10/10
·315 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 12:22
Sınırlar, psikologlar Henry Cloud ve John Townsend tarafından yazılmış bir kişisel gelişim ve ilişki yönetimi kitabıdır. Kitabın temel fikri, insanların sağlıklı ilişkiler kurabilmesi ve kendi yaşamlarının sorumluluğunu alabilmesi için net kişisel sınırlar belirlemesi gerektiğidir. Yazarlar, birçok insanın başkalarını memnun etmek, çatışmadan kaçınmak veya suçluluk hissetmek nedeniyle "hayır" diyemediğini savunur. Bunun sonucunda kişiler başkalarının sorumluluklarını üstlenir, tükenmişlik yaşar ve kendi ihtiyaçlarını ihmal eder. Kitap, kişinin nerede başlayıp başkasının nerede bittiğini anlamasını sağlayan psikolojik sınırların önemini anlatır. Kitapta şu temel mesajlar vurgulanır: Kendi duygu, düşünce ve davranışlarımızın sorumluluğu bize aittir. Başkalarının seçimlerinin ve sonuçlarının sorumluluğunu taşımak zorunda değiliz. Gerektiğinde "hayır" demek bencillik değil, sağlıklı bir davranıştır. Sağlıklı sınırlar; aile, arkadaşlık, iş ve romantik ilişkilerde daha fazla saygı ve denge sağlar. Sürekli fedakârlık yapmak yerine, kişinin kendi ihtiyaçlarını da gözetmesi gerekir. "Başkalarına karşı sorumluluk sahibiyiz; ancak başkalarının hayatlarından sorumlu değiliz." Sağlıklı sınırlar koyabilen kişiler hem kendilerine hem de çevrelerindeki insanlara daha faydalı olabilirler.
SınırlarHenry Cloud · Koridor Yayıncılık · 20094,361 okunma
10/10
·200 syf.··
2026 18. kitabı
Bazı kitaplar bilgi verir, bazı kitaplar düşündürür, bazı kitaplar ise insanın uzun süredir sorgulamadan kabul ettiği gerçeklikleri sessizce yerinden oynatır. Erich Fromm’un Sevme Sanatı kitabı tam olarak bu üçüncü kategoriye ait bir eser. İlk bakışta sevgi üzerine yazılmış bir kitap gibi görünse de Fromm, daha ilk sayfalardan itibaren okuru alışılmış düşünme biçiminden uzaklaştırır. Çünkü kitabın merkezinde romantik ilişkilerden çok daha büyük bir soru vardır: İnsan gerçekten sevmeyi biliyor mu? Modern dünyada sevgi çoğu zaman başımıza gelen bir duygu gibi düşünülür. Aşık olmak, doğru kişiyi bulmak, ilişki kurmak, duygusal yakınlık hissetmek… Çoğu insan sevgiyi bu deneyimlerin toplamı olarak görür. Fromm ise tam burada radikal bir itiraz geliştirir. Ona göre insanların temel problemi sevmek değil, sevmenin öğrenilmesi gereken bir sanat olduğunu fark etmemeleridir. Kitabın en güçlü taraflarından biri sevgiyi pasif bir duygu olmaktan çıkarıp aktif bir beceri olarak ele almasıdır. Fromm, tıpkı bir sanatçının yıllarca çalışarak ustalaşması gibi sevginin de disiplin, emek, sabır ve farkındalık gerektirdiğini savunur. Sevgi, kendiliğinden gerçekleşen romantik bir olay değil; insanın geliştirmesi gereken bir kapasitedir. Kitapta dikkat çeken önemli ayrımlardan biri, insanların çoğu zaman sevmeyi değil sevilmeyi önemsemesidir. İnsanlar “Nasıl severim?” sorusundan çok “Nasıl sevilecek biri olurum?” sorusuna yatırım yapmaktadır. Fiziksel görünüm, statü, başarı, toplumsal kabul ya da çekicilik gibi unsurlar, sevginin kendisinin önüne geçmektedir. Fromm burada modern insanın ilişkiler kurarken dahi bir tür görünmez pazarda hareket ettiğini öne sürer. Kitabın belki de en derin bölümü, insanın varoluşsal yalnızlığı üzerine yaptığı analizdir. Fromm’a göre insan kendisinin
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20207,8bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·176 syf.··
2026 371. kitabı
Müthiş bir kişisel gelişim rehberi olan Hayır Diyebilme Sanatı, başkalarını memnun etme çabasıyla kendi sınırlarını ihlal eden insanların içsel özgürlüklerini nasıl geri kazanabileceklerini anlatıyor. Kitap, suçluluk hissetmeden "hayır" diyebilmenin aslında bir bencillik değil, kişisel haklarımızı koruma ve kendimize duyduğumuz saygıyı inşa etme yöntemi olduğunu pratik örneklerle gözler önüne seriyor.
