İnsana insanca bakabilmek
8/10
·283 syf.··
2026 3. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 23:12
İnsan olmanın getirdiği “normal” diye adlandırdığımız rutinlerimizin ve sevme, sevilme gibi karmaşık ihtiyaçlarımızın aslında dışardan nasıl gözüktüğüne dair güzel bir pencere açtı bende. Nasıl farkındasızlık yaşayarak yaşadığımızı hissettim. Güzel başlayan hızlı gelişen akıcı bir kitaptı. Yazarın başka kitaplarını da okumuş biri olarak içlerinde en beğendiğim oldu. Sonu ne kadar hoşuma gitmese de okumanızı tavsiye ederim.
İnsanlarMatt Haig · Domingo Yayınları · 202314,8bin okunma
10/10
·724 syf.··
2026 11. kitabı
Tutunamamak.” Yani toplumun kurallarına, insanların beklentilerine, sıradan yaşama uyum sağlayamamak. Selim Işık bunun en güçlü temsilidir. Temalar: Yabancılaşma: Selim, dünyaya ait hissedemeyen bir karakterdir. Kimlik arayışı: Turgut’un yolculuğu, “Ben kimim?” sorusuna dönüşür. Toplum eleştirisi: Sistem, insanlar ve sahte ilişkiler sert şekilde eleştirilir. Yalnızlık: Kitabın her satırında hissedilir. Neden bu kadar güçlü bir kitap? Dili çok katmanlıdır; ironi, mizah ve acı iç içedir. Her okunuşta başka bir anlam çıkar. Karakterler gerçek gibi gelir; özellikle Selim Işık birçok okurun içinde bir yere dokunur. Modern insanın iç çatışmasını çok iyi anlatır. Zorlayıcı tarafları: ✘ Uzun ve yoğun bir romandır. ✘ Bilinç akışı tekniği yüzünden bazen yorabilir. ✘ Hızlı okunacak bir kitap değildir; sindirmek gerekir. Kitabın özeti gibi tek bir cümle kurmak gerekirse: “Tutunamayanlar, hayata uyum sağlayamayanların sessiz çığlığıdır.” Bu kitap genelde insanı şu soruyla baş başa bırakır: “Sorun gerçekten bende mi, yoksa ait olmaya çalıştığım yerde mi?” Ve belki de bu yüzden bu kadar unutulmazdır.
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Reklam
Puan vermedi
Son Bakış, bende uzun süre etkisini sürdüren romanlardan biri hissi uyandırıyor. Kitabı okurken olaylardan çok karakterin zihninde dolaşıyor, onun korkularına, pişmanlıklarına ve umutlarına tanıklık ediyorsunuz. Bu yönüyle klasik bir hikâye anlatmaktan ziyade, insan ruhunun kırılgan yanlarını gösteren bir metin gibi duruyor. Irmak Zileli'nin dili sade görünse de duygusal derinliği yüksek. Özellikle aidiyet arayışı, yalnızlık ve kaybetme duygusu satır aralarında güçlü bir şekilde hissediliyor. Roman, okuru büyük cevaplarla değil; insanın kendine sormaktan kaçamadığı sorularla baş başa bırakıyor. Bir yere ait olmak ne demektir? İnsan geçmişinden gerçekten kaçabilir mi? Bir hayatı değiştiren anlar ne kadar fark edilir? İnsan psikolojisini merkeze alan romanları seviyorsanız, Son Bakış size tanıdık ama sarsıcı bir okuma deneyimi sunabilir. Kitabı bitirdiğinizde akılda kalan şey olaylar değil; karakterin yaşadığı duygular ve geride bıraktığı iz oluyor. Bu da romanın en güçlü taraflarından biri. Özellikle iç dünyası zengin, düşündüren ve duygusal yoğunluğu yüksek kitaplardan hoşlanan okurlar için etkileyici bir tercih.
Son BakışIrmak Zileli · Everest Yayınları · 2026797 okunma
"Bir Sokak,Binbir Hatıra"
10/10
·344 syf.··
2026 15. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 19:28
Lale Sokak No: 1 yalnızca bir sokağın hikayesini değil geçmişin sıcaklığını, komşuluk ilişkilerini ve unutulmaya yüz tutmuş anıları da sayfalarına taşıyan sıcacık bir kitap.Geçmiş ile bugün arasında gidip gelen hikaye aile bağlarını,dostlukları,özlemleri ve zamanın insan hayatında bıraktığı izleri etkileyici bir şekilde anlatıyor. Sade ve akıcı dili sayesinde karakterlerle kolayca bağ kuruyor, onların sevinçlerini,kırgınlıklarını ve umutlarını yüreğinizde hissediyorsunuz. 90'lı yıllarda büyümüş biri olarak, bu kitap bende birçok anıyı yeniden canlandırdı kimi zaman yüzümde bir tebessüm bıraktı,kimi zaman da derin duygulara sürükledi. Sıcacık atmosferi ve samimi anlatımıyla,uzun süre etkisinden çıkamayacağım ve keyifle okuduğum güzel bir kitap oldu.
