Şerife Bacı
10/10
·176 syf.··
2026 6. kitabı
İstiklal Yolunda Kahraman Bir Türk Kadını ​İstiklal Yolunda Kahraman Bir Türk Kadını Şerife Bacı adlı romanın Şerife Bacı'nın şahsında Türk kadınının kahramanlığını destansı bir anlatımla ebedileştirmesi Türk tarihi ve edebiyatı için önemli bir adım olmuştur. Bu bağlamda Şerife Bacı'nın destansı kahramanlığının anlatıldığı bu romanın, Türk milletinin her bir ferdi tarafından okunmasının gerekliliğini vurgulamak kaçınılmazdır. ​Murat BAŞESGİOĞLU ​"... O sırada oda kapısının önünde ayakta bekleyen Şerife atıldı: 'Ben gelirim Muhtar Emmi, ben gelirim. Hem bizim öküzlerin huyunu benden daha iyi bilen olmaz. Sürer götürürüm. Madem bize ihtiyaç var, madem asker cephede mermi bekler, madem vatan kurtulacak, elbet gelirim. Muhtar Emmi, madem yavrular vatansız kalmayacak, madem biz camimizden, namusumuzdan emin olacağız, elbet gelirim.'" ​İşte Türk kadınının fıtratını yansıtan cümleler böyle dökülmüştü Şerife'nin dudaklarından... ​Her alanda değer üreten Türk kadını savaşlarda da kahramanca mücadele etmiştir. Bu mücadele sürecinde bizzat savaşlara katılmanın yanında, cephe gerisinde hastanelerde hasta bakıcı ve hemşire olarak, fabrika ve atölyelerde mermi ve cephane üreterek, cephedeki askerlere mermi taşıyarak, askerlerin dikim ve yiyecek ihtiyaçlarını karşılayarak önemli görevler ifa etmişlerdir. Türk kadınlarının düşmana karşı efsaneleştiği dönemlerden biri de Millî Mücadele dönemidir. ​İstiklal Yolunda Kahraman Türk Kadını Şerife Bacı da işte bu mücadelenin genç bir kadının ruhunda uyandırdığı destansı bir kahramanlığın sonraki kuşaklara miras kalan değerli hatırasının bir romanıdır.
Şehit Şerife BacıMuharrem Kaşıtoğlu · Pozitif Yayınları · 2023178 okunma
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 20:59
Fil Saati, Tuğba Sarıünal 192 sayfa, Destek Yayınları Elinizden düşüremeyeceğiniz bir kitapla daha geldim. Bulmaca çözer gibi okuyacağınız, kainatla ilgili derin suallere yanıtlar aradığınız, zamanın içinde belki de kaybolacağınız bir roman Fil Saati. Akıcı bir üsluba sahip, sürükleyici bir kurgu içeriyor kitap. Yazarın daha önce Çarpışma isminde bir kitabını daha okuyup onu da çöp beğenmiştim. Bu da okumaktan büyük keyif aldığım kitaplardan birisi oldu benim için. Büyük merak uyandıracak konusuna da gelecek olursak şu şekilde; Yetiştirme yurduna verilen sekiz yaşındaki Eren’in annesi ve babası bir kaçaktır. Ülkede terör kapsamına girecek bir suçtan aranmaktadır. Annesi ile babası, Eren’e her an ulaşabilir düşüncesiyle de Eren polisler tarafından hep göz hapsindedir. Okula giderken, yurda geri dönerken, yemek yerken, gezilere götürüldüğünde vs. Bir gün yurda geri döndüğünde panayıra götürülür çocuklar. Panayırda kendisiyle iletişim kurmaya çalışan bir palyaço olur. Polisler bu durumdan işkillenir ve peşine düşerler adamın. Adam kaçar ve kaçarken de vurulur. Vurulduktan sonra denize atar kendini ve bir daha da izine rastlayamaz polisler. Adamdan geriye kalan kan izlerinin DNA incelemesi sonucunda çok ilginç bir detay çıkar ortaya. Sekiz yaşındaki Eren ile vurulup kayıplara karışan adamın DNA örnekleri birebir aynıdır. Yani adam sekiz yaşındaki Eren’in bizzat kendisidir sonuca göre. Artık herkesin beyni yanmak üzeredir ve olay da bir Arap saçına dönmüştür. Bakın konusu itibariyle bile oldukça ilgi çekici bir kitap. Bulmaca çözer gibi adım adım yaklaşıyorsunuz ve elinizden bırakamıyorsunuz kitabı. Macera, merak duygusu, cinayet çözümlemesi gibi konuları seviyorsanız keyifle okuyacağınız bir roman. Benden size gönülden tavsiye olsun. İyi okumalar #alıntı “Dervişin
Edebiyat
Fil SaatiTuğba Sarıünal · Destek Yayınları · 20202,017 okunma
Reklam
Ne demek senin "Check List"in yok!
