Sen Beyaz Bir Kadınsın
asıl büyük sarhoş benim uzaktaki ben ki tek damla şarap içmedim ekmeğin beyaz zeytinin siyah olduğunu biliyorum asıl büyük sarhoş benim uzaktaki benim kusturucu sarhoşluğum yoksulluğum yüzüme bakmasan da yağmura düşürsen de gözlerini gözlerime bakmasan da ne kadar o kadar aydınlığın gökyüzüme uzanıyor uykularımda nefesinin sıcaklığı o kadar hangi akşam kapımı çalan sen değilsin sen değil misin gizli bir kıvılcım gibi gözbebeklerimde duran umutsuzlandığım her akşam senin rüzgârın almıyor mu uğultulu yorgunluğumu yoksulluğun eşiğinde kapaklandığım zaman ellerimden sımsıkı tutmuyor mu senin iyimserliğin
Sayfa 79·Kitabı okuyor
Ödünç hayatlar, başkalarının ahlakı ile yaşamak
Sana göre ben ve benim gibiler, duygularını, zaaflarını ve çelişkilerini gizleyip onları kimseyle paylaşmadan ve sürekli yapay bir bilinç halinde yaşayan insanlardı. Bu yüz­den ödünç hayatlarla, başkalarının ahlaklarıyla yasıyorduk ve kendimize özgü gerçek değerlerimiz oluşamıyordu. Haklıydın; kendimizin dışına çıkmıyorduk ve yara almıyorduk. Yaralanmayanların ise, ne sezgileri gelişir, ne de in­sanlarla paylaşacağı sevgileri çoğalırdı ...
Sayfa 22 - TEKİN YAYINEVİ·Kitabı okuyor
Edebiyat
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
demiş ki mustafa kemal "... memleket demiş asri ve müreffeh olacaktır behemehal bu demiş bizim için bir hayat davasıdır." 923' de demiş
Sayfa 47·Kitabı okuyor
"Başım beladan kurtulmuyor belki, belki de daha kötüsü ama ben böyle bir insanken bile Allah yüzüme gülüyor.. Ben böyle bir insanken bile."
Sayfa 34·Kitabı okuyor
Alıntı
Bir defasında kor halindeki bir parça kömür sobadan düşmüş, kendisinden iki adım öte de ahşap parke yanmaya, dumanlar çıkmaya başlamıştı, ancak konuklardan biri dayanılmaz kokuyu duyunca tehlikeyi fark etmiş ve çarçabuk ateşi söndürmüştü: Fakat o, yani Jakob Mendel iki adım ötesinde, dumanı kendisini de saran ufak yangını fark etmemişti bile. Çünkü o, başkalarının dua ettiği, kumarbazların oyun oynadığı ve sarhoşların kendinden geçmiş bir halde gözlerini boşluğa diktiği gibi kendinden geçercesine okurdu, okumaya kendini öyle kaptırır, öyle kendini verirdi ki, onun okuyuşunu gördükten sonra başkalarının okumaları bana hiçbir anlam ifade etmez olmuştu. Genç bir insan olan ben, ilk defa, Galiçyalı bu ufak tefek sahaf Jakob Mendel'de, sanatçıyı tıpkı bir ålim ve gerçek âlimi ise tamamen delirmiş biri gibi gösteren sonsuz odaklanmanın büyük sırrını, tam bir konsantrasyonun trajik mutluluğunu ve talihsizliğini keşfetmiştim.
Sayfa 5 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Modern Klasikler Dizisi, 7.Basım·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
Hani insan bir başarısızlık sonucunda zihinsel güçlerinin yetersizliğinin ve eksikliğinin farkına vardığında kendi kendine öfkelenir ya, işte ben de öyle öfkeleniyordum kendime. Fakat hatırlayacağıma dair umudumu yine de kaybetmedim. Ufacık bir şey de olsa hemen hatırlayacaktım, biliyordum, çünkü hafızamın tuhaf bir özelliği vardır. İyi ve kötü yanları olduğu gibi başına buyruk ve pek inatçıdır, ama tüm bunların yanı sıra inanılmaz sadıktır da. Hafızam olaylarda olduğu gibi yüzlerde, okunanlarda ve yaşananlarda da en önemli olanı çoğu kez kendi karanlıklarına çeker ve bu derinliklerden bir zorlama olmadan, sadece isteğim çağrısıyla hiçbir şeyi vermez. Fakat kayıp gitse de ufacık bir ipucu, bir kartpostal, bir zarf üzerindeki yazı, sararmış bir gazete sayfası da olsa, unuttuğum şey her ne ise, oltaya yakalanmış balığın karanlık suların içinden fırlaması gibi hafızamda her şeyiyle birlikte canlanıverir İşte o vakit bir insana ait tüm ayrıntıları hatırlarım; ağzını, gülerken ortaya çıkan, ağzının sol tarafındaki eksik dişi, kahkahasındaki çatlak tonu, bıyığının nasıl titrediğini, yüzünün nasıl değiştiğini, hepsini ama hepsini hayalimde canlandırabilir, yıllar öncesine gider ve o insanın bana söylediği her sözü hatırlayabilirim. Fakat geçmişi tüm duygularıyla görebilmek ve hissedebilmek için her defasında duyusal bir desteğe, gerçekliğe dair ufacık da olsa bir yardımcıya ihtiyaç duyarım. Bu nedenle daha da iyi düşünebilmek, o gizemli oltanın ucuna takılan şeyleri çıkarabilmek, hatırlayabilmek için gözlerimi iyice kapatırım. Fakat hiçbir şey çıkmadı. Hiçbir şey, hiçbir ipucu gelmedi! Hepsi enkaz altında kalmış, unutulmuştu. Ve ben şakaklarımın arasındaki o kötü ve inatçı hafızama o kadar çok öfkelendim ki, alnımı yumruklayacak hale geldim, tıpkı bozuk otomatı istediğiniz
Sayfa 3 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Modern Klasikler Dizisi, 7.Basım·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı