlunu cephede kaybettikten sonra yazdığı ‘Doğum’ şiiri oldu. Yaşadığı olumlu ya da olumsuz deneyimler üzerine belki de satır aralarına bıraktığı her şey onun iç dünyasını yansıtıyordu. Bu bir çok zaman tepkilere neden olsa da ve gerçek anlamda yüksek sesle konuşulmasa da, kendisi ile ilgili yazılanlardan bunu anlıyoruz. “Beyaz Adamın Yükü”, sömürgecilik tarihini, sömürge düşünceyi ve Batı merkezli üstünlük anlayışını incelemek isteyenler için önemli bir tarihi belge olarak da değerlendirilebilir. Eser, yalnızca edebi yönüyle değil, yazıldığı dönemin siyasal ve kültürel zihniyetini yansıtması bakımından da dikkat çekiyor kesinlikle. Öznel yoruma oldukça açık tarafı ile de yoğun bir eleştiri yapabilirsiniz kendinizce.
Beyaz Adam'ın YüküRudyard Kipling · Fihrist Yayınevi · 20262 okunma
Babamız Atatürk!
10/10
·150 syf.··
Beğendi
·
2026 156. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 08:27
Kitabı okurken kendimi tutamadım, yer yer sesli ağladım. İnsanın babası hiç ölür mü? Ölmüyor işte, her satırda yaşıyor.Bugün burada rahat bir nefes alabiliyorsak, kimseye el açmadan kendi ayaklarımızın üzerinde dimdik durabiliyorsak; bu, bir zamanlar bizim uğrumuzda hayatlarını, hayallerini ve en güzel yaşlarını feda edenlerin; Atatürk’ün ve onun o cefakar silah arkadaşlarının mirasıdır. Ben, bir kadın olarak bugün bu hayatın içindeysem, bu sadece onların verdiği o büyük mücadelenin eseridir. Falih Rıfkı, Babanız Atatürk’te o büyük lideri bir devrimcilik kitabının sayfalarından çekip alıyor da sanki başucumuza, dert ortağımız olarak oturtuyor. Sofrasındaki o derin sohbetlere, bir şiir dizesi karşısında gözleri dolan o ince ruhlu adama, bazen de bir kararı alırken çektiği o uykusuz gecelerin sessiz ağırlığına şahit oluyoruz. Falih Rıfkı’nın samimiyeti sayesinde Atatürk, sadece tarihimizin bir parçası değil; sanki dün akşamki sohbetimizde bize yol gösteren, omuzlarımızdaki yükü paylaşan, bakışıyla içimizi ısıtan bir "baba" gibi yakınlaşıyor bize. Onun o keskin zekasına ve imkansızlıklar içinde bile milletine duyduğu o sarsılmaz aşka tanık oldukça, insan hem dizlerinin bağının çözüldüğünü hissediyor hem de o dehşetli hayranlıkla dolup taşıyor. Her hücremle hissediyorum ki; o, bizim bu topraklar üzerindeki en büyük şansımız, içimizdeki o hiç sönmeyecek olan ateş. Onu bu kadar yakından tanıdıkça, ona ve onun bu eşsiz emanetine saygı duymayan, değerini idrak edemeyen insanların adına sadece üzülüyorum; çünkü kendi tarihlerine ve kendi varlık sebeplerine bu kadar yabancı kalmak, aslında ne büyük bir kayıp. İyi ki bu topraklardan geçti, iyi ki bize bu onurlu duruşu miras bıraktı. O'na olan borcum, ömrüm boyunca taşıyacağım en kutsal yüküm. Bu kitap bir son değil; o büyük
1000Kitap
Babanız AtatürkFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 2023977 okunma
Puan vermedi·244 syf.··
2026 38. kitabı
BUZLU ORALET - PINAR PARS Pınar Pars kalemiyle Lale Sokak No:1 kitabında tanışmıştım ve aşırı sevmiştim. Kalemini çok sevince Buzlu Oralet’i de okumak istedim. Buzlu Oralet’i de o kadar beğendim ki anlatamam. Emekli bir asker olan babası ve aşırı kuralcı bir annenin büyük çocuğu olan Nesrin karakterinin yaşadıklarını okuyoruz bu kitapta. Nesrin aslında o kadar hayattan bir karakter ki belki de bu yüzden beni bu kadar etkiledi. Kardeşinin gölgesinde kalmış, ne yapsa suç olan, evdeki iyi kötü her şeyden sorumlu olan, kararlarına asla saygı gösterilmeyen, içine kapanık biri. Böyle dediğime bakmayın ama! Nesrin o kadar güçlü bir kadın ki yaşadıklarını okurken çok duygulandım. Ayrıca kendisi sanatçı olmak istiyor ve bu ailede bunun da pek mümkün olmadığını anlamışsınızdır diye düşünüyorum. Hikâye genel olarak Nesrin’in etrafında dönse de başka karakterlerin de yaşamlarına odaklanılmış. Hande’nin neşeli bir karakteri var ve bence Nesrin’i bu anlamda tamamlıyor diyebilirim. Ayrıca Mahir karakteri de çok gizemli ve kitapta merak uyandıran bir konumdaydı. Nesrin’in resimle ilgilenmesi çok güzeldi, onun karakterinin bir parçasıydı aslında resim yapmak. Ruhuna iyi geliyordu. Keşke ailesi de onu anlayabilseydi… Sergi için yaşadığı süreç de bence çok güzel bir bekleyişti. Yani Nesrin öyle bir karakterdi ki sanki yaşadığı her güzel şeyi en çok hak eden oymuş gibiydi. O güzel şeyler yaşadıkça ben mutlu oldum. Bir kız kardeşim gibi gördüm onu. Hayatı elinden alınan ve etrafında hayatı elinden almaya çalışan kişilerin olduğu insanlar en başta okumalı bu kitabı. Bu tarz durumlarda güçlü durmak çok önemli. İnsanın kendi hayatına sahip çıkması çok önemli. Sanırım kitap boyunca en nefret ettiğim karakterler Nesrin annesi ve babası oldu. Bir de kardeşi Sezin. Her bir karaktere ayrı yoğun
Buzlu OraletPınar Pars · İkinci Adam Yayınları · 202616 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 19. kitabı
Bu kitabı okumayı düşünmüyordum ama kardeşim okuduktan sonra başımın etini yedi oku diye. Ben de dedim ne var okuruz. Beni mahvetti sonda. Muhteşem bir kitap. Arkadaşlığı o kadar güzel anlatıyor ki inanılmaz. Sonunu hiç böyle beklemiyordum hüngür hüngür ağladım valla
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 2023211,9bin okunma