Sen gel Türkiye'yi gör.
İnsanı koyun gibi gütmek olanaksızdır, Lenin zeki biri olsa da bunu anlamamıştı. Devrim, insanların hiç kimse tarafından yönetilmemesi için yapılır, Lenin ise "Eskiden sizi aptalca yönetiyorlardı, ben zekice yöneteceğim," diyordu.
Yeni tanışanların konuşmaları zordur. Neden bahsedecekler? Yalnız açık fikirli insanlar uzun uzun konuşabilirler. Ben Halim’le evlendiğim zaman hep o söylerdi, ben susardım. Sonra onun huyunu aldım. Fakat tuhaftır, başkalarının yanında hep onun gibi konuşurmuşum. Söylerlerdi. Onun yanında onu taklit etmezmişim.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sena Şener- Çok geç kaldın.
"Sen hiç sevilmedin mi?" "Sevilmedim, Tıpkı senin gibi." "Ben canavar değilim." "Canavarlar her zaman tehlikeli adamalar ya da kötü insanlar olmazlar, Sarışın. Her insanın içinde bir yaratık vardır. Pençelerini ruhuna geçirdiginde yavaş yavaş içindeki masumiyeti söküp alır. Onu kontrol edebilirsen ne âlâ." "Kontrol edemezsem? Araz, Ya kontrol edemezsem?" "O zaman biri geçer karşına ve canavar der sana."
Sayfa 104 - Kutsal Alazgir- Araz Vladimirov·Kitabı okuyor
Bu iki şey: Kafa ve karakter yan yana çok az geliyor. Ben böyle bir adama hemen hemen hiç rastlamadım gibi bir şey.
Kurbanın Onayı
“Bir şansım varmış gibi numara yaparak size yardım etmeyeceğim. Hakların tanınmadığı bir yerde, haklıymış gibi gözükmenizi ben sağlamam. Sonunda çözümün silahla kararlaştırılacağı bir tartışmaya girip de size bir mantık havası katamam. Adaleti uyguluyormuş gibi gözükmenize yardım etmem.”
Sayfa 494 - Ya Öyle Ya Böyle·Kitabı okuyor
Edebiyat
defalarca altı çizilesi
Ne zaman yürümeye çalışsam düşerdim. Sanki arkadan bir güç iterdi de beni, yüzüstü yere kapaklanırdım; ya da sanki önümden bir şey bana abanırdı da, arka üstü yere otururdum. Beni ezmek isteyen havanın baskısıydı bu, beni derinliklerine çekmek isteyen toprağın çekişi gibiydi. Hepsinin ortasında da ben vardım, ayağa kalkmak için, ellerimle kollarımla mücadele eden, debelenen ben. Ama düşer dururdum, uçsuz bucaksız bir denize atılmış, batmaya başladığında suyla, yüzmeye başladığında rüzgârla kamçılanan bir nesne gibi, oradan oraya sürüklenirdim.
Sayfa 28·Kitabı okuyor
Alıntı