9/10
·184 syf.··
2026 27. kitabı
Söyledikleri hoşuma gitmekle birlikte gitmemişti de aslında. Eski halimi de çok seviyordum. Savrulmazsan varacağın yere gidemezsin ki... Pardon da bu cümle çok iyi oldu. Uzatmaya gerek yok. Şampanya içmeye devam.
Benden Ne OlurAslı T. Kızmaz · İnkılap Kitabevi · 20191,471 okunma
Puan vermedi
Açık konuşacağım; çok sevdiğim, yakından tanıdığım bir kadının elinden böyle devasa bir iş çıktığını görmek beni kelimenin tam anlamıyla büyüledi, altüst etti ve çok fazla heyecanlandırdı! Resmen keyiften dört köşe oldum, okurken bir ara kalkıp biraz koşasım falan geldi! Biz Burcu’yla beraber güleriz, konuşuruz, fikir alışverişinde bulunuruz. O yüzden de ben kitabı elime alırken bizim Burcu’yu okuyacağımı sanıyordum; meğer karşımda yılların edebiyatçısı, demlenmiş bir usta yazar varmış da haberim yokmuş. Burcu’cum, bu nasıl bir emek, nasıl bir şahane delilik? Kitap boyunca beni bir oraya fırlattı bir buraya. Tam bir öyküde ince bir ironi yakalayıp gülerken, çat diye bir sonraki sayfada tokat yemiş gibi kalakaldım. (Hele o bir tatlı isimli öykü var ya... İsim vermiyorum spoiler olmasın ama o çok komik başlayıp insanı paramparça eden o son beni mahvetti... ) Okurken beni asıl vuran yerlerden biri de o muazzam gözlem yeteneği oldu. Halkın o en saf, en bizden halini öyle bir yakalamış ki... Karakterlerin konuşma metinleri, o diyaloglar gerçekten harikaydı. Hani o mahallemizin, ailemizin içindeki samimi sesler var ya; onları yapaylığa hiç kaçmadan, o kadar doğal ve usta işi aktarmış ki diyalogları okurken resmen muhabbet yanımda dönüyor gibi hissettim. :) Kendi de çoğunlukla öyle konuşur zaten; mesela beni arayıp ulaşamamışsa doğrudan *"Neredesin Allah'ın cezası!"* der. İşte o samimiyet aynen kitaba akmış. Sinematik betimlemelerinin başarısı zaten apayrı bir seviye ama argoyu öykülere öyle güzel, öyle dozunda yedirmiş ki... Hiç mi sırıtmaz bir kelime! Hayatın içindeki o gerçekçiliği ve sokağın ruhunu aynen hissettim, oralar tıpkı film gibiydi, çok hoştu. Kitapta en sevdiğim bir diğer konu da kadınların yaşadığı sorunlar, o görünmez mücadeleler ve toplumsal dertlerimiz
Ben Yokmuşum GibiBurcu Ünlü · Everest Yayınları · 2023196 okunma
10/10
·1000 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
·
110 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 01:17
Esselamualeykum … Incelemeden cok kitabin bende biraktiklari…bu kiymetli eserin kolay kolay anlatilabilecegini dusunmuyorum… Raflarımda duran kitaplar arasında Mektûbât-ı Ma’sûmiyye’nin yeri bambaşka. Rahmetli Bayram Ali Öztürk Hocamızın Mektûbât-ı Rabbânî derslerinde bu isimleri duyduğumda içime düşen o niyet, bugün kütüphanemin en kıymetli incisi oldu. 'Nur üstüne nur'diyorlar ya, bu kitabı okurken tam olarak bunu hissettim. İnsan bazen kelimelerle anlatamadığı, sadece kalbinde bir düğüm gibi taşıdığı duygular yaşar; işte bu mektuplar o düğümü çözen, ruhu ferahlatan cinsten. İmam-ı Rabbani Hazretleri'nin kıymetli oğlu Muhammed Ma’sûm Fârûkî Hazretleri'ne rahmet ve minnetle... Sanki o, yüzyıllar öncesinden bugün bizim dünyamıza, tam ihtiyacımız olan o şefkatli dokunuşu yapıyor. Bu eseri dilimize kazandıran Süleyman Kuku hocamızdan, bu kıymetli eseri titizlikle basan Çeşme Kitabevi'nden Allah razı olsun. 