Bir öğleden sonra şehirde otobüse, metroya bindiğimizde ya da bir alışveriş merkezinde dolaştığımızda buraları dolduran insanların yüzünde bu mutluluğa ilişkin bir iz göremiyoruz. Hatta yüzlerde donuk bir huzursuzluk olduğu gayet net görünüyor. Çehreler maskelere dönüşmeye, yüz hatları birbirine benzemeye, kaygı verici biçimde kusursuzlaşmaya başladıkça bakışlardaki derinlik yitiyor. Bunun zıddı olarak Üçüncü Dünya'da toprak yolları arşınlayan yoksul halkın, birbirlerini selamlamak için açılmaya hazır elleri ve ışıklı gözleri geliyor hemen akla. Bu nasıl mümkün olabiliyor? Hesap tutmuyor. Biz her şeyi denetim altında tutuyoruz, artık açlık susuzluk nedir bilmiyoruz, bulutsuz ufkumuzda yazılı olan slogan daima: "Benden sonra tufan." Nasıl doğacağımızı biliyoruz, yakında nasıl öleceğimizi de bilebileceğiz ama gene de depresyon, intiharlar, şiddet yakamızı bırakmıyor.
Günlerimiz sıradan sıkıntılara sıkılarak geçiyor oysa bazılarının üzerlerinde bir paçavra var, yiyecek ve su bulabileceklerinden emin değiller ama hafif adımlarla, hayat bir şenlikmiş gibi yürüyorlar daima.
Bir bütün idim ben Leyla ile. Sense Leyla’yım diyorsun. Sen Leyla isen eğer; beni yakmaya hayalin yeter, takatim yok sana kavuşmaya. Varlığı olmayan bir zerreye aynadan ne fayda? Canım gideli hayli zamandır, cismindeki bir başka candır; bir Özge candır. Sensin beni benden ayıran, uzaklaştıran. Ben yokum senin, tecellilerin var. Şimdi ben yok oldum. Manevi dünyamda dostum daima sensin. Dış görünüşe değer verme bahşi ortadan kalktı artık. Gönül çok önceleri sana koştu, canım seninle gitti. Şimdiki canım Leyla’ya değil, Mevla’ya yönelik….
Doğru ya da yanlış, tüm duygularımı ilişkimize yatırdım. Senin umutlarını ve hayallerini benimseyip kendiminmiscesine sevdim. Sana o kadar değer verdim ki başkasına verecek değerim kalmadı, kendime bile. İki kişilik bir sosyal çevre benim için yeterliydi. Sen her zaman benim için yeterliydin ama ben hiç senin için yeterli olduğumu hissetmedim. Belki bunu değiştirebiliriz. Seni daha az seversem belki terazi benden yana eğilir, sen beni daha çok seversin?
Şöyle bir ikilem yaşıyorum: Seni bütünüyle kendime istiyorum; ama senin özgür olmanı, bağımsız olmanı da istiyorum — bana bağlı olmanı; ama, benden bağımsız olmanı...