İnsanların birbirlerini dinlemedikleri bir çağda, kutulara mahkûm olup dertlerini de kendi içlerinde yaşadıkları bir çağda sabır taşı olsaydı da dönüp dönüp dertlerini anlatsaydı insanlar ona. O taş, kendisine dert anlatıldıkça şişer, şişer, dayanamaz hale gelir ve infilak edermiş. Kişi şöyle dermiş taşa: "Sen bile dayanamadın, parçalandın; ben nasıl dayanayım bu derde şimdi?" Taşın infilakıyla da dert anlatanın içi ferahlar, acısı azalır ve daha bir tahammül eder hâle gelirmiş.
Sayfa 40 - Timaş yayın·Kitabı okuyor
1000Kitap
Onun bana tutunduğu gibi ben de ona tutundum, kalplerimiz ağrıyordu.
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Demek istediğim, kendini pohpohlamaya. Bunu senin kadar ben de istemiyorum.”
Günümüzde ise Liberalizm
Günün İslâm âlemini ben ehramlara benzetiyorum. Yazılarımda ve konferanslarımda da belirttim. Kaidesi, yani oturduğu yer ehramın, müslüman... Çünkü milletler mü'min... Yukarıya doğru, iman azalıyor, zirvede devlet güdücüleri kadrosu inkârcı... Adi taklitçiler.. Bütün İslâm âlemi böyle!.. Bunun sebebi var.. Bunlar maket gibidir. Malûm Batılılışma hareketinin maketleri.. Bunlar birbirinin de maketleri.. Ve hepsine birden sosyalizm uyuzu hâkim..
Ey Koca Ömer biz artık cennete garantilemiş gibi yaşıyoruz..
Allah’ın azametini bilmenin bir tezahürü de O’ndan korkmak ve O’na karşı gelmekten sakınmaktır. Nitekim takvâ, vera’ ve Allah’a yakınlığıyla bilinen Hz. Ömer (ra) şöyle demiştir: “Ey insanlar! Eğer bir ses şöyle nida etseydi: ‘Ey insanlar! Hepiniz cennete gireceksiniz, yalnız bir kişi hariç,’ o kimsenin ben olmamdan korkardım. Ve eğer şöyle denilseydi: ‘Ey insanlar! Hepiniz cehenneme gireceksiniz, yalnız bir kişi hariç,’ o kimsenin ben olmamı ümit ederdim.”
Sayfa 254 - Nida yayınları
1000Kitap
Acziyet!
“Bir sinek, küçük bir su birikintisi üzerindeki saman çöpüne konduğunda kendisine büyük bir mevkî biçerek kaptanlık hevesine düşer.” “Zavallı sinek der ki: Denizi de, gemiyi de en iyi ben bilirim. Çünkü ben şu an koca bir deryâ üzerinde, sağlam bir gemide, ehliyetli, doğru düşünen ve yerinde karar veren bir kaptanım!” “Ey küçücük hacmini bir sinek gözüyle seyreden kişi! Azrâîl, altındaki saman çöpünü çektiği zaman hâlinin nice olacağını hiç düşünmez misin?” Mevlana
Sayfa 343·Kitabı okuyor