Heyecan ve macera sever çocuklara hitap ediyor. Ben oğluma okurken heyecanlanıyor. Baskı kalitesi de gayet güzel. Sıkıcı kitaplardan böyle görsel olan kitaplar çocukların daha çok dikkatini çekiyor
"Bazen en yakınındaki de bir yabancıdır."
Kitapta sevdiğim alıntılardan biriyle girizgah yapmak istedim. Yazarımız #y:168335i sosyal medya üzerinden takip ediyordum, konuşmaları, cümleleri... Beni kitabını okumaya itti. İyi ki de öyle oldu.
Psikoloji ve Roman, ikisi iç içe geçen kitaplar farklı bir tat bırakıyor.
Kitabımızın ana karakteri 'Nefes' Baba tarafının kadınlarından yine sadece kadınlarına geçen bir özelliğe sahip, empatlık. Nefes bir duygu okuyucu. Tanımadığı insanların bile duygularını etiyle kemiğiyle bütün bedeninde hissedebiliyor. Dünyanın yükünü hafifletmek için seçilmiş olanlardan biri Nefes. Ve hayatının en zor sınavı Kenan... Aşk karşısına çıktığında her şey geri dönülemez bir hâl aldı... Ve Nefes... Sonunu, belki de tekâmülünü kendi elleriyle yazdı...
Sonunu bilerek okudum bu kitabı, ama hani olurda, bir ümit bir şeyler değişir diye umdum... Ama hayatta her şey, her zaman umduğunuz gibi olmaz, kitabımızda da o gerçeklik vardı, umulduğu gibi olmadı her şey... Nefes'le beraber ben de yarım kaldım...
Bir karanfilde ben bıraktım toprağına...
Ve "Daha yaşanacak güzel günler vardı" isimli bir yumru oturdu boğazıma...
NefesŞehval Görmez · Destek Yayınları · 2025205 okunma
Ben bu satırları yazarken ( intihar mektubuna başlamış gibi oldu, sen bu satırları okuduğuna göre ben çoktan tahtalı köye gitmiş olacağım hesabı ) yazarın eli ayağı durmuyordur kesin, yazıyordur. Be kadın hiç mi başka işin yok el insaf bizde insanız. Evi temizle, yemek yap, tatile git, nefes al nefes.
Yazarı sekiz kitabını okumuş oldum.
Evet, yazar yine son derece merak uyandıran bir kitap ile karşımıza çıkıyor. Su gibi okunuyor maşallah supanallah vb. Burda sıkıntı yok, kurgu güzel karakterler güzel de Cinayetleri daha baskın olabilirdi, daha ayrıntılı, daha işkenceli, kan istiyorum kan
Bütün karakterlerden şüphelendim. Ters köşe oldum. Öldürüleceğinden korktuğum karakter katil çıktıya la.
Kısaca konuya deginecek olursak, geçmişi sırlarla dolu olan Nora'nın yaşamını anlatıyor. Başarılı bir cerrah olan Nora, geçmişinin karanlık sırlarından kaçmaya çalışırken, beklenmedik bir olayla hayatı baştan aşağı değişir.
Sırları ve korkuları da bir açığa çıkmaya başlar. Bakalım Nora geçmişinden kaçabilecek mi! 26 yıldır sakladığı sır açığa çıkacak mı?
Bazı kapılar boşuna kilitli değildir...işgüzarlık edip illa açacağım bu kapıyı diye uğraşmayın
Okunur diyorum 10/8
Bazı kapılar boşuna kilitli değildir...
Kitap kısa ama etkisi uzun soluklu olacak bir eser.
Yazarın okuduğum ilk eseri muhtemelen de zaman zaman okuyacağım.
Aziz Bey’e gelecek olursak onun yaşantısından bahsetti, çevresinden bahsetti, duygularından bahsetti vs..
Ben farklı bir okuma yapmak istiyorum Aziz Bey adına.
Aziz Bey mutlu bir yaşam sürebilir miydi? Belki evet fakat insan psikolojisi çok komplike bir yapı nelerden etkileneceği, nelerin travma oluşturacağı belli olmuyor.
O da Maryam’a saplanan bir hayatla çıktı yola ve netice olarak saplantılığın, kalbinin onda kalmasının bedelini ödedi.
Başka bir yaşam için uğraşmadı, Vuslat’la olan evliliği dahi kendi hayatına yönelik değil yine Maryam adına yapılan bir evlilikti iç aleminde.
İnsan elem ve kederleri hayatın cilvesi olarak kabul ettiği esnada yaşamın sırlarına erişebiliyor sanki.
Bıraksaydın Aziz Bey bıraksaydın da gittiği ellerde kalsaydı ama sen bırakmadım, bırakamadın.
Üzdün..
Nur Yaramaz ‘dan Kelebeğin Ömrü
Kelebeğin Ömrü, yazarın kendi yaşam öyküsünü "duraklar" üzerinden kurguladığı bir otobiyografik deneme kitabı. Yazar, hayatın içinden geçen her duyguyu ve her dönemi birer durak olarak betimlemiş; okuru bu duraklarda kısa ama derin molalar vermeye davet ediyor.
Kitap, Kelebek Durağı ile naif bir başlangıç yapıp Sevgi Durağı ile derinleşiyor ve bazı duraklarda içimdeki isyanın haykırdığı doğrudur.
Yazar, sevginin en temel ihtiyaç olduğunu ve her yarayı iyileştirebilecek bir güce sahip olduğunu güçlü bir şekilde vurguluyor. Ancak kitabın "Sevgi Durağı" bölümünde değindiği bir nokta, okur olarak benimle ayrıştığı bir yer oldu; aileden görülmeyen sevgisizliğin kök nedeni olarak "onların da sevgi görmemiş olmasını" öne sürüyor. Kişisel kanaatimce, bu gerekçe maruz kalınan sevgisizliği hafifletmeye yetmiyor. Geçmişin döngüsü, bugünün eksikliğini her zaman haklı çıkaramaz.
Bu kitabı kısaca bir "içini dökme kitabı" olarak tanımlayabilirim. Yazar, susmanın anlamsızlaştığı noktada "yazacağım" diyerek duygularını haykırmayı seçmiş.
Edebi derinliği tartışmaya açık olsa da anlatmak istediği mesaj oldukça net ve doğrudan. Akıcı ve kısa bölümlerden oluşması sayesinde oldukça hızlı bitirilebilen, yormayan bir eser.
“Bazen başlaman gerekir her şeye yeniden; geç kalmadan, ölüm gelmeden ve korkusu sarmadan bedenini, geç kalmamak gerekir bazen birine ya da kendine ama en çok kendine.”
"Yalnız kaldım, çok yalnız kaldım çünkü hepsinin kıymetli vakitleri vardı ama bana ayıracak vakitleri yoktu ben de yalnız kalmayı tercih ettim."
“Kim bilir belki kelebekler de veda ederken gülümsüyorlardır.”
Franz Kafka’nın Dava adlı eserini okuduktan sonra, neden dünya edebiyatının en önemli romanlarından biri olarak kabul edildiğini daha iyi anladım. Kitap, ilk sayfalardan itibaren merak uyandıran bir atmosfere sahip ve okuyucuyu sürekli düşünmeye yönlendiriyor. Olayların gelişiminden çok, karakterin yaşadığı psikolojik durum ve içinde bulunduğu belirsizlik ön plana çıkıyor. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey, yazarın yarattığı bunaltıcı ve gizemli atmosfer oldu. Karakterlerin yaşadıkları olaylar bazen mantıklı bir açıklamaya kavuşmasa da bu durum eserin etkisini artırıyor. Okuyucu olarak ben de ana karakterle birlikte sürekli bir sorgulama içinde bulundum. Bu nedenle kitap, sadece okunup geçilen bir roman olmaktan çok, üzerinde düşünülmesi gereken bir eser niteliği taşıyor. Kafka’nın anlatım tarzını oldukça başarılı buldum. Dili genel olarak sade olsa da anlattığı olayların arkasında birçok farklı anlam bulunuyor. Kitabı okurken adalet, birey, otorite, özgürlük ve toplum gibi kavramlar üzerine düşünme fırsatı yakaladım. Yazar, doğrudan mesaj vermek yerine okuyucunun kendi yorumunu yapmasına olanak tanıyor. Bu yönüyle her okuyucunun kitaptan farklı çıkarımlar yapabileceğini düşünüyorum. Eserin en etkileyici taraflarından biri de insanın kendini zaman zaman çaresiz ve yalnız hissetmesini çok güçlü bir şekilde yansıtmasıydı. Ana karakterin yaşadığı duygular ve karşılaştığı durumlar, okuyucuda empati kurma isteği oluşturuyor. Bazı bölümlerde yaşanan olaylar alışılmış romanlardan farklı ilerlediği için dikkatli okumak gerekiyor. Ancak bu farklılık kitabı daha özgün ve akılda kalıcı hâle getiriyor. Kitap boyunca sürekli bir merak duygusu hissettim. Olayların nereye varacağını öğrenmek isterken aynı zamanda karakterlerin davranışlarının nedenlerini anlamaya çalıştım. Bu