1000Kitap
Lale SokakPınar Pars · İkinci Adam Yayınları · 202630 okunma
5/10
·168 syf.··
2026 46. kitabı
Sabahattin Ali’nin Türk edebiyatında en çok okunan ve en çok romantize edilen romanlarından biri. Ancak bu romanın yarattığı büyük ün ve beklentiye rağmen bende beklenen etkiyi tam olarak oluşturmadı. Güçlü Yönleri Romanın en güçlü tarafı, insanın görünmeyen iç dünyasını anlatmadaki başarısı. Toplum içinde sıradan, silik ve dikkat çekmeyen bir insan olarak görülen Raif Efendi’nin iç dünyasında saklı kalan yoğun duyguları, kırılganlıkları ve yalnızlığı oldukça etkileyici bir biçimde aktarıyor. Özellikle bir insanın dışarıdan görünen haliyle gerçek benliği arasındaki fark, romanın en başarılı temalarından biri. Bir diğer güçlü yön, Maria Puder karakteri. Dönemine göre oldukça sıra dışı bir kadın karakter olarak çizilmiş; bağımsız, kendi düşünceleri olan, ilişkilerde klasik kadın-erkek rollerine uymayan bir figür. Bu durum romanı yalnızca bir aşk hikâyesi olmaktan çıkarıyor. Sabahattin Ali’nin dilindeki sadelik ve duyguları abartıya kaçmadan aktarma biçimi de kitabın önemli artılarından biri. Özellikle yalnızlık, anlaşılmama ve içe kapanıklık gibi duygular oldukça doğal bir yoğunluk taşıyor. Zayıf Yönleri Kitap yıllardır Türkiye’de neredeyse “unutulmaz aşk romanı” olarak sunulduğu için, okur çoğu zaman olağanüstü bir deneyim bekleyerek başlıyor. Ancak romanın etkisi herkes için bu ölçüde güçlü olmayabiliyor. Olay örgüsünün oldukça durağan ilerliyor. Özellikle ilk bölümlerde tempo düşük kalıyor ve romanın asıl duygusal yoğunluğuna ulaşmak zaman alıyor. Daha hareketli veya katmanlı bir anlatı bekleyen okur için bu yapı yorucu gelebilir. Ayrıca Raif Efendi karakterinin iç dünyası detaylı işlenirken, roman bazı bölümlerde sürekli melankoli ve içe kapanıklık ekseninde ilerlediği için duygusal çeşitlilik sınırlı kalabiliyor. Bu da kitabın tek bir ruh
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,2bin okunma
Ailenin dokunulmazlık zırhı…
10/10
·288 syf.··
2026 3. kitabı
İyi Aile Yoktur’u okurken en çok zorlandığım şey, kitapta anlatılanların yabancı gelmemesiydi. Çünkü Nihan Kaya öyle uç örneklerden, istisnai hikâyelerden bahsetmiyor. Tam tersine, çoğumuzun “normal” diye büyüdüğü şeyleri masaya yatırıyor. Aile kavramı toplumda neredeyse kutsal kabul edilir. Anne babalar sorgulanmaz, çocuklar ise çoğu zaman sorgulanan taraftır. Bir sorun varsa çocuk asi olmuştur, nankördür, şımarmıştır, söz dinlemiyordur. Oysa Nihan Kaya bu ezberi tersine çeviriyor ve rahatsız edici bir soru soruyor: Ya sorun çocukta değilse? Kitap boyunca çocukların ne kadar ciddiye alınmadığını görmek insanın içini sıkıyor. Yıllarca bebeklerin ve küçük çocukların fiziksel acıyı yetişkinler kadar hissetmediğine inanılmış olması bile başlı başına ürkütücü. Daha da ürkütücüsü, duygusal acılarının bugün bile çoğu zaman önemsenmemesi. “Çocuktur, unutur”, “Anlamaz”, “Büyüyünce geçer” denilen pek çok şeyin aslında insanın karakterinde, ilişkilerinde ve kendilik algısında yıllarca iz bırakabileceğini anlatıyor kitap. Nihan Kaya’nın üzerinde durduğu bir başka konu da kadının aile içindeki görünmez yükü. Kadın çoğu zaman fedakârlığın adı oluyor. Kendi isteklerinden vazgeçmesi bekleniyor, kendi hayatını ertelemesi bekleniyor, herkesin yükünü taşıması bekleniyor. Üstelik bunlar öyle normalleştirilmiş ki çoğu zaman görev gibi görülüyor. Oysa kitap, kadının da ailesindeki diğer bireyler kadar arzuları, hayalleri ve sınırları olan bir insan olduğunu hatırlatıyor. Kitapta dikkatimi çeken bölümlerden biri de çocukların anne babalarını koşulsuz sevmesi üzerine yapılan değerlendirmelerdi. Bir çocuk ne kadar kırılırsa kırılsın, ne kadar ihmal edilirse edilsin çoğu zaman sevgisini anne babasından çekmiyor. Hatta çoğu zaman suçun kendisinde olduğunu düşünüyor. Belki de bu yüzden aile
İyi Aile YokturNihan Kaya · İthaki Yayınları · 20187,9bin okunma
Reklam
Reklam