Hayır Diyebilme SanatıMüthiş Psikoloji · Destek Yayınları · 202417,7bin okunma
Butimarın bizi tarumar ettiği anlar
9/10
·390 syf.·
2026 106. kitabı
Yazarın daha önce okuduğum Dünyasızlar kitabında final havada kalmış ve bir boşluk hissi yaratmıştı. Bu kitapla ilgili de beklentim çok yüksekti. Hatta ilk elli sayfada bir pskiyatrın iç dünyası bize öyle güzel anlatıldı ki, o anlarda sanki kahramanın iç dünyası bana ayna gibi yansıtıldı gibi hissettim. Bir psikiyatristin, kafa yapısını gözlemlemek için bir kara çarşaf giyip İstanbul'da bile gezmeyi deneyimlemiş ve taksicilik yapmış. Bu gözlemler sayesinde bu bölümleri bize çok güzel aktarmış. Butimar karakterinin kusursuzluğunu da ismini aldığı deniz kuşunun masumiyetiyle bağdaştırmıştır. Psikiyatristin hayatından sonra Yusuf'un hayatına dalıyoruz. Butimar'a olan aşkıyla nasıl yollara girdiğini okuyoruz. Yusuf'un hayatında öyle güzel dostları var ki, o dostların hikayeye etkisi oldukça fazla, yazar burada Yusuf'un simya tutkusunu da işlemiş. Bu tutku onu nasıl yönlendirmiş adım adım anlatmış. Karakterin inatçı tutumu kitapta en belirgin faktör oldu ve yaşamını etkiledi. Kitaptaki dostluk ilişkileri bazı yerlerde bencillik ile sınandı. Aşk, sürekli anlatılarak gerçeklikten koptu. Hatta kitapta aşkın yürekte saklanıp dillendirilmemesiyle ilgili bir öykü var.Bir Japon masalı ve Azerbaycan halk efsanesi var, bazen mistik bir atmosfer yaratılmış, okuyucu biraz farklı bir yolculukla kendini masalsı bir paradoksun içine itelenmiş. Fakat bu yolculuğun boğucu bir labirent gibi kafa karışıklığı yaratacak olması onu da çok etkilememiş. Bunu yazarın küçüklüğünden beri zamanda yolculuk hayali olmasına ve bunu romanlarında kullanmak istemesine bağladım. Herkes bu kitaptan istediğini alsın,herkes kafasında bir son yazsın istemiş. Bazı yerlerde okuyucunun yorulacağını, bazı kelimelerin çıkmaz bir sokağa gireceğini bilse de gizem yaratmak istemiş. Bunu da yazarın farklı ve özgün
ButimarKaan Murat Yanık · Kapı Yayınları · 20156bin okunma
Puan vermedi·637 syf.··
2026 3. kitabı
·
64 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 18:01
Bazı kitaplar var ki kapağında okumadan ölmeyin uyarısı bulunmalı " Ee anlatın bakalım, toplumun temellerinin altını oydunuz mu? Suçluları aklayıp,suçsuzları mahkum ettiniz mi? (S:129) Bu soruyu sorarak dönemin Rus adalet sisteminin ağır bir eleştirisini yapiyor. 15 , 16 yaşlarındaki çocuk diyebileceğimiz insanların idam edilmesi,kadınların, suçsuzların, yaşlıların,acizlerin acımasızca iskenceye maruz kalmasını en ince ayrıntısına kadar betimliyor Tolstoy "Ancak zenginlikleriyle yani yağmacılıklarıyla övünen zenginler, zaferleriyle yani işledikleri cinayetlerle övünen komutanlar , güçleriyle yani zorbalıklarıyla övünen hükümdarlar için de aynı şey geçerli değil midir? (S:217) ile demokrasiye ve içinde yaşadığımız topluma ağır bir eleştirisini okuyoruz. «Dünyadaki her şey neden bu kadar kötü, insanlar neden durmadan birbirine acı çektiriyor (S:188) İncil’de geçen herkes günahkar doğar ibaresinin bu soruya cevap olacağını düşünüyorum . Hepimiz aslinda kötüyüz iyiliği tercih etmek de bizim elimizde.. ‘’insanlar kendilerine değil başkalarına inandıkları için çeşit çeşit din var " (S:601) Burada da binlerce dinin aslında insanları kandırmak için yapıldığının açıklamasını yapar Tolstoy. "Kendi kendinin efendisi olursan efendilere gerek kalmaz’’ S:628) diyerek de öncelikle kendimize inanmamız gerektiğini vurgular Tolstoy. Eline emeğine sağlık. Okurken büyük bir keyifle okuduğum bir kitaptı Diriliş İçinde saf iyilik barındıran Nehlüdov’un çevre nedeniyle kötülüğü özenmesinin nedeni ile masum bir genç kızın hayatını kararttığını öğrenmesi ve bunun da üzerine yaşadığı pişmanlığı anlatır Diriliş . Öyle güzel betimlemeler ile anlatmıştır ki Tolstoy halkın o zamanlar yoksulluğunu , yüksek zümrenin adaletsizliğini , hapishane hayatının bütün
DirilişLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,6bin okunma
7/10
·136 syf.··
2026 61. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:23
"Bahçemizi ekip biçmeliyiz." diyerek bitiriyor Voltaire ama bizim okuduğumuz, Hayata gerçeklik tohumları ekin, Yaşamı emekle şekillendirin, Dünyanızı üreterek kurun, Peki ne kadar mümkün? Hikayesine metafiziksel bir iyimserlikle başlayan Candide, insanın bencilliği ve dünyanın adaletsizliğiyle tanıştıkça kuşkucu birine dönüşür. Pangloss karakteri, yaşanan tüm felaketlerin iyi bir amaca hizmet ettiğini, daha iyi durumların nedeni olacağını savunur. Çünkü Tanrı mükemmeldir ve yarattığı dünya da "mümkün olanların en iyisidir." Voltaire bu görüşü şöyle sorgular; ️Eğer dünya gerçekten mümkün olanların en iyisiyse, bunca acı ve kötülüğü nasıl açıklayabiliriz? Ben bu sorunun içinde ilk olarak bir tutam Gandhi ve Dostoyevski'nin Karamazov'undan satırlar hatırladım. Ya siz bu soruyu nasıl cevablardınız? İyiliğin sınırlarını, iyimserliğin sürdürülebililiğini, bencillik ve adaletsizliğin sınırsızlığını anlatan küçük ama etkileyici, bir günde okunacak bir hikaye bırakıyorum sizlere...
Candide ya da İyimserlikVoltaire · İş Bankası Kültür Yayınları · 20257,1bin okunma