'Okudum ve bitti' diyemeyeceğim bir eser bu. Anlamakta zorlansamda , sadece o iklimde bulunmak, satırlardaki o Ehl-i Sünnet kokusunu içime çekmek için tekrar tekrar açacağım. Eserden gönlüme düşen şu satırlar aslında her şeyi özetliyor: “Azîz kardeşim! Kıyâmetin yaklaştığı zamandayız. Zulmetler, karanlıklar gittikçe artıyor. Dünya bu zulmetlerin girdabına gömülmüş gidiyor. Bir kahraman lâzımdır ki, böyle bir zamanda sünneti ihyâ, bid'ati imha etsin. Resûlullah'ın sünnetinin nûr ve ışıkları olmadan doğru yolu bulmak muhâldir. Resûlullah'a tâbi olmadan kurtuluş aramak kuru hayaldir.” Eğer gönlünüzde tasavvufa dair bir yer, hakikat arayışına dair bir niyet varsa, bu eseri sadece okumayın, onu bir dost gibi yanınızda taşıyın. Rabbim şefaatlerine nail eylesin… Bu eserin bereketine hürmetle... İlk inceleme benden, daha sonra okuyacak olanlara
Mektûbât-ı Ma'sûmiyye (2 Cilt Takım)Muhammed Ma'sûm Fârûkî · Alioğlu Yayınevi · 20192 okunma
İnsan ancak kalbiyle baktığında doğruyu görebilir.
Puan vermedi·288 syf.··
2026 6. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 23:06
Bazı kitaplar bir hikâye anlatır, bazıları ise insanın hayatına küçük bir ayna tutar. *Hyunam-Dong Kitabevi* benim için ikinci gruba ait kitaplardan biri oldu. İlk bakışta bu roman, kurumsal hayatı bırakıp bir kitabevi açan bir kadının hikâyesi gibi görünüyor. Ancak sayfalar ilerledikçe bunun bir meslek değişikliği hikâyesinden çok, modern insanın yorgunluğunu anlatan bir roman olduğunu fark ediyorsunuz.Yeongju toplumun başarılı saydığı her şeye sahip biri. İyi bir eğitim, iyi bir kariyer ve düzenli bir hayat... Fakat bütün bunlara rağmen mutlu değil. Çünkü bazen insan istediği hayatı değil, ondan beklenen hayatı yaşıyor. Romanın merkezindeki kriz de tam olarak burada başlıyor.Bu noktada kitap bana sık sık Byung-Chul Han'ın modern yorgunluk üzerine düşüncelerini hatırlattı. Günümüz insanı artık başkaları tarafından baskılanmıyor; kendi performansının yükü altında eziliyor. Yeongju'nun yaşadığı tükenmişlik de bu durumun çok tanıdık bir örneği.Romanın en sevdiğim yanı ise büyük dönüşümler vaat etmemesi oldu. Kitabevi açıldıktan sonra her şey mucizevi biçimde düzelmiyor. Müşteriler akın etmiyor, hayat bir anda anlam kazanmıyor. Tam tersine, karakterler küçük adımlarla iyileşiyor. Çünkü yazarın asıl anlatmak istediği şeyin bu olduğunu düşünüyorum: Hayat bazen büyük değişimlerle değil, küçük duraklarla dönüşüyor.Kitabevine gelen karakterlerin hemen hepsinin ortak bir noktası var. Başarısız hissedenler, yönünü kaybedenler, yalnız kalanlar, kendini ait hissedemeyenler... Aslında hepsi modern hayatın farklı yüzlerini temsil ediyor. Bu yönüyle kitap bana Viktor Frankl'ın insanın temel ihtiyacının mutluluk değil, anlam arayışı olduğu fikrini de sık sık hatırlattı.Roman ilerledikçe kitabevinin kendisi bir karaktere dönüşüyor. İnsanlar oraya sadece kitap almak için değil, biraz
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,2bin okunma
Reklam
